Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2283 E. 2025/3698 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2283
Karar No
2025/3698
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1586 E., 2025/132 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/286 E., 2019/470 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 26544 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki gecekondunun zilyedi ve hak sahibi olduğunu, davalının taşınmazdaki hak sahipliğinden davacı lehine feragat ettiğini, ancak daha sonra feragatinden döndüğünü belirterek, müvekkilinin taşınmazdaki hak sahipliğinin tespiti ile taşınmaz tapusunun davacıya verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “davanın kabulüne, dava konusu 26544 ada 1 parsel sayılı taşınmazın hak sahibinin davacı olduğunun tespitine; 28.11.2019 tarihli ek kararda ise davalı tarafça istinaf harç ve giderlerinin yasal süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle davalı tarafın istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına” karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin asıl ve ek kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; “ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalının ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.10.2023 tarihli 2022/7142 Esas 2023/4820 Karar sayılı kararı ile; “muhtıranın usulsüz olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına” karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “davalı vekilinin henüz kendisine gerekçeli karar tebliğ edilmeden evvel 02.10.2019 tarihli dilekçesi ile karar tefhim edilmekle istinaf süresinin başladığını, bu nedenle süre tutum dilekçesi verdiklerini, gerekçeli karar tebliğ edildiğinde gerekçelerini bildireceklerini beyan ederek hükmü istinaf ettiğini bildirdiği, ancak başka bir açıklamaya yer vermediği, yukarıda anlatıldığı üzere harç ve giderleri de yatırmadığı, davalı yana gerekçeli kararın 18.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği, buna göre istinaf süresinin 01.11.2019 tarihinde son bulduğu, bu süre zarfında davalı yan tarafından bir istinaf nedeninin bildirilmediği, harç ve giderlerin de yatırılmadığı, Mahkemece davalı yana harç ve giderlerin yatırılması için çıkartılan muhtıra üzerine de harç ve giderler yatırılmadığından mahkemenin istinaftan vazgeçmiş sayılmasına yönelik 28.11.2019 tarihli ek kararı üzerine, davalı tarafın asıl karara ilişkin istinaf süresi dolduktan çok sonra 16.12.2019 tarihli ek kararın istinafına ilişkin dilekçesi ile mahkemeye asıl karara yönelik istinaf nedenlerini belirten bir dilekçe verdiği, bu kapsamda davalı istinaf iradesini ortaya koymakla beraber süresi içinde verilmiş bir dilekçe ile istinaf gerekçelerini ileri sürmediğinden istinaf incelemesinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık hallerinin resen gözetilerek yapılabileceği ve İlk Derece Mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı, asıl karara yönelik istinaf süresi dolduktan sonra ek kararın istinafı için verilen dilekçe ile dayanılan nedenlerin asıl karara yönelik istinaf nedeni olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, bu kabule gidilmesi hâlinde kanun yoluna başvurmanın süre ile sınırlandırılmasının bir anlamının kalmayacağı, tarafların her daim yeni nedenlere dayanmasının mümkün hale geleceği, bu nedenle uygulamada da süresi içinde gerekçeli istinaf dilekçesi verilmesi hâlinde dâhi istinaf süresi geçtikten sonra verilen ikinci dilekçeye değer verilmesinin mümkün bulunmadığının kabul edildiği” gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde: 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun süre tutum dilekçesi sunulmasına ilişkin uygulama bulunmadığını, Mahkemece bu dilekçenin istinaf dilekçesi olarak kabul edilmesinin usule aykırı olduğunu, sürenin tebliğ ile başlayacağını, dava sürecindeki usul işlemlerini tekrarlayarak süre tutum dilekçesi esas alınmak suretiyle yapılan tüm bu işlemlerin (muhtıra düzenlenmesi, ek karar vb) geçersiz olduğunu, usul ve kanuna aykırı yapıldıklarını, 2. Yargıtay bozma ilâmı uyarınca gerekli harç ve masraflarını yatırdıklarını, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararına uyduğu hâlde aykırı hareket ettiğini, esasa ilişkin itirazlarını incelemediğini, esasa ilişkin istinaf nedenlerini azledilen önceki davalı vekilinin cevap ve beyan dilekçeleri, dosyaya sunulan bilirkişi raporları, ... Belediyesi tarafından dosyaya gönderilen belgeler, davalı ...'ın 16.12.2019 tarihli istinaf başvuru dilekçesi ile 05.03.2023 tarihli temyiz dilekçesinde açıkladıklarını, ancak Bölge Adliye Mahkemesince usulden ret kararı verilerek esastan inceleme yapılmadığını belirtmek suretiyle hükmü temyiz etmiştir. B. Değerlendirme Uyuşmazlık, hak sahipliğinin tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/2283, K. 2025/3698, T. 17.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-2283-e-2025-3698-k-9570d5bcfab4