Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3226 E. 2026/1062 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3226
Karar No
2026/1062
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/104 E., 2025/364 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/741 E., 2023/669 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/62 Esas sayılı dosyasında A harfi ile gösterilen 1.933,78 m²'lik alanın 50 yılı aşkın süredir tarımsal faaliyetleri için kullanıldığını ancak bu alanın ... adına tarla vasfıyla tesciline karar verildiğini belirterek parsel numarası almamış olan 1.933,78 m²'lik alanda davacılara ait olan zilyetliğin tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin dolduğunu, kesinleşmiş mahkeme kararı ile zilyetlikleri reddedilen davacıların aynı konuda ikinci defa dava açtığını, taşınmazın gerçek değeri üzerinden davanın harçlandırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu yerin tarla vasfı ile kullanıcısız olarak Hazine adına tapuya tesciline ilişkin Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/62 Esas ve 2015/87 Karar sayılı kararının bulunduğu, kararın kesinleştiği, taşınmazın kullanım kadastrosu veya güncelleme kadastrosuna tâbi tutulmadığı, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu alanın müvekkillerinin ve babalarının eklemeli zilyetliği ile günümüze dek fasılasız şekilde malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını, ileride doğacak hak talepleri açısından davacıların zilyetliğin ve muhdesatın tespitini istemekte hukuki yararları olduğunu, hükmün bozulması gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, zilyetliğin tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yapılan inceleme sonucunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3226, K. 2026/1062, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3226-e-2026-1062-k-88e7c08a498c