Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4405 E. 2026/1977 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4405
Karar No
2026/1977
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2967 E., 2025/1447 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/179 E., 2024/414 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacı vekilleri dava dilekçesinde; davacının İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3083 (yeni 132 ada, 120 parsel) parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, hissedar ...'in 28.06.2022 tarihinde taşınmazdaki hissesini davalıya 800.000,00 TL bedelle satış yoluyla devrettiğini, satışın davacıya ihtarname ile bildirmediğini, davalıların satış bedelinde muvazaa yaptıklarını, ön alım davasını önlemek için danışıklı olarak yüksek gösterdiklerini ileri sürerek, dava konusu 132 ada, 120 parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı payın kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunduğunu, ön alım hakkının kullanılamayacağını, önceki malikin davacı tarafa taşınmazı satmayı teklif ettiğini, davacı yanın bedelin yüksek olduğunu söyleyerek kabul etmediğini, taşınmazın 1.600.000,00 TL bedelle satın alındığını, taşınmazın satış tarihi ile dava tarihi arasındaki değerinin arttığını, keşif sonucu belirlenen bedelin esas alınması gerektiğini savunarak davaların reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davacılar tarafından ön alım hakkı kullanılmayarak, seçimlik hak olarak tazminat talebinde bulunulduğu, zararın henüz gerçekleşmemiş olduğu gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davacı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece seçimlik hakkın tuzak olarak sunulduğunu, HMK'nın 125/1-b düzenlemesi gereğince herhangi bir istisna veya zarar şartı aranmadığını, emsal kararlar gereğince ilk satış ve ikinci satış arasındaki farkın tazminat olarak hükmedildiğini, mahkemenin tazminat hakkının sürülmesinin zarar şartına bağlamasını kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla satış bedeli olan 816.000,00 TL'yi depo ettiklerini, nemasından mahrum kaldıklarını, bedelin nemasız şekilde iade edildiğini, paranın kaybetmiş olduğu değerin müvekkilinin zararları arasında bulunduğunu, davalının kötüniyetli olarak üçüncü kişiye devir yaptığını, devrin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, kötüniyetli şekilde devreden davalının sebep olduğu olumsuz neticelerin taraflarına yüklenmemesi gerektiğini, müvekkilinin yüksek bir meblağın nemasından mahrum kaldığını, avukatlık masrafı yargılama giderleri ve harçları ödeyerek ön alım davası açan müvekkilinin değil tüm masraflar yapıldıktan sonra kötüniyetli devir yapan davalı olduğunu, olumsuz neticelere davalının katlanması gerektiğini, dava devam ederken kötüniyetli devir nedeniyle payı devir alan üçüncü kişiye davayı yöneltmesi şeklindeki seçimlik hakkın kullanımına mecbur bırakılmasının Yargıtay kararları ve hakkaniyete göre kabul edilemeyeceğini, üçüncü kişinin kötüniyetinin ispat edilmesi gerektiğini, ispat edilemediği takdirde ikinci satıştaki bedelin ödenmesi gerektiğini, kötüniyeti ispatın müvekkilinin üstünde olması gibi hususlar dikkate alındığında ön alım hakkının anlamının kalmayacağını, Yargıtay kararları doğrultusunda ilk satış ve ikinci satış bedeli arasındaki farkın tazminat bedelini oluşturduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. 2. Birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacı vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4405, K. 2026/1977, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4405-e-2026-1977-k-90248ccd4346