Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3419 E. 2026/1156 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3419
Karar No
2026/1156
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/809 E., 2025/609 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/259 E., 2024/552 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların murisi ... arasında düzenlenen 20.09.2018 tarihli adi yazılı sözleşme ile dava konusu 405 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının müvekkiline satışı konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin 100.000,00 USD'yi elden nakit olarak davalılar murisine ödediğini, davalılar murisinin sözleşmesinin 1. maddesinde 1/2 payın değeri olan 100.000,00 USD'yi nakden ve tamamen aldığını kabul ettiğini, mirasçı sıfatıyla taşınmazın davalılar adlarına tescil ettirildiğini, taşınmazın devrinden kaçınıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalılar adına kayıtlı 1/2 payın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, mümkün olmaması hâlinde taşınmaz alım bedeli olarak ödenen 100.000,00 USD'nin haksız fiilin gerçekleştiği sözleşme tarihi olan 20.09.2018 tarihinden itibaren ...USD cinsinde dövize uyguladığı faizi ile birilikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin geçerli olmadığını, imza inkarında bulunduklarını, davacının sözleşme bedelini ödediğini ispata yönelik bir delil bildirmediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak, davacı ve davalılar murisi arasında 20.09.2018 tarihinde ortaklık ve taşınmaz satış sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmede satıcı muris ...'nun ve alıcı davacı ...'un imzalarının bulunduğu, bu sözleşme akabinde davacının 100.000,00 USD'yi davalılar murisi ...'ya ödediği, taşınmaz devri ile ilgili yapılan sözleşmelerin tapu memuru huzurunda yapılacak satış sözleşmesi ile geçerlilik kazanacağı, ancak tapu memuru huzurunda hukuka uygun bir resmî sözleşme yapılarak taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının devrinin söz konusu olabileceği, sözleşmenin 1. maddesinde taşınmazın 1/2 payının değeri olan 100.00,00 USD'nin davalılar murisi tarafından nakten ve tamamen alındığının ortaya konulduğu, davalılar murisinin vefat etmesinin üzerine mirasçıları tarafından 04.01.2022 tarihinde taşınmazın mirasçıların adlarına tescil edildiği, hâli hazırda mirasçıların taşınmaz üzerinde el birliği mülkiyeti sahibi oldukları, davalılar murisi ve davacı arasında düzenlenen sözleşme her ne kadar taşınmaz devrine imkân verir şekilde geçerli bir sözleşme olmasa da bu sözleşmenin taraflara karşılıklı edim yükleyen bir sözleşme olup davalı tarafa bedel ödeme edimini eksiksiz bir biçimde yükleyen sözleşme olduğu, davacı tarafça dava konusu taşınmazın 1/2 payının dava tarihi itibariyle değerine davacının hak kazanacağı, taraflar arasında murisin sağlığında tasarruf hakkı kullanılarak taşınmaz satışına ilişkin iradelerin ortaya konulduğu, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanacağı, davacı adına tapu tescili yapılmaması ile davalıların müştereken ve müteselsilen zenginleşmiş oldukları tutar üzerinden sorumluluklarının doğacağı" gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescili talebine ilişkin asli talebinin reddine, dava konusu 405 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının dava tarihi itibariyle değeri olan 7.518.000,00 TL taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "uyuşmazlığın harici satış sözleşmesinden kaynaklandığı, sözleşmeye konu olan ve davacı adına 1/2 payın tescili talep edilen taşınmazın sözleşme tarihinde tapuda kayıtlı olduğu, tapulu taşınmazın satışı resmî şekil şartına uymadan haricen satışının, geçersiz sözleşmenin tarafına tescil istemeye yönelik herhangi bir hak bahşetmeyeceği anlaşıldığından, tapu iptal ve tescil talebinin bu hukuki nitelendirme ve gerekçelerle reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, tarafların hüküm altına alınan bedele yönelik istinaflarının değerlendirilmesinde ise davacı tarafından ispat edilen harici sözleşmenin 20.09.2018 tarihli olduğu, bu sözleşme geçersiz de olsa taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğu, sözleşme tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinde eldeki davanın açıldığı gözetildiğinde davalıların zamanaşımı savunmasının yerinde olmadığı, bununla birlikte taraflar arasındaki harici satışın hüküm ifade etmediği sabit olup, bu durumunda tarafların verdiklerini geri alabilecekleri, davacının davalıların murisine 100.000 Amerikan Doları ödediğinin yazılı sözleşme ile ispat edildiği, külli halefiyet gereği davalıların bu bedeli davacıya iade ile yükümlü oldukları anlaşıldığından, yerel mahkemece, dava açılması ile temerrüt oluştuğu gözetilerek 100.000 Amerikan Dolarının (USD) 02.07.2022 tarihinden itibaren, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesinde; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanacağı kabul edildiğinden, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte (Aynı mahiyette Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11.03.2025 tarih, 2024/129 Esas-2025/1517 Karar sayılı ilâmı) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken, taşınmazın 1/2 hisseye karşılık gelen rayiç değerinin davalılardan tahsiline dair hüküm tesisinin hatalı olduğu" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf taleplerinin yukarıda belirtilen sebeplerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesisine; davacının tapu iptali ve tescili talebine ilişkin asli talebinin ve terdiden taşınmazın kaim değerinin tahsili talebinin reddine, davacının terdiden sözleşme uyarınca ödenen bedelin tahsili talebinin kabulü ile; 100.000 Amerikan Dolarının (USD) dava açılması ile temerrüt oluştuğu gözetilerek 02.07.2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a.Tapu iptali ve tescil koşullarının oluştuğunu, mahkemece tapu iptali ve tescil hükmü kurulması gerektiğini, b. Dava konusu taşınmazın değerinin arttığını, müvekkilinin zarara uğradığını, Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen değerin çok düşük olduğunu, c. Sözleşmenin hatalı değerlendirildiğini, d. Faizin haksız fiilin gerçekleştiği sözleşme tarihinden itibaren işletilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu bildirmiştir. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; a. Alacağın zamanaşımına uğradığını, b. Davanın yazılı ve kesin delillerle ispatlanamadığını, c. Sözleşmenin geçersiz olduğunu, d. Davacının iyiniyetli olmadığını, e. Harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılar aleyhine hatalı hesaplandığını, beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3419, K. 2026/1156, T. 02.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3419-e-2026-1156-k-0ceedd8fb727