Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/813 E. 2025/1374 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/813
Karar No
2025/1374
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2221 E., 2024/2890 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 31. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/618 E., 2022/103 K.

Bozmaya uyularak verilen Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacı Vakfın, ......... tarafından kurulmuş olan mülhak statüde bir vakıf olduğunu, yaptıkları araştırmaya göre İstanbul ili, ... ilçesi, 3107 ada 1 ve 3 parseldeki taşınmazların davacı vakıf adına tescilli iken taşınmazların bulunduğu mahallede 01.02.1999 tarihinde yapılan imar uygulaması neticesinde ... adına tescil edildiğini, vakfın adının ... olduğunu, tapuda ise ......... Vakfı olarak geçtiğini, ... Tescil Dairesinin yazısında iki ismin aynı vakfa ait olduğunun belirtildiğini, yapılan işlemle davacı Vakfın mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ve tapulu taşınmazlarının davalı Kurum üzerine tescil edildiğini ileri sürerek imar uygulaması ile haksız olarak davalı üzerine tescil edilen İstanbul ili, ... ilçesi, 3107 ada 1 ve 3 parsellerde bulunan taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı vakıf adına tapuya tescilini talep etmiş, 09.11.2017 tarihli duruşmada ise dava dilekçelerinde maddi hata nedeniyle 3 parsel yazdıklarını bu parsel yönünden davalarını atiye bıraktıklarını belirterek davaya 1 parsel yönünden devam edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; ... ilçesi, Keçecipiri Mahallesi 3107 ada 3 parsel sayılı taşınmazın İdareleri adına kayıtlı olmadığını, bu nedenle bu taşınmaz açısından davanın husumetten reddi gerektiğini, aynı adada bulunan 1 parsel sayılı taşınmazın ise 242 ada 1, 3, 5, 6, 7 parsellerdeki imar uygulaması sonucu oluştuğunun tespit edildiğini ve metruken ... adına kayıtlı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi 26.11.2019 tarih ve 2017/223 Esas, 2019/484 Karar sayılı kararıyla; "dava konusu 3107 ada 3 parselin davalı adına kayıtlı olmadığı anlaşıldığından davanın bu parsel yönünden reddine, 3107 ada 1 parseldeki taşınmaz davacıya aitken burada yapılan imar çalışması neticesinde metruken ... adına kaydedildiği, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiği, taşınmazın devir ve tescil işlemlerinin yapıldığı değerlendirilerek bu yönden davanın kabul edilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 26.11.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi 01.12.2020 tarihli ve 2020/433 Esas, 2020/1384 Karar sayılı kararında özetle; "Davacının ön inceleme duruşmasında iddiasını daraltarak davaya 1 parsel üzerinden devam ettiklerini beyan ettiği, bu beyanının iddianın değiştirilmesi yasağı kapsamında olmadığı gözetildiğinde dava konusunun münhasıran 3107 ada 1 parsel olarak kabulü gerektiği, bilirkişi raporu ile dava konusu 1 parselin dava tarihine göre tamamının değerinin 902.950,00 TL olduğu, dava edilen 24/45 hisse karşılığı harca esas dava değerinin 481.573,33 TL olduğu, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile 1 parsel yönünden peşin harcı ikmal ettiği ve 1 parsel yönünden davanın kabulünü talep ettiği, 15.01.2019 tarihli duruşmada da davacı vekilinin 3 parsel yönünden davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, dosya kapsamına göre; dava konusu ... İlçesi, Keçecipiri Mahallesi, 3107 ada 1 parseldeki taşınmazın 24/45 hissesinin 180 metrekare yüzölçümlü arsa vasıflı taşınmazın Veziriazam ......... Vakfına ait iken yapılan imar çalışması neticesinde metruken ... adına kayıt ve tescil edildiği, dolayısıyla imar çalışması sonucu mülkiyetin el değiştirdiği, davalı adına oluşan sicil kaydının geçerli bir hukuki nedene dayanmadığı sabit olmakla yolsuz tescil niteliğindeki kaydın iptali gerektiği, Mahkemece dava konusu 1 parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, taraf vekillerinin kararda yargılama gideri harç ve vekâlet ücretine ilişkin hükümlerin hatalı olduğuna ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde ise; ön inceleme tutanağının imzalanmasından önce davacı vekilinin 3 No.lu parsele yönelik bir taleplerinin olmadığını, davaya 1 No.lu parsel yönünden devam ettiklerini beyan ettiği, 3 No.lu parselin dava konusu olmadığı, bu taşınmaz yönünden açılmış bir dava bulunmadığı, davacı vekilinin dava konusu olmayan taşınmaz için sonradan dile getirdiği feragat beyanının hüküm ifade etmediği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken 3 No.lu parsel yönünden kısmen reddine karar verilmiş olmasının doğru görülmediği, mahkemenin kabulüne göre de; 3 No.lu parselle ilgili harç tamamlanmadığı hâlde değeri üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi ve feragat nedeniyle davanın reddine karar karar verildiği hâlde maktu harca hükmedilmemesinin de doğru olmadığı, dava konusu 1 No.lu parsel yönünden tümden kabul edildiğine göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi uyarınca yargılama giderleri harç ve vekâlet ücretinin haksız çıkan davalıdan alınmasına karar verilmesi gerektiği, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği, bu nedenlerle hükmün 5-6-7 No.lu bentlerinin dosya kapsamına uygun olmadığı, davanın kabulüne göre düzeltilmesi gerektiği" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 07.03.2022 tarihli ve 2021/2067 Esas, 2022/1701 Karar sayılı kararında özetle; "...Dava konusu 3107 ada 1 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 242 ada 1, 3, 5, 6 ve 7 sayılı kadastro parsellerinin, 1976 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava dışı üçüncü kişiler adına tescil edildiği ve sonrasında 1979-1984 yılları arasında metruken ... adına tescil kayıtlarının oluştuğu, 01.02.1999 tarihli imar uygulaması ile de 3107 ada 1 parselin oluştuğu ve davalı ... adına tescil edildiğinin anlaşıldığı, tescilin dayanağını oluşturan idari karar hukuki varlığını koruduğu sürece açılan tapu iptali tescili davasının dinlenebilme olanağının bulunmadığı, diğer bir deyişle, tapu kütüğündeki tescilin idari karara dayanması hâlinde kararın idari yargı yerinde iptal edilmesi durumunda tescilin hukuki dayanağını yitireceği ve yolsuz tescil hâlini alacağı, somut olayda; imar uygulamaları sonrasında oluşan yeni imar parseline ait idari işlemin ayakta olup geçerliliğini koruduğunun sabit olduğu, hâl böyle olunca; tescilin dayanağını oluşturan idari işlemin hukuken geçerliliğini koruduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davalı adına yapılan tescil işleminin hukuki sebebi olan imar uygulamasının iptal edilmediği ve hâlen geçerli olduğu, davaya konu taşınmaz açısından tescilinin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ret kararının hatalı olduğunu, tescil işleminin yok hükmünde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy)

K A R Ş I O Y

Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı vekili, 3107 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ......... Vakfına ait olmasına rağmen davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil istemiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 3107 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 242 ada 1, 3, 5, 6 ve 7 sayılı kadastral parsellerin imar uygulamasına tâbi tutulması sonucunda meydana getirildiği; 242 ada 1, 3 ve 5 sayılı parsellerin...Vakfından icareli olarak üçüncü kişiler adlarına kayıtlı iken metruken davalı İdare adına tescil edildiği, 242 ada 6 ve 7 sayılı parsellerin ise ......... Vakfından icareli olarak üçüncü kişiler adlarına kayıtlı iken 6 sayılı parselin metruken, 7 sayılı parselin ise hükmen davalı İdare adına kaydedildiği, bu aşamadan sonra anılan taşınmazlar davalı İdare adına kayıtlı iken imar uygulamasının yapıldığı ve oluşturulan 3107 ada 1 sayılı imar parselinin sicil kaydına da “24/45 hisse ......... Vakfından icarelidir” şerhinin yazıldığı anlaşılmaktadır. O hâlde, dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre; eldeki davada, imar uygulamasına yönelik bir talep olmayıp, aksine mülkiyet hakkı iddiasıyla ve bu hakkının imar parseline yansıtılması yönünde yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulmuştur. Bilindiği üzere; maddi hata usuli kazanılmış hakkın istisnalarından olup, somut olayda davalı yararına usuli kazanılmış haktan da söz edilemeyecektir. Hâl böyle olunca; işin esasını incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/813, K. 2025/1374, T. 10.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-813-e-2025-1374-k-05ac1e5cc6d7