Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4072 E. 2026/2805 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4072
Karar No
2026/2805
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2270 E., 2025/844 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/37 E., 2022/393 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar vekili ile birleşen davada davacı kayyımı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların babası muris ...’in ... Noterliğinde 24.07.2014 tarihinde vasiyetname düzenlediğini, murisin 10 çocuğu olduğunu, söz konusu vasiyetnamenin akli melekeleri yerinde olan bir babanın yapacağı bir vasiyetname olmadığını, vasiyetname ile 8 çocuğun ve felçli eşin miras payının tamamının davalı iki çocuğa bırakıldığını, müvekkillerinin babalarına karşı saygıda kusur etmediklerini, dava konusu vasiyetnamenin muris ve felçli eşine bakmamakla tehdit edilerek baskı ve korkuyla düzenlendiğini, 76 yaşında akıl ve iradesini tam kullanamayan, siroz hastası babalarına zorla ve baskı altında vasiyetname düzenletildiğini, vasiyetnamenin hukuka-ahlaka ve şekle aykırı olduğunu, gerçek iradeyi yansıtmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptaline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı kayyımı dava dilekçesinde; kısıtlı ... adına temsil kayyımı olarak tayin edildiğini, kendisine vesayet makamınca vasiyetnamenin iptali davası açılmak üzere husumete izin ve yetki verildiğini, muris ...’in 24.07.2014 tarihinde ... yevmiye nolu vasiyetname düzenlediğini, mirasbırakanın tüm ruh hali, vasiyetname bırakıp bırakamayacağı, baskı sonucunda düzenlendiği göz önünde bulundurularak vasiyetnamenin iptaline, mahfuz hissesi oranından tenkise karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı ... vd. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleştirilen davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, adli tıp raporu uyarınca vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte murisin fiil ehliyetine haiz olduğu bildirildiğinden asıl ve birleştirilen davadaki vasiyetnamenin iptali taleplerinin ayrı ayrı reddine, tenkis taleplerinin ise saklı paylar vasiyetname ile ihlal edildiğinden kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili ve birleştirilen davada davacı kayyımı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “adli tıp raporu uyarınca murisin vasiyetname tanzim tarihinde fiil ehliyeti bulunduğunun bildirildiği, dinlenen tanık beyanlarından ise murisin iradesinin fesada uğratıldığına korkutulduğuna yönelik net çıkarımlar yapmanın mümkün olmadığı, zira tanık anlatımlarından bazılarının beyanının özetle murisin davalıların yanında kaldığı, muris ile tek görüşemedikleri, evine gittiklerinde sürekli birilerinin yanlarına geldiğini beyan ettikleri, bu anlatımlardan murisin iradesinin fesada uğradığı sonucuna ulaşılamayacağından davacı vekili ve birleşen dosya davacısı ... kayyımının istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, davacıların murisin aldatıldığı, korkutulduğu veya zorlandığı dolayısıyla iradesinin fesada uğratıldığı iddialarını kanıtlayamadığı” gerekçesiyle davacı vekilinin ve birleştirilen davada davacı ... kayyımının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacılardan ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde: a. Vasiyetnamenin iptali taleplerinin yalnızca fiili ehliyeti noksanlığına dayanmadığını, aynı zamanda muris üzerinde baskı ve korku oluşturma, diğer mirasçılarla görüştürmeme, kendisi ve felçli eşine bakılmama korkusu yaratıldığı nedenlerine dayandığını, bu nedenleri de gerek kendi tanıkları gerek davalı tanıkları ile ispatladıklarını, adli tıp raporu ile bağlı kalınmaması gerektiğini, irade fesadının mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, ancak yapılmadığından hak ihlali oluştuğunu, b. Delillerin değerlendirilmesinde hata yapıldığını, karar ile kardeşler arasında düşmanlık yaratıldığını, hakkaniyet ilkesinin çiğnendiğini, murisin vasiyetname düzenlemesini gerektirir bir durum oluşmadığını, felçli eşini mirastan mahrum bırakmasının mantıklı olmadığını, c. Vasiyet tanıkları dinlenmeden, şekil eksiklikleri tartışılmadan verilen hükmün eksik olduğunu, d. Tenkis ile bir nebze de olsa hak ihlali giderilse de ekonomik şartlar düşünüldüğünde hükmedilen paranın değerini kaybettiğini belirterek temyiz etmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı kayyımı temyiz dilekçesinde: a. Kayyım olarak husumete izin alarak dava açıldığını, vasiyetnamenin iptali şartlarının oluştuğunu, murisin fiil ehliyeti olmadığını, baskı ve zorlama ile vasiyetnameyi düzenlediğini, tanık beyanları ile ispatlandığını, b. Taşınmazın değeri düşünüldüğünde tenkis bedelinin oldukça düşük kaldığını, hak kaybının ancak vasiyet iptal edilerek sağlanacağını belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davalarda vasiyetnamenin iptali terdiden tenkis istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 557. maddesi “Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir: 1.Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa, 2.Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa, 3.Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise, 4.Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa” düzenlemesini içermektedir. Somut olayda; asıl ve birleştirilen davalarda davacı taraflar fiil ehliyeti noksanlığı ile iradenin fesada uğratıldığı iddiasıyla vasiyetnamenin iptali talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince adli tıp raporunda murisin vasiyetname düzenleme tarihinde fiil ehliyeti bulunduğu belirtildiğinden iptal talebinin reddine karar verilmiş, hükmün istinafı üzerine bölge adliye mahkemesi ise fiil ehliyetine ilişkin kabulün isabetli olduğunu, ayrıca irade fesadına yönelik davacı iddialarının değerlendirilmesi gerektiğini, bu kapsamda dinletilen tanık beyanları uyarınca iddianın ispatlanamadığını belirterek istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir. İlk derece mahkemesi kararında vasiyetnamenin korkutma ve zorlama sonucunda yapıldığı iddiasına dayalı iptal talebine ilişkin değerlendirme bulunmadığı halde istinaf mahkemesince bu hüküm kaldırılmaksızın ilk derece mahkemesi kararına gerekçe eklenmesi suretiyle oluşturulan karar isabetli değildir. Murisin baskı ve korku altında vasiyetname düzenlediğine yönelik davacı iddialarının değerlendirilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Yukarıda belirtilen nedenlerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4072, K. 2026/2805, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4072-e-2026-2805-k-2d78f6ff0efc