Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3320 E. 2025/3580 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3320
- Karar No
- 2025/3580
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/565 E., 2025/955 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/263 E., 2023/416 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 31.03.2016 tarihinde noterlikçe düzenleme şeklinde imzalanan "taşınmaz satış vaadi sözleşmesi" uyarınca, davalının, Beyşehir ilçesi, ... Mahallesi, 137 ada 3 parsel sayılı taşınmazını 7.500,00 TL bedelle davacıya satmayı vaadettiğini, satış bedelinin sözleşmenin noterde imzalanması sırasında nakden ve peşinen davalıya ödendiğini, ancak davalının tapuda devir işlemini yapmaya bir türlü yanaşmadığını belirterek; davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; imzalanan dava konusu sözleşmede 01.03.2023 tarihine kadar tapuda taşınmaz devrinin yapılacağının belirtildiğini, ancak davanın sözleşmede belirtilen bu tarihten önce açıldığını, bu sebeple hukuka aykırı olarak açılmış davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Her ne kadar taşınmazın ferağının 01.03.2023 tarihine kadar verileceği kararlaştırılmış ve davanın bu tarihten önce 15.06.2022 tarihinde süresinden önce açıldığı sabit ise de, karar tarihi olan 22.06.2023 itibariyle sürenin geçmiş olduğu anlaşıldığından davanın süre sebebi ile reddedilmeyerek, davalı tarafından taşınmazın ferağı hâlen verilmediğinden davanın kabulü ile taraflar arasında imzalanan .... Noterliğinin 31.03.2016 tarihli ve ... yevmiyeli satış vaadi sözleşmesi gereğince davalı adına kayıtlı 137 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili ile davacı tarafça sözleşmede belirlenen azami süreden önce davanın açılmış olduğu dikkate alınarak davalı tarafın davanın açılmasına sebebiyet vermediği kabul edilerek yargılama gideri ve vekâlet ücretinden davacının sorumlu tutulması gerektiği..." gerekçesiyle; davanın kabulü ile Konya ili, Beyşehir ilçesi, ... Mahallesi, 137 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline, davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davacı tarafın, davaya konu satış vaadinin ifası için davalıya dava tarihinden önce ihtarname gönderdiği, fakat davalı taraf kendisine verilen 10 günlük sürede ferağ vermeye gelmeyerek eldeki davanın açılmasına sebebiyet verdiği, aynı zamanda eldeki davaya sunduğu cevap dilekçesinde de davanın reddini talep ettiği, bu durumda davalının eldeki davanın açılmasına sebebiyet verdiğinin bariz şekilde belli olmasından mütevellit, taşınmaz üzerindeki ev ve muhdesatların davacı tarafından yapılması nedeniyle zemin değeri üzerinden davacı lehine vekâlet ücreti ve yargılama gideri takdiri gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesinin yerinde olmadığı..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemiz 27.11.2024 tarihli ve 2024/429 Esas, 2024/5358 Karar sayılı ilâmında; ''...Taraflar arasında imzalanan, ... Noterliğinin 31.03.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi incelendiğinde, "...bu gayrimenkulün ferağını 01.03.2023 tarihine kadar alıcısı lehine tapu memuru huzurunda vererek mülkiyetin kendisi adına naklini temin edeceğim..." şeklinde taraflar arasında anlaşma olduğunun görüldüğü, dava tarihi 15.06.2022 olup davacı tarafça sözleşmede belirlenen azami süreden önce davanın açılmış olduğu dikkate alındığında davalı tarafın davanın açılmasına sebebiyet vermediğinin anlaşıldığı, bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesince yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Temyize Konu Edilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davacı tarafça sözleşmede belirlenen azami süreden önce davanın açılmış olduğu, davalı tarafın davanın açılmasına sebebiyet vermediği, davanın kabulü ile birlikte yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılması gerektiği..." gerekçesiyle; davanın kabulüne, Konya ili, Beyşehir ilçesi, ... Mahallesi 137 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline, davanın açılmasına davalı tarafça sebebiyet verilmediğinden davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapılmadığını iddia eden davalının, ayrıca dava konusu taşınmaz için kendisine hiçbir bedel ödenmediğini belirterek taraflar arasında kendi hür iradeleri ile noter huzurunda akdedilen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesini bizzat davalının yok saydığını, oysaki sözleşmede belirtilen bedelin nakden ve tamamen davalıya ödendiğini, davalının bu haksız ve yersiz tavrı ve sözleşmeyi yok sayan beyanları karşısında müvekkilince eldeki davanın ikame edildiğini, sözleşmede kararlaştırılan vadenin, kesin vade olmayıp devir için öngörülen azami süre olduğunu, davanın erken açılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, tüm yargılama giderlerinin taraflarınca eksiksiz yatırıldığını, davalının yazılı ve sözlü tüm beyanlarının davanın reddine yönelik olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin taraflara karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olup davalı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmek bir tarafa müvekkili ile aralarında böyle bir akdin icra edilmediğini iddia ettiğini ve müvekkilini tabiri caiz ise sahtekârlıkla itham ettiğini, hâl ve hareketleri ile bu davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğini, noter marifetiyle gönderilen muhtıra ile davalıyı temerrüde düşürerek müvekkilinin davalıyı 10 iş günü içerisinde devir ve ferağa davet ettiğini, bu süreye rağmen davalının işlem yapmaya yanaşmadığını, davanın açılmasına sebebiyet veren davalıya yargılama giderleri ve ücreti vekâletin yükletilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 312/2 hükmünde; "Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilemez." şeklinde düzenlenen hükümdeki her iki şartın birlikte gerçekleşmemiş olduğunu, gerek dava öncesi gerekse dava sırasında taraflar arasında gelişen olayların, davalının olumsuz hâl ve tavırlarının tamamen yanlış yorumlandığını ve yanılgılı değerlendirme ile yargılama giderlerinin uhdelerinde kalmasına ve lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kararın yargılama giderleri ve vekâlet ücretine yönelik kısmının kaldırılması gerektiğini belirterek; kararının bu sebeple bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; noterlikçe düzenlenen gayrimenkul satış vaadinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.