Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4184 E. 2026/2230 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4184
Karar No
2026/2230
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2514 E., 2025/256 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/502 E., 2024/440 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. ASIL DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı Şirket ile davalı arasında ... 3.Noterliğinde tanzim edilen 22.09.1987 tarihli sözleşme ile daha sonra ilk sözleşmeye ek olarak imzalanan 19.09.1997 tarihli sözleşmelerin, davalının sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirmediği gerekçesiyle dava konusu sözleşmelerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili 04.03.2022 tarihli dilekçesi ile; sözleşmenin iptali talebinin tapu iptali ve tescil talebini içerdiğini belirterek sözleşmelerin iptali ve davalı adına kayıtlı 7 15... parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. BİRLEŞTİRİLEN DAVA Davacı ... birleştirilen ... 1. Tüketici Mahkemesinin 2009/986 Esas ve 2012/430 Karar sayılı dosyasında yer alan dava dilekçesinde özetle; davalı ile yapmış oldukları ... 3. Noterliğinin 19.09.1997 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca davalının, ... ilçesi, ... Köyü, ... Çiftliğinde bulunan 17... , 229, 230, 231 parsel sayılı taşınmazlarda kayıtlı 373A-3 73... . numaralı villayı anahtar teslimi şeklinde teslim etmeyi taahhüt ettiğini, davacının sözleşme şartları ve kararlaştırılan mahal listesi muhtevasına uygun ödemeleri yerine getirmesine rağmen, davalının sürekli davacıyı oyaladığını, sözleşme ile kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu durumun davacının maddi ve manevi mağduriyetine neden olduğunu, davalının dava konusu gayrimenkulün tesliminden ve tescilinden kaçınması nedeni ile ve bundan böyle de gayrimenkulü vermeyeceği kanaatini uyandırdığı belirtilerek şimdilik 321,750,00 TL rayiç inşaat maliyet bedeli ile gayrimenkulün zamanında teslim edilmemiş olması nedeni ile teslim tarihi ve dava tarihi arasında geçen süreye ilişkin uğradığı kira kaybı bedeli olarak 85,800,00 TL’nin tazmini ile birlikte toplam 407.550,00 TL'nin tazminine karar verilmesini talep etmiştir. III. CEVAP 1. Asıl dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle görev ve zamanaşımı itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak ise davacının ödeme eksikliğinden bahsederek sözleşmenin feshini talep etmesinin kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Birleştirilen davada davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. IV. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulü ile 1.192.257,22 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte birleştirilen davada davacıya verilmesine, kira alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. V. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı- birleştirilen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı- birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Mahkeme kararının kaldırmaya uygun olarak verilmediğini, edimlerin ne şekilde yerine getirildiğini tespit edilmediğini, 2. Edimlerin ifa oranı nazara alınarak davacı karşı davalı müteahhit firmanın sözleşmeyi fesih hakkının bulunmadığını, davacı müteahhit firmanın talebinin sadece sözleşmenin feshi olmasına rağmen tapunun iptaline karar verilmesinin yerinde olmadığını, 3. Asıl davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, birleştirme kararının yanlış dosya üzerinden verildiğini, sonra açılan davanın ilk açılan dava ile birleştirilmesi gerektiğini, birleştirilen dava yönünden rayiç değere hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle birleştirilen dava yönünden de rayiç bedelin eksik belirlendiğini ileri sürmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Asıl dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin iptali; birleştirilen dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 2. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı-birleştirilen davada davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 3. Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yap-satçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması hâlinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 163. ve 184. maddeleri gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir. 4. Davalı-birleştirilen davada davacı, 18.03.2008 tarihli birleştirilen dava dilekçesinde, yap-satçının sözleşme konusu villayı zamanında bitirip teslim etmemesi nedeniyle rayiç bedelin tazmini talebinde bulunmuştur. Gerçekten, birleştirilen davada davacı, akidi olan yükleniciden 6098 sayılı Kanun'un 112. maddesine dayanarak ademi ifa sebebiyle tazminat isteyebilir. Buradaki borcun nedeni, borçlunun (yüklenicinin) taahhüdünü ihlâl etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akte dayandığından buna "akdi tazminat", borçlunun sorumluluğuna da "akdi sorumluluk" denilmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 112. maddesi gereğince ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan da borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyetle mamelekin hâli hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır. 5. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, birleştirilen davada davacı lehine hükmedilen tazminatın rayiç değer esas alınarak hesaplanması gerekirken, ödenen bedele ekonomik kıstaslar uygulanmak sureti ile belirlenen bedelin tazminine dair yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4184, K. 2026/2230, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4184-e-2026-2230-k-43d6b76c74bc