Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3037 E. 2025/4037 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3037
- Karar No
- 2025/4037
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/618 E., 2025/1034 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/124 E., 2024/240 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ... ili, ... ilçesi, ... Mevkiindeki taşınmazın eski tapu kayıtlarına göre malikleri olup sınırları belirtilen bölgede ... ili Mera Komisyonu Başkanlığınca 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca müvekillerinin dava konusu taşınmazlarının mera olarak sınırlandırıldıklarını, oysa ki taşınmazların tapulu olup gayrimenkullerin mera olarak tespit ve tahsislerinin hukuken mümkün olmayacağını belirterek davanın kabulünü, ... ili Mera Komisyonu Başkanlığınca verilen 08.01.20 19... /1 sayılı kararın iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; komisyonca yapılan ilk ilandan sonraki otuz gün içinde davacı tarafından itiraz edilip edilmediğinin tespiti ile eğer davacı tarafça bu süre içerisinde itiraz edilmediyse davanın süre yönünden reddi gerektiğini, İdarenin kusuru olmadığını, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesi gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların her birinin farklı yerlerde hak iddia ettiklerinden her birinin iddiasının araştırmaya muhtaç olmasından dolayı davaların tefrik edilerek yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "..İşlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık yasal süre içinde davanın yenilenmediği..." gerekçesiyle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150/5 hükmü uyarınca, davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, sundukları eski tapu hudutlarını gösteren kayıtların ve tedavüllerinin birlikte istenerek dosya içine alınmasından sonra yapılacak keşifte bu kayıtların uygulanması gerektiğini, oysa bu eksiklikler tamamlanmadan yüklü miktarda harç tahsili yoluna gidildiğini, harç tamamlanması aşamasına gelmeksizin bir an önce karar vermek adına Mahkemece karar verme yoluna gidilip eksik inceleme neticesinde karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; mera tahsis komisyonu kararının iptali istemine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz karar harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
1. Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu'nun 3 ve 4. maddeleri).
2. Hukuki nitelikleri itibariyle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olan meralar özel mülkiyete konu olamazlar. Bu nedenle de mülkiyeti Devlete ait olan yerlere ilişkin davayı Hazine açabileceği gibi meraların sınırları içinde bulunduğu ve yararlanma hakkı olan köy tüzel kişilikleri ve belediyelerin de dava açma hakları vardır. 3. Mera, yaylak, kışlak niteliğindeki taşınmazlar kamunun yararlanılmasına tahsis edilmiş olup alım satıma konu olamayacağından bu tür taşınmazlarla ilgili davalar maktu harca tâbi olup, dava değerine bakılmaksızın inceleme yapılması gerekir. 4. Temyiz incelemesine konu Bölge Adliye Mahkemesi kararında da; davanın konusu “mera komisyon kararının iptali” istemine ilişkin olup uyuşmazlığın taşınmazların aynına ilişkin olmadığı, bu nedenle davacı tarafça yatırılacak olan harcın hesabında (mera) zemin değerinin hesaba katılması doğru olmayıp uyuşmazlığın maktu harca tâbi davalardan olması nedeniyle dava değerine bakılmaksızın inceleme yapılması gerekir. Bu cümleden olmak üzere; Mahkemece davanın esasına girilip dava konusu istem yönünden esas incelemesi yapılarak olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken, zemin değeri üzerinden hesaplanan nispi harcın süresinde yatırılmaması suretiyle davanın 3 aylık yasal süre içinde davanın yenilenmediği gerekçesiyle açılmamış sayılmasına dair verilen kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle Sayın Çoğunluğun onama kararına iştirak edemiyorum.