Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3374 E. 2025/4933 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3374
Karar No
2025/4933
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/340 E., 2025/411 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/188 E., 2023/182 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 74 73... parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, paydaşlardan ... ...'ün payını davalı şirkete sattığını, müvekkiline bildirim yapılmadığını yasal ön alım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmaz üzerinde tapu kayıt malikleri arasında fiili taksim yapıldığını, dava dışı ... ...'ün de fiili taksim uyarınca kendisine özgülenen kısmı davalı tarafa sattığını, davacının talebinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "fiili taksimin ön alım hakkının kullanılmasına engel olduğu, fiil taksim iddiasının davanın her aşamasında ileri sürülebileceğinden mahkemece de resen araştırılması gerektiğini, mahallinde yapılan keşifte toplanan delillere göre Mahkemece dinlenen davacı tanıkları...'nin taşınmazda fiili taksim olmadığını beyan ettiği, davalı tanıklarından ... ...'ın görgüye dayalı bilgisinin olmadığı, davalı tanığı ... ... ... taşınmazda fiili taksim olduğunu beyan etmiş ise de devamında davacı ve eski malikin ortak kullanım alanlarının olduğunu beyan ettiği, davalı tanığı...'in taşınmazda paylı malik olduğu ve davacı ile eski malik arasında taşınmaz üzerinde fiili taksim olmadığını beyan ettiği, tanığın dava dışı malik ... ...'ün dava konusu taşınmaz hissesini aldığı tarihte ve halen taşınmazda malik olduğu ve taşınmazda kendisine ait olan kısmı duvarla çevirerek ayırdığı ve kullanmakta olduğu, davalı tanığı ... ... fiili taksim olduğunu herkesin kendisine ait olan yapıları kullandığını beyan etmiş ise de devamında tüm yapılara ait elektrik aboneliğinin davacı adına olduğunu beyan ettiği, taşınmaz üzerinde birden fazla yapı bulunsa da hangi yapıların kime ait olduğunun tam olarak tespit edilemediği, zeminde sınır belirleyici herhangi bir çit, duvar vb. işaretin bulunmadığı, taşınmazın tek girişinin bulunduğu, hususları dikkate alındığında taşınmazda fiili taksim olgusunun bulunmadığına kanaat getirildiği ve davanın kabulü ile harç ve yargılama giderleri toplam önalım bedeli üzerinden hesaplanması gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulü ile 74 73... parselde kayıtlı taşınmazda davalı ... Gıda İnşaat Sanayii Ticaret Anonim Şirketi adına olan .... payın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuda kayıt ve tesciline, TMK'nın 734/2. madde hükmü uyarınca davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilen 20.000,00 TL ön alım bedelinin; davalıya karar kesinleştiğinde ödenmesine, karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi kesin olarak karar verdiğinden İlk Derece Mahkemesince hüküm 28.03.2025 tarihinde kesinleştirilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu, 78.088,33 m² yüzölçümüne sahip, fiilen besi çiftliği olarak kullanılan taşınmazın davacıdan başka, davalı ve dava dışı... adında iki ayrı daha paylı maliki bulunduğu, davalı şirketin davaya konu payı, dava dışı ... ... isimli şahıstan satın aldığı, dinlenilen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere taşınmazın paydaşı olan dava dışı...'in yeri, zeminde fiilen belli durumda olduğu, geri kalan kısım ise davacı ile dava dışı/tanık ... ... adındaki şahsın kullanımına bırakıldığı, dava dışı/tanık ... ... ile taşınmazdaki hisseyi davalı şirkete temlik eden ... ...’ün farklı kişiler olduğu, payını temlik eden ... ...'ün taşınmazda fiilen kendisine ayrılan herhangi bir yeri olduğu hususunun taraflarca ve tanıklarca iddia edilmediği, o halde payını temlik eden dava dışı ... ...'ün, temlik tarihi öncesinde zeminde fiilen kullandığı bir kısmın varlığından söz edilemeyeceği, kaldı ki gerek taşınmazda pay sahibi olan dava dışı/davalı tanığı... ve gerekse davacı tanığı...’nin anlatımlarına göre, dava dışı...'e ait kısım dışında kalan yerler, davacı ile dava dışı ... ... tarafından ortaklaşa kullanıldığı, bu duruma göre gerek davacının, gerek dava dışı önceki paydaş ... ...'ün ve gerekse (dava dışı önceki paydaş ... ...'ün payını kullandığı ileri sürülen) dava dışı ... ...'ün taşınmazda fiilen taksim edilmiş ayrı ayrı yerlerinin bulunduğundan söz edilemeyeceği, nitekim davalı tanığı ... ... ... da, davacı ve dava dışı ... ... kullanımında kalan taşınmaz kısmındaki çoban evinin her ikisi tarafından birlikte kullanıldığını belirterek bu kanaati doğruladığı, dolayısı ile davalı tarafın iddiasının aksine taşınmaz üzerinde davacı ve dava dışı önceki paydaşın zeminde fiilen taksim üzere kullandıkları yerlerin bulunduğu ispatlanamadığından yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir. 2. Davalı vekili 10.04.2025 tarihli dilekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin hatalı olarak kararı kesin nitelikte verdiğini bu hatasından dönerek kararı temyiz yolu açık olarak vermesi gerektiğini, bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin 3.440.769,75 TL olarak belirlendiğini ileri sürerek tavzih talebinde bulunmuştur. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.05.2025 tarihli ek kararı ile kararda hata olmadığı gerekçesiyle yersiz talebin reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir. 4. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazı 780.000,00 TL ye satın aldığını, bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin 3.440.769,75 TL olarak tespit edildiğini, 4000 m²'lik payı davacının 20.000,00 TL'ye almasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, sebepsiz zenginleşeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 5. Bölge Adliye Mahkemesinin 23.05.2025 tarihli ek kararı ile eldeki davanın değerinin 20.400,00 TL olduğu, temyiz kesinlik sınırının karar tarihi itibariyle 544.000,00 TL olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin nitelikte olmadığını, temyiz yolu açık olarak karar verilmesi gerektiğini, 2. Temyiz dilekçesindeki iddialarını yineleyerek, taşınmazda fiili taksim olduğunu beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı tarafından dava değerinin 20.400,00 TL olarak gösterildiği ve bu değer üzerinden harçlandırma yapıldığı ancak yargılama sırasında keşif yapıldığı ve bilirkişi marifeti ile davalı tarafından satın alınan payın tüm muhdesatları ile birlikte değerinin 3.440.769,75 TL olarak belirlendiği, Anayasa Mahkemesinin kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere, kanun yollarına başvuruda esas alınması gereken dava değeri, tarafça bildirilen şekli değer değil, yargılama sırasında ortaya çıkan gerçek dava değeri olduğundan, dava değerinin temyiz kesinlik sınırının üstünde kaldığı açık olduğundan davalı vekilinin kararı temyiz etme hakkının bulunduğu tespit edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince kararın ''kesin'' olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz etmemiş sayılmasına ilişkin ek kararının hatalı olduğu anlaşılmıştır. Bu hâlde Bölge Adliye Mahkemesinin 23.05.2025 tarihli ek kararının ve İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2025 tarihli kesinleşme şerhinin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Davanın esası hakkında yapılan temyiz itirazlarına gelince; ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. Somut olaya gelince, Mahkemece yapılan keşifte dinlenen tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere dava konusu taşınmazda davacı ve satıcı tarafından aynı giriş kapısı kullanılmaktaysa da bilirkişi raporunda A1 olarak gösterilen bölümü davacının kullandığı, A2 olarak gösterilen yerin ise satıcı tarafından kullanıldığı bu haliyle süre gelen eylemli kullanım biçiminin oluştuğu görülmüştür. Satıcı ... ...’ün keşifte dinlenen ... ...’le aynı kişi olmadığı mahkeme gerekçesinde belirtilmişse de dosyadaki bilgi ve belgelerden her iki kişinin vatandaşlık numaralarının ve doğum tarihlerinin farklı olduğu anlaşılsa da satıcının keşifte alınan beyanında taşınmazdaki hisseyi kendisinin sattığını belirttiği ve taşınmazın eylemli kullanım biçimine ilişkin beyanlarına karşı taraflar ve vekiller tarafından bu kişinin satıcı olmadığına yönelik bir itiraz ileri sürülmediğinden söz konusu farklılığın maddi hataya dayalı bir yanlışlık olduğunun kabulü gerekir. O hâlde taşınmazda fiili kullanım biçiminin paydaşlarca satıştan önce belirlenmiş olduğu kabul edilerek bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Bölge Adliye Mahkemesince verilen 23.05.2025 tarihli ek kararın ve İlk Derece Mahkemesince verilen 28.03.2025 tarihli kesinleşme şerhinin BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y Taşınmazda fiili taksim olgusu ispatlanamadığından Mahkemenin davanın reddine dair kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edemiyorum.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3374, K. 2025/4933, T. 24.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3374-e-2025-4933-k-09f000067f46