Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2832 E. 2025/4165 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2832
- Karar No
- 2025/4165
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/9 E., 2025/53 K.
Mahkemece verilen direnme kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 373. maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kayınvalidesi müteveffa ... 'ın, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 4 35... parsel sayılı taşınmazdaki kagir evini müvekkili ...'a satış suretiyle devrettikten sonra eşi ve oğlunun maddi desteğiyle muris tarafından kendisine verilen taşınmazın üzerindeki kagir evi yıktırıp yerine beş katlı binanın yaptırıldığını, davalının yeterli maddi kazancı olmadığından binanın yapımında da hiçbir maddi katkısının olmadığını, davalı tarafça ikame edilen tüm davalarda ilgili binanın müvekkil tarafından yapıldığının beyan edildiğini, davalının muvazaa iddiasıyla taşınmazdaki hissesini geri almak için açtığı tapu iptali ve tescil davası neticesinde yarı hissenin hükmen davalı adına tescil edilip devamında da davalı tarafça ortaklığın giderilmesi davası açıldığını ileri sürerek; 4 35... parsel sayılı taşınmazdaki beş katlı binanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... yargılama sırasında ölmüş, davayı mirasçıları takip etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu binanın iddia edildiği gibi davacı tarafından yapılmadığını, bu hususun tapu iptali ve tescil davasında da ileri sürüldüğünü; ancak Mahkemece taşınmazın yarı hissesinin müvekkili adına tesciline karar verilip kararın kesinleştiğini, kesin hüküm nedeni ile talebin reddi gerektiğini, açılan ortaklığın giderilmesi davasında binanın kendisi tarafından yapıldığı yönünde davacının bir talepte bulunmadığını, binanın müvekkilinin murisi tarafından inşa edildiğini, davacının binayı inşaa etmeye yeterli kazancı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı yargılama sırasında ölmüş, mirasçıları davaya dahil edilmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.05.2022 tarihli kararı ile; "... Davalı tanıklarının beyanlarında dahi tarafların babaları ... ile davacının taşınmazda oturduklarına yönelik beyanları, taşınmazda uzun yıllar ölü davacının oturması, binanın ölü davacı namına yapıldığı beyanları karşısında davanın kabulü gerektiği..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 4 35... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki altı (6) katlı binanın davacıların murisi ... tarafından meydana getirildiğinin ve muhdesatın davacılar murisine aidiyetinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 20.05.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2023 tarihli kararı ile "İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.09.20 24... /5173 Esas, 2024/4004 karar sayılı ilâmıyla; 1.1. Dosya içeriğine, toplanan delillere ve özellikle 04.02.2022 tarihli ... Büyükşehir Belediyesince düzenlenmiş yıkım tutanağına göre; dava konusu edilen muhdesatın, İlk Derece Mahkemesinin hüküm tarihinden önce yıkıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere bina türü muhdesatlar, "arzın mütemmim cüz'ü" niteliğiyle zeminin mülkiyetine tabi olup, zeminden ayrı bir mülkiyeti söz konusu değildir. Nitekim uygulamada bir takım hukuki zorunluluklardan dolayı, yapı sahibinin arzın sahibinden başkası olması halinde ortaklığın giderilmesi, kentsel dönüşüm vb. hukuki yararın bulunduğu durumlarda, ayrıca yapının ilgilisince yapıldığının tespiti imkanı tanınmıştır. Nitekim davacı da, davalı ile sonradan paydaş olduğu taşınmaza yaptığını iddia ettiği bina için kentsel dönüşüme tabi olmasından kaynaklı olarak dava açmış, yargılama aşamasında davacı ve davalı, dava dışı Belediye ile 20.12.2021 tarihli muvafakatnameyi imzalamak suretiyle yeni yapılacak yapıda daire paylaşımı yapmışlardır. Böyle bir durumda; taşınmazın üzerinde bulunduğu keşfen belirlenen yapının yıkılması halinde, var olmayan yapı ile ilgili davacının hukuki yararının ne olduğu ve tespit hükmü kurulmasının gerekçesi açıklanmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Zira dava konusu şeyin yargılama sırasında yok olması halinde, başka bir ifadeyle davanın konusunun kalmaması halinde, herhangi bir tespit ya da eda hükmü kurulamayacağı, sadece "hüküm kurulmasına yer olmadığına" karar verilebileceği her türlü tartışmadan uzaktır. 1.2. Mahkemece; dinlenen tanıklar arasında bulunmadıkları ve eldeki dava ile ilgileri olmadığı halde, ... ve ... 'in davanın esasına yönelik tanıklıkları ve beyanları varmışcasına gerekçe kısmında yer verilerek beyanlarının hükme esas alınması suretiyle karar verilmiş olması ve "tarafların ... " isminde babaları olmadığı halde İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde bu ibarelere yer verilmesi de önemli bir usul hatası olmuştur. 1.3. Hal böyle olunca; binanın yıkımı hususunda tarafların ittifak etmemeleri halinde, yerinde yeniden keşif yapılarak durumun belirlenmesi, yapının bulunmaması halinde yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak davacının halen hukuki yararının bulunup bulunmadığı hususunun tartışılması, dosyadaki toplanan deliller ve bu kapsamda tanık beyanları da yeniden değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İlk Derece Mahkemesince verilen 20.05.2022 tarihli 1. Karar Yargıtay tarafından bozulmuş ise de; somut olayda kentsel dönüşüm bulunması sebebiyle hukuki yararın bulunduğu, yapı yıkılmış ise de ... BŞB müzekkere cevabı ve hayatın olağan akışı gereği muhtesatı meydana getiren davacı ... mirasçılarının muhtesat sebebiyle kentsel dönüşüm kapsamında 6 katlı binayı meydana getirmesi sebebiyle taraflarına daha fazla daire düşeceğinden davada hukuki yararlarının bulunduğu ve davanın konusuz kalmadığı" gerekçesiyle Dairemizin bozma kararına karşı direnilmesine, davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Dava konusu taşınmaz ile ilgili ortaklığın giderilmesi davasının işlemden kaldırılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, eldeki davada hukuki yarar kalmadığını, 2. Bozma kararında yer alan hususların araştırılmadan karar verildiğini, 3. Davalı ... öldüğü halde karar başlığında davalı olarak gösterilmesinin doğru olmadığını, 4. Önceki kararda direnilmesi durumunda kararda değişiklik yapılamayacağını, davacılar lehine vekâlet ücretinin arttırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi karar tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine 09.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dava, muhtesatın tespiti istemine istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin kararın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, Dairenin 19.09.2024 tarihli ve 2023/51 73... /4004 Karar sayılı ilâmı ile hüküm bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince önceki hükümde direnilmiş, Dairenin sayın çoğunluğu tarafından direnme kararı onanmıştır. Davacı vekili; muris ... 'ın, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 4 35... parsel sayılı taşınmazdaki kagir evini müvekkili ...'a satış suretiyle devrettikten sonra eşi ve oğlunun maddi desteğiyle muris tarafından kendisine verilen taşınmazın üzerindeki kagir evi yıktırıp yerine beş katlı binanın yaptırıldığını, davalının yeterli maddi kazancı olmadığından binanın yapımında da hiçbir maddi katkısının olmadığını, davalı tarafça ikame edilen tüm davalarda, ilgili binanın müvekkil tarafından yapıldığının beyan edildiğini, davalının muvazaa iddiasıyla taşınmazdaki hissesini geri almak için açtığı tapu iptali ve tescil davası neticesinde yarı hissenin hükmen davalı adına tescil edilip devamında da davalı tarafça ortaklığın giderilmesi davası açıldığını ileri sürerek; 4 35... parsel sayılı taşınmazdaki beş katlı binanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, kentsel dönüşüm bulunması sebebiyle hukuki yararın bulunduğu, yapı yıkılmış ise de ... Büyükşehir Belediyesi müzekkere cevabı ve hayatın olağan akışı gereği muhtesatı meydana getiren ... mirasçılarının muhtesat sebebiyle kentsel dönüşüm kapsamında 6 katlı binayı meydana getirmesi sebebiyle taraflarına daha fazla daire düşeceğinden davada hukuki yararlarının bulunduğu ve davanın konusuz kalmadığı gerekçesiyle ilk hükümde direnerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, önceki bozma ilâmında belirtildiği üzere; 04.02.2022 tarihli ... Büyükşehir Belediyesince düzenlenmiş yıkım tutanağına göre dava konusu edilen muhdesatın, İlk Derece Mahkemesinin hüküm tarihinden önce yıkıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere bina türü muhdesatlar, "arzın mütemmim cüz'ü" niteliğiyle zeminin mülkiyetine tâbi olup, zeminden ayrı bir mülkiyeti söz konusu değildir. Nitekim uygulamada bir takım hukuki zorunluluklardan dolayı, yapı sahibinin arzın sahibinden başkası olması hâlinde ortaklığın giderilmesi, kentsel dönüşüm vb. hukuki yararın bulunduğu durumlarda, ayrıca yapının ilgilisince yapıldığının tespiti imkânı tanınmıştır. Nitekim davacı da, davalı ile sonradan paydaş olduğu taşınmaza yaptığını iddia ettiği bina için kentsel dönüşüme tabi olmasından kaynaklı olarak dava açmış, yargılama aşamasında davacı ve davalı, dava dışı Belediye ile 20.12.2021 tarihli muvafakatnameyi imzalamak suretiyle yeni yapılacak yapıda daire paylaşımı yapmışlardır. Dava konusu şeyin yargılama sırasında yok olması hâlinde, başka bir ifadeyle davanın konusunun kalmaması halinde, herhangi bir tespit ya da eda hükmü kurulamayacağı, sadece "hüküm kurulmasına yer olmadığına" karar verilebileceği her türlü tartışmadan uzaktır. Hâl böyle olunca; davanın konusu kalmadığından bu yönde karar verilmesi gerekirken daha fazla daire verileceği gerekçesi ile hukuki yarar var sayılıp davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Hükmün bu nedenle direnme kararı incelenmek üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi gerekirken onanması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz.