Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3456 E. 2026/935 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3456
Karar No
2026/935
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1038 E., 2025/1197 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/213 E., 2025/91 K.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve tapunun 6 32... parsel numarasında kayıtlı ve 914.118, 00... yüzölçümlü mera vasıflı taşınmazın, 20.02.1979 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında mera vasfı ile davalı ... adına tapuda kayıt ve tescil edildiğini, belediye meclislerinin meraların sadece yararlanma ve kullanma şekillerini değiştirme yetkileri bulunduğunu, özel mülkiyete dönüştürme ve satma yetkilerinin bulunmadığını, bu nedenlerle davalının ifraz işlemi sonucunda .... ili, ... ... ........ Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 16 76... parsel sayılı arsa vasıflı 400, 76... yüzölçümlü taşınmazın 73/401 hissesinin davalı adına olan tapusunun iptali ile, taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu vasfı ile hisse itibariyle Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tapu tescili 6 32... parsel olarak 20.02.1979 tarihinde gerçekleşen dava konusu taşınmazın mera vasıfının 10.01.1989 tarihli imar uygulaması sonucunda 3194 sayılı Kanunun 11/4. maddesi gereğince kaldırılarak arsa vasfıyla tapuya tescil edildiği ve bulunduğu bölgede yapılaşmalar olduğu, dava açılabilmesi için 3402 sayılı Kanunun 12/3 hükmünde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen taşınmazın evveliyatında kadastro tespitinde "mera" vasfı ile davalı ... Belediyesi adına tescil edildiği, 03.05.2005 tarihi itibariyle belediye sınırları içerisinde, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içerisinde kaldığı, yerleşim yeri olarak işgal edildiği, mera niteliğini yitirdiği, mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün olmadığı, yerleşim, işgal ve yapılaşmanın 01.01.2003 tarihinden önce var olduğu, 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddedeki koşulların oluştuğu, dinlenen mahalli bilirkişilerce de doksanlı yıllarda yerleşim yeri olarak kullanıldığı gerekçesiyle taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi kapsamında kaldığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamına ve toplanan delillere göre mevcut delillerin takdirinde ve hükmün dayandığı gerekçede bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı, çelişkili ve yetersiz olduğunu, Mera Kanununun geçici 3. maddesinde sayılan koşulların gerçekleştiğine dair dosyada yeterli delil bulunmadığını, taşınmazda işgal ve yapılaşmanın 01.01.2003 tarihinden önce var olduğunu ispata yarar hava fotoğrafı, uydu görüntüsü vs. delillerin mevcut olmadığını, dava konusu taşınmazda yapı bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanununun ve 3194 sayılı İmar Kanunu gereğince tapusunun iptali ile Hazine adına tescili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3456, K. 2026/935, T. 20.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3456-e-2026-935-k-9fe5b55e4501