Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2609 E. 2026/1206 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2609
Karar No
2026/1206
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/744 E., 2025/81 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2008/50 E., 2022/102 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından duruşma istemli, davalı ... vekili ve davalı-karşı davacı ... ve ... mirasçıları... vd. vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davalılar vekili Avukat ...ile karşı taraftan davacı-karşı davalı vekili Avukat ...geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu A parselin Belediye Encümeni kararı uyarınca müvekkili adına tescil edildiğini, ancak taşınmaza davalılar tarafından hukuka aykırı şekilde el atıldığını, ihtara rağmen tecavüzünün hâlen devam ettiğini, davalıların taşınmaz üzerinde inşa ettikleri binalar sebebiyle davacının taşınmazını kullanamadığını ileri sürerek haksız el atmanın önlenmesi ile yıkım kararı verilmesini, ayrıca 10.000,00 YTL ecrimisil bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... tarafından verilen cevap ve karşı dava dilekçesi ile; eşi ile kendisinin 30 yıl önce tarla satın aldıklarını, 1980 yılından önce almalarına rağmen gecekonduyu ve yanındaki tapulu alanı Belediyeye 01.01.1980 tarihinde bildirdiklerini, buna rağmen kendisine karşı gecekondunun satışı ve ecrimisil davası açıldığını, beyanda bulundukları hâlde kendisine ilk ihalesi yapılmadan davalı şirket adına tescil edildiğini belirterek, ... 1328/1 sayılı yerin tescilinin iptali ile uzun yıllar oturduklarından üzerinde bulunan evi ile birlikte tarafına rayiç bedeli ile satılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... ile dâhili davalılar ..., ..., ..., ... ve ... duruşmada; taşınmazı 30 yıldan uzun süredir kullandıklarını, gecekondulara ilişkin kayıtların da bulunduğunu, işgal ettikleri alanın kendilerine satışını talep ettiklerini beyanla, davanın reddini istemişlerdir. 3.Karşı davalı-asıl davacı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davalının iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek karşı davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 2013/1340 Esas sayılı dosyası ile açılan dava sonucunda Mahkemece, davalıların gecekonduya ilişkin başvurusu sonuçlandırılmadan taşınmazın satış işlemi yapılmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle işlemin iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, dolayısıyla imar affı başvurusu yapan davalıların fuzuli şagil ve kötüniyetli olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu olayda davacının tapu kaydına dayandığını, davacı tapu iktisabının ve daha sonrasında ifraz işlemlerinin usule ve yasaya aykırı bulunduğuna ilişkin açılmış dava olmadığını, davacının mülkiyet hakkı bulunduğundan tapu kaydına üstünlük tanınması gerektiğini, davalıların kayıttan ya da mülkiyetten kaynaklı bir hakları bulunmadan taşınmazda haksız işgalleri olduğunu, adlarına tapu kaydı veya tapuda şerh, tapu tahsis belgesi, noter senedi gibi bir belgenin de dosyada mevcut olmadığını belirterek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın el atma ve kal istemi yönünden kabulüne, ecrimisil isteminin kötü niyetle işgal olmadığından reddine, karşı dava hakkında harcı yatırılmadığından karar verilmesine yer olmadığına” dair hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı vekili temyiz ve temyize cevap dilekçesinde; a. Kararı ecrimisil taleplerinin reddi yönünden temyiz ettiklerini, davalıların taşınmazda hiçbir yasal hakka sahip olmadığını, mülkiyet hakkına öncelik verilmesi gerektiğini, b. Davacıya satışın usulüne uygun olduğunu, davalıların paydaş olmadığından ön alım hakkı bulunmadığını, davacı şirketin Türk kanunlarına göre kurulmuş yerli bir anonim şirket olduğunu, yabancı alıcı olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalıların davacıya yapılan satıştan haberdar olmadığını, bu nedenle usulsüz olduğuna dair iddialarını ileri süremediklerini, bu imkân davalılara verilmeden yapılan satışın usul ve kanuna uygun olduğunun söylenemeyeceğini, b. 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun yabancılara yapısız tarla satımına ilişkin düzenlemesinin göz ardı edildiğini, c. Hazine taşınmazlarının satışında kullanan kişilere ön alım hakkı tanındığını ancak somut olayda uygulanmadığını, davalıların hak ihlali oluştuğunu belirterek temyiz etmiştir. 3. Davalı-karşı davacı ... ve ... mirasçıları ... vd. vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; a. İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 2013/1340 Esas, 2016/97 Karar sayılı kararı ile davalılar 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun uyarınca hak sahibi olduklarından davacıya yapılan satışın iptal edildiğini ve kararın kesinleştiğini, İlk Derece Mahkemesince bu karar esas alınarak ret hükmü verilmesinin isabetli olduğunu, ancak İstinaf Mahkemesince gözardı edildiğini, yok hükmündeki idari işleme dayanılarak karar verilmesinin kamu yararına da aykırı olduğunu, davalıların fuzuli şagil ve kötüniyetli olmadıklarını, tapu tahsis belgesine sahip olduklarını, bu hakkın korunmasının kamu menfaati gereği olduğunu, b. Karşı dava yönünden ise taraflara öncelikle usulüne uygun karşı dava açmak üzere mehil verilmesi gerektiğini, c. Davalıların tapu tahsis belgesine dayalı olarak ilgili belediyeye yaptıkları başvurunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, ayrıca tapu iptali ve tescil davası da açılacağını belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil; karşı davada ise tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir 1. Asıl davada davacı vekilinin temyiz incelemesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı tarafından temyize konu edilen miktar 10.000,00 TL tutarındaki ecrimisil talebi olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. 2. Davalı ... vekili ile davalı-karşı davacı ... ve ... mirasçıları ... vd. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Somut olayda; davacı taraf el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil talebinde bulunmuş, davalı ... ise karşı davasında tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince karar kaldırılarak davanın el atma ve kâl istemi yönünden kabulüne, ecrimisil isteminin reddine, karşı dava hakkında ise harcı yatırılmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Her ne kadar karşı dava yönünden davalı ...’nin harç yatırmadığı gerekçe gösterilerek usulüne uygun açılmış dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de karşı davacı ...’nin dosya kapsamında bulunan “09.09.2008” tarihli sayman mutemedi alındısı ile harcı yatırmış olduğu anlaşılmıştır. Ne var ki karşı davacı 03.12.2009 tarihli celseye katılmadığından dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırıldığı, ancak karşı davacı tarafından 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'un 409. maddesi uyarınca 3 ay içerisinde yenileme dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu hâliyle karşı davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Asıl davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 40.000,00 TL'nin asıl davada davacı-karşı davada davalı taraftan alınarak davalı-karşı davada davacı ... ve ... mirasçıları ... vd.’ne verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/2609, K. 2026/1206, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-2609-e-2026-1206-k-c98892409496