Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4093 E. 2025/4106 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4093
Karar No
2025/4106
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1454 E., 2025/1351 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ayancık Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/136 E., 2025/28 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sinop ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 2 22... parsel (eski 10... sayılı parseller) sayılı taşınmaz ile davalıya ait 2 22... parsel sayılı taşınmazın komşu parseller olduğunu, müvekkili tarafından taşınmaz üzerine bina yapılmadan önce iyiniyetle gerekli ölçümlerin yaptırıldığını, müvekkili tarafından inşaata başlandığı tarihte kadastral planların ED5S0-36-3 programına göre, sonrasında ise sayısallaştırmanın ITRF96-36-3 programı ile düzenlenmesi nedeni ile taşınmazın planında 15-20 cm'lik bir kaymanın oluştuğunu, ölçüm sistemindeki bu farklılık nedeniyle müvekkile ait taşınmazın komşu parsele tecavüz eder hâle geldiğini, yapının değerinin tecavüz edilen kısmın değerinden çok fazla olduğunu, tecavüzlü alanın yıkılması durumunda müvekkile ait tüm inşaatın yıkılması gerekeceğini ileri sürerek, inşaatın davalı taşınmazına taşan kısmına denk gelen zeminin uygun bedel karşılığında mülkiyetinin müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının inşaata başladığı tarihte yaptığı binanın kendi taşınmazına taştığını davacıya haber verdiğini, bu andan itibaren davacının iyiniyetinin ortadan kalacağını, sayısallaştırmadan kaynaklı hata doğduğu iddiasını kabul etmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.03.2025 tarihli ve 2023/136 Esas, 2025/28 Karar sayılı kararı ile "... kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.06.2025 tarihli ve 2025/1454 Esas, 2025/1351 Karar sayılı kararı ile "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararların düzenlendiği, 6100 sayılı Kanun'un 341/2 hükmüne göre miktar veya değeri binbeş Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu hükmüne yer verildiğini, 2025 yılı itibariyle...kesinlik sınırının 40.000,00 TL olarak uygulanmaya başlandığı, somut olayda taşkın kısım 1.41m² olmakla bilirkişi raporunda bu kısmın dava tarihindeki değerinin 6.345,00 TL olarak tespit ediliği, değerin karar tarihi olan 06.03.2025 tarihi itibariyle istinaf kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL'nın altında kaldığı..." gerekçesiyle "... istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 341/2, 352/1 hükümleri gereğince kesinlikten reddine...." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Kesinlik sınırının kararda yanlış hesaplandığını, dava konusu taşkın yapı bedeline ilişkin alınan 24.09.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda toplam taşkın yapı alanının 5,64 m² ve 2023 yılı birim maliyetinin 6.350,00 TL/m² değerinden toplam 35.814,00 TL tespit ediliğini, bu değerin davanın açıldığı yıl olan 2023 itibarıyla 27.390,00 TL istinaf sınırının üzerinde olduğunu, 2. Davalının daha önce müvekkile karşı açtığı el atmanın önlenmesi ve kâl davası ile müvekkil tarafından davalıya karşı açılmış eldeki temliken tescil davasının hukuki sebeplerinin birbirinden farklı olduğunu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince verilen davanın usulden reddi kararının da hatalı olduğunu, 3. Taşkın yapı nedeniyle tescile yönelik şartlarının oluştuğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, temliken tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y Temyiz incelemesine konu Ayancık Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.03.2025 tarihli ve 2023/136 Esas, 2028/28 Karar sayılı kararında, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, istinaf incelemesini yapan Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 03.06.2025 tarihli ve 2025/1454 Esas, 2025/1351 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunu kesinlikten reddetmiş, vaki temyiz üzerine bu ret kararının Dairemiz çoğunluk görüşü ile onanmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin, istinaf başvurusunu öncelikle kesin hüküm yönünden ve istinaf miktar sınırına bakmaksızın incelemesi gerekirdi. Kesin hükmün varlığını kabul etmesi hâlinde istinaf talebini esastan reddetmesi, somut uyuşmazlıkta kesin hüküm bulunmadığını kabul etmesi hâlinde ancak uyuşmazlık konusunun miktarını inceleyerek istinaf kesinlik sınırından dolayı reddetmesi gerekirdi. Zira; İlk Derece Mahkemesinin ret gerekçesi usule ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın miktarı her hangi bir parasal miktara göre değerlendirilemez. Aksinin kabulü ve bu tür kararların emsal içtihat niteliğini kazanmasının, hak kayıplarına yol açabileceği açıktır. Kabule göre de; davacı vekili temliken tescil talebi ile görülmekte olan davayı açmıştır. Bu tür uyuşmazlıklarda uyuşmazlık konusunun değeri, salt temliki istenilen taşınmazın değeri ile belirlenmemelidir. Somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, temliken tescil taleplerinde davanın reddine karar verilmesi veya müdahalenin önlenmesi talebi ile açılan davalarda, yargılama sonunda verilecek men kararı ile birlikte yıkım (kal) kararının da verilmesi ve yıkımın da gerçekleşmesi hâlinde binanın toplamında meydana gelecek değer kaybının da keşfen belirlenmesi ve uyuşmazlık miktarına dâhil edilmesi, istinaf ve temyiz sınırının da buna göre belirlenmesi gerekir. Aksi hâlde; komşu taşınmaz malikleri arasında çıkacak ihtilaflarda verilecek ve sonuçları son derece ağır olan kararlar yargısal denetimden uzak kalacaktır. Bu nedenle; Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz incelemesine konu kararının bozulması gerektiği kanaati ile, sayın çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4093, K. 2025/4106, T. 06.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4093-e-2025-4106-k-5afd8aa6a9e6