Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1370 E. 2026/2271 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1370
- Karar No
- 2026/2271
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/499 E., 2025/303 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1 17... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, Hazineye ait komşu taşınmaz olan 45 parsel üzerinde eskiden beri tarım ve hayvancılıkta kullanılan bir yol bulunduğunu, burası dışında müvekkiline ait taşınmaza ulaşımı sağlayacak başka bir yol olmadığını ileri sürerek zorunlu ihtiyaç nedeniyle ve belirlenecek bedeli mukabilinde bu taşınmaz üzerinde müvekkiline ait taşınmaz lehine ... irtifakı kurulmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... hakkı tesis edilmek istenen 45 parselin 14.04.2014 tarihinde ... köyü tüzelkişiliği adına ağaçlandırma yapılmak üzere tahsis edildiğini, yine 45 parselde dava dışı kişinin haksız işgal şeklindeki kullanımı ve kepçeyle yol açtırması nedeniyle tahliye ve ecrimisil işlemlerinin devam ettiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen yolun bu yer olduğunu, iddia edildiği gibi bu yerde önceden beri kullanılan bir yol bulunmadığını, davacının 46 parseli 2011 yılında iktisap ettiğini, bu durumun önceden makineli ziraat faaliyetlerinde başka alternatif yolların kullanıldığını gösterdiğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 hükmündeki koşulların söz konusu olmadığını, açılacak bir yolun Hazineye ait taşınmazın değerini azaltacağı gibi üzerinde yetiştirilecek ağaçlar için de olumsuz etki yaratacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyarak verdiği hükmün Dairemizce bozulması üzerine 18.07.2022 tarihli ve 2022/346 Esas, 2022/419 Karar sayılı kararı ile; davanın kabulüne, davalıya ait 45 parsel sayılı taşınmaz üzerinde fen bilirkişisi raporunda "1. Alternatif Yol" olarak gösterilen 532,18 m² yer yönünden davacıya ait 46 parsel sayılı taşınmaz lehine sürekli ... hakkı tesisine, tesis edilen ... hakkının tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine ve kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline, karar kesinleştiğinde mahkeme veznesine depo edilen 2.299,02 TL ... bedelinin 1 17... parsel malikine ödenmesine, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 2.299,02 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine ilişkin direnme kararı verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 18.07.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.2024 tarihli ve 2023/7-272 Esas, 2024/240 Karar sayılı ilâmı ile "maliki olduğu 46 parsel sayılı taşınmazın genel yola ulaşım için zorunlu ... ihtiyacı içerisinde olması nedeniyle davacının 4271 sayılı Kanun’un 747 nci maddesi çerçevesinde komşularından ... hakkı isteyebileceği konusunda Mahkeme ve Özel Daire arasında anlaşmazlık bulunmamaktadır. İlk karar aşamasında Mahkemece davalı Hazineye ait 45 parsel sayılı taşınmazı üçe böler mahiyetteki yol güzergâhı tercih edilmiş, Özel Daire bu güzergâhın geçitle bölünemezlik ilkesi ile kesintisizlik ilkesini ihlâl ettiğini tespit etmiş ve yeni bir alternatif güzergâhın belirlenmesi gerekliliğine işaret etmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemenin bilirkişi marifetiyle tespit ettiği ve direnme kararına esas olan güzergâh da Hazine taşınmazını parçalara ayırmaktadır. Mahkeme, taşınmazların fiili kullanım durumları ve coğrafi özellikleri dikkate alındığında davalı taşınmazının bu ... ile bölünmesinin ekonomik bütünlüğü bozmadığını, belirlenen (diğer komşu parseller sınırı yanından geçen) diğer alternatif yolun eğim ve dönüşler nedeniyle zirai kullanıma uygun ... niteliği taşımadığı gerekçesine dayanmıştır. Oysaki yukarıda değinildiği üzere zorunlu ... güzergâhı belirlenirken lehine irtifak tesis edilen taşınmazın ihtiyaçlarının mahiyeti yanında komşuluk hukukunun yarattığı ... zorunluluk nedeniyle mülkiyet hakkı kısıtlanacak taşınmazın durumu ve irtifakın bu taşınmaz üzerinde yaratacağı yükün ağırlığı da göz önünde bulundurulmalı, yalnızca lehine ... hakkı tesis edilen taşınmaz için en elverişli güzergâh değil üzerinde ... kurulacak taşınmaza en az zararı verecek alternatifler de değerlendirilmelidir. Hâlihazır durumda zeminde kullanılmakta olan bir yolun bulunması, bunun yanı sıra Hazine taşınmazının tesis edilen geçitle bölünmesiyle oluşan krokide C ile işaretli yaklaşık bir dönümlük alanın, kalan yaklaşık 38 dönümlük alandan farklı olarak daha düz olması ve ağaçlandırılmamış, üçüncü kişilerce tarla olarak kullanılıyor olması da tek başına bu yolun tercih edilmesine yeterli kabul edilemez. Zira bir bütün olan davalıya ait taşınmazdaki fiili yol ve sürülmek suretiyle ekim alanı olarak kullanım, fuzuli işgal teşkil eden üçüncü kişilere ait eylemlerle gerçekleştirilmektedir. Gerek bu durum gerekse ileride bu taşınmazın kullanımında meydana gelmesi muhtemel değişiklikler göz önüne alındığında, yüklü taşınmazın parçalara ayrılmasına ve iki ayrı sınırlı taşınmaz doğumuna neden olan hüküm, zorunlu ... tesis edilirken en az zarar verme ve fedakârlığın denkleştirilmesi yönündeki değerlendirmede, ihtiyaç içinde bulunan taşınmazın daha fazla masraf yapmaması için irtifakın yüklü taşınmaz üzerinde yarattığı ağırlığın göz ardı edilmesi anlamına gelecektir. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire kararına uymak gerekirken direnme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile 1 17... parsel sayılı taşınmaz lehine 25.08.2025 tarihli bilirkişi raporunda 1 17... parsel üzerinde "1. Alternatif Yol" olarak gösterilen ve koordinatları belirtilen 905,68 m² alanda sürekli ... hakkı tesisine, davacı tarafından depo edilen 18.050,20 TL ... hakkı bedelinin biriken nemaları ile karar kesinleştiğinde aleyhine ... hakkı tesis edilen taşınmaz maliği olan davalıya ödenmesine, davalı kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 18.050,20 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Temyiz talebinin sadece vekâlet ücretine ilişkin olduğu, b. Davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemece tesis edilen ... hakkının taşınmazın kullanım bütünlüğünü bozduğunu, ekonomik değerini düşürdüğünü, b. Hazine arazisinin ağaçlandırma sahası olarak tahsis edildiğini, ... hakkı tesisinin mümkün olmadığını, c. Bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, d. Mahkemece ... için farklı alternatiflerin değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; ... hakkı tesisi istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi, 438/7 hükmü ile 439/2 hükmü uyarınca; 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; 6100 sayılı Kanun'un 326/1 maddesi gereğince yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınması gerekir. Ancak, ... hakkı tesisine ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bakılmalıdır. Somut olayda; Mahkemece yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil eden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken 18.07.2022 tarihli ve 2022/346 Esas, 2022/419 Karar sayılı direnme kararı ile davalı lehine 2.299,02 TL vekâlet ücretine hükmedildiği, davacı tarafından temyiz talebinde bulunulmadığı için davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmaktadır. Böyle bir durumda, vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru ise de hükmedilecek vekâlet ücretinin 18.07.2022 tarihli direnme kararında belirtilen 2.299,02 TL olması gerekmektedir. Mahkemece bu husus gözetilmeden yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil eden davalı lehine fazla vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438/7 hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının 8. bendinde yer alan "18.050,20 TL" ibaresinin çıkarılmasına, yerine "2.299,02 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.