Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2035 E. 2026/2383 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2035
Karar No
2026/2383
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1899 E., 2026/283 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/53 E., 2021/614 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak verilen karar davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ile yüklenici ... arasında 90 88... parsel sayılı taşınmaz hakkında 08.01.1998 tarihli taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, yüklenici ...'ın bu sözleşme hükümlerine istinaden davalıya taşınmazdan pay sattığını, ancak yüklenicinin edimini eksik ifa etmesi nedeniyle açılan davada payların iptaline, davacı adına tesciline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalının taşınmazı yükleniciden aldığı tarihten itibaren ikamet ettiğini ve kira ödemeden kaçındığını, bu nedenle müdahalesinin men'ini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geriye dönük beş yıllık ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı yüklenici ... arasında ... 26. Noterliği 02.06.1998 tarihli ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmede yüklenici ...'ın ... 12. Noterliğinden 24.12.1997 tarihli ve ... yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesi ile sahibi olduğu 90 88... parsel üzerine inşa edilen binanın 6. katındaki 16 No.lu bağımsız bölümü satın aldığını, müvekkilinin bedelini peşin ödediğini, dairenin teslim edildiğini ve tapuda müvekkili adına da tescil edildiğini, yüklenicinin taşınmazı tamamlayamadığını, davacı ile müvekkili arasında 27.07.2006 tarihli sulh sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme uyarınca müvekkilinin davacıya söz konusu daire ile ilgili 24.000,00 TL ödediğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacının davaya dayanak olarak göstermiş olduğu İstanbul 10 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/248 Esas, 2007/515 Karar sayılı dosyasından verilen kararın kesinleşme tarihi 20.06.2014 olup davacının bu tarihten öncesine ilişkin hiçbir talep hakkının bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile son tapu kaydına göre 17/38 hissenin davacı adına kayıtlı olduğu, davalı adına kayıtlı hissenin bulunmadığı, diğer hisselerin ise dava dışı kişilere ait olduğu, daha önce arsa sahipleri ile dava dışı müteahhit arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği, yukarıda belirtildiği gibi kesinleşen mahkeme kararıyla sözleşmenin geçmişe etkili olarak feshedildiği, davacı ile dava dışı müteahhit arasında düzenlenen sözleşme ile davalıya satılan payın son haliyle davacı adına kayıtlı olduğu anlaşıldığından davalının dava konusu taşınmazda bulunan 7 No.lu bağımsız bölüme yönelik el atmasının önlenmesi ile taşınmazdan tahliyesine, toplam 65.825,45 TL ecrimisilin tahakkuk tarihlerinden itibaren işleyen yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara yasal miras hisseleri oranında verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu kaydından dava konusu taşınmazda davacının 17/38 pay oranında paydaş olduğu, davalı ...'ın paydaş iken mahkeme kararı ile hissesinin iptaline karar verildiği ve dava tarihi itibariyle taşınmazda hissedar olmadığı, davacı ile dava dışı ... arasında akdedilen taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mahkeme kararı ile geriye etkili olarak feshedildiği ve hükmün davalı yönünden 20.06.2014 tarihinde kesinleştiği, bahse konu davanın davacısının eldeki davanın davacısı, davalıların ise eldeki davada davalı ve dava dışı kişiler ve yüklenici olduğu; dava konusu taşınmazda kat irtifakı/kat mülkiyetinin kurulu olmadığı, taşınmaz üzerindeki binada yer alan 7 No.lu bölümde davalının ikamet ettiği sabit olup Mahkemece anılan bölüme davalının el atmasının önlenmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı yükleniciden pay satın almakla dairenin davalıya teslim edildiği, bu durumda, davalının daireyi kullanmaya başladığı tarihte iyiniyetli olduğu, ne var ki, bu iyiniyetli kullanımın inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin kararın kesinleşmesi ile son bulduğu, bu nedenle kararın kesinleşme tarihi ile eldeki davanın açıldığı tarihe kadar olan dönem bakımından davacı tarafın davalıdan ecrimisil talep edebileceği, ayrıca Mahkemece davalının dava konusu bölüme el atmasının önlenmesine karar vermekle yetinilmesi gerekirken taşınmazın tahliye edilmesi hususu infaz aşamasını ilgilendirdiği halde, bu doğrultuda hüküm kurmuş olmasının doğru olmadığı gibi davacının, ecrimisil isteği yönünden faiz isteği dava tarihinden itibaren olmakla mahkemece taleple bağlılık ilkesi gözetilmeksizin talebi aşar şekilde dönem sonlarından yasal faize hükmetmesi de hatalı olduğundan davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan yapıda 7 No.lu daireye yönelik el atmanın önlenmesine, 23.882,94 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı mirasçılarına verilmesine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 22.01.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 07.05.2025 tarihli ilamı ile; "reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 41.942,51 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.300,00 TL'nin altında kaldığından kararı katılma yoluyla temyiz eden davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile davalının, yükleniciden pay satın almakla taşınmazın davalıya teslim edildiği, bu durumda davalının daireyi kullanmaya başladığı tarihte iyiniyetli olduğu, bu iyiniyetli kullanımın inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin kararın kesinleşmesi ile son bulduğu açık olduğundan inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin olarak verilen kararın davalı yönünden kesinleştiği tarihten eldeki davanın açıldığı tarihe kadar olan dönem bakımından davacı tarafın davalıdan ecrimisil talep edebileceği ancak güncel tapu bilgilerine göre, dava konusu 90 88... parsel sayılı taşınmazda davacının 17/38 oranda hissedar olması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen ecrimisil miktarında, davacının hissesi dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına" karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazda davacının 17/38 pay oranında hissedar olduğu, davalı ...'ın paydaş iken mahkeme kararı ile hissesinin iptaline karar verildiği ve dava tarihi itibariyle taşınmazda hissedar olmadığı, davacı ile dava dışı ... arasında akdedilen taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mahkeme kararı ile geriye etkili olarak feshedildiği ve hükmün davalı yönünden 20.06.2014 tarihinde kesinleştiği, bahse konu davanın davacısının eldeki davanın davacısı, davalıların ise eldeki davada davalı ve dava dışı kişiler ve yüklenici olduğu; dava konusu taşınmazda kat irtifakı/kat mülkiyetinin kurulu olmadığı, taşınmaz üzerindeki binada yer alan 7 No.lu bölümde davalının ikamet ettiği bu nedenle davalının elatmasının önlenmesine, davalının daireyi kullanmaya başladığı tarihte iyiniyetli olduğu, ne var ki, bu iyiniyetli kullanımın, inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin kararın kesinleşmesi ile son bulduğu, hal böyle olunca inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin olarak verilen kararın davalı yönünden kesinleştiği tarihten eldeki davanın açıldığı tarihe kadar olan dönem bakımından davacının taşınmazdaki payı oranında davalıdan 10.684,47 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacının mirasçılarına miras payları oranında verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşınmazdaki kullanımının mülkiyet ve zilyedlik hakkına dayandığını, tapu kaydında taşınmazın arsa olarak yer aldığı sabit olup, bozma sonrası istinaf kararında taşınmaz üzerinde yer alan yapıda 7 No.lu daireye yönelik el atmanın önlenmesine ilişkin kararın tapu kaydına ve hukuka uygun olmadığını, davacının hisse oranı dikkate alınmadan 650.000,00 TL taşınmaz bedeli üzerinden harç alınması, yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin hükmün kesinleşmesi öncesinde tapu maliki olduğu, dolayısıyla kesinleşme tarihinden sonrada sulh sözleşmesi esasına dayalı kullanımına devam ettiği, aksi bir bildirim ve kullanımdan mene ilişkin davacı tarafından müvekkiline usulüne uygun bir tebliğin bulunmadığı, dolayısı ile 20.06.2014 tarihinin ecrimisil başlangıç tarihi olarak kabulüne ilişkin evrilen kararın hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin imalat ve tadilat işlemleri nedeni ile yaptığı katkının taşınmazın değerine etkisinin değerlendirilmediğini, sulh sözleşmesinin düzenlendiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, fahiş surette yapılan hesaplama ile ecrimisil başlangıç tarihinde hataya düşülerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2035, K. 2026/2383, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-2035-e-2026-2383-k-077babe1df63