Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/1947 E. 2026/1016 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1947
Karar No
2026/1016
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/47 E., 2025/519 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/100 E., 2024/24 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşma talep eden davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan bir kısım davalılar vekili Avukat ... ........... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu 53 46... parsel sayılı taşınmazın muris babası ... tarafından 09.04.1987 tarihinde düzenlenen bağış senedi ile davacıya bağışlandığını, bu tarihten beridir davacı tarafından kullanıldığını, üzerine ev inşa edildiğini, ağaçların bulunduğunu, ancak davalılarca taşınmaza ilişkin ortaklığın giderilmesi davasının açıldığını, bu davada davacı tarafından muhdesat iddiasında bulunulduğunu, aynı zamanda muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının da açıldığını ileri sürerek, bağışlama senedine dayanılarak taşınmazın davacı adına tesciline, mümkün olmaması hâlinde taşınmazın üzerindeki muhdesatla birlikte değerinin yasal faiziyle davacıya verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; bağışlama sözleşmesinin geçersiz olduğunu, murisin okuma yazma bilmediğini ve sözleşmenin imza edilerek yapıldığını, muris tarafından meydana getirilmediğini, taşınmaz üzerindeki evin muris ve birlikte yaşadığı aile bireyleri tarafından meydana getirildiğini, muhdesatın aidiyetine yönelik dava açıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın ... adına 30.05.1990 tarihinde tescil edildiği, eldeki davanın 09.04.1987 tarihli bağışlama senedine dayandığı, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3 hükmüne göre on yıllık hak düşürücü süreyi geçirdikten sonra açıldığından hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, davacının bir diğer talebinin ise dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın toplam değerinin davalılardan tahsiline ilişkin olduğu, davacı tarafından Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/243 Esas sayılı dosyası ile Mahkememiz dosyasındaki davalılara karşı muhdesadatın aidiyetinin tespitine yönelik dava açıldığından aynı muhdesata ilişkin olarak muhdesatın toplam değerini istemesinde hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle bu talep yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; söz konusu taşınmazın davaya konu bağış senedinin yapıldığı tarih olan 1987 yılında Hazine adına kayıtlı olduğu, davaya konu senedin kadastro öncesi sebep olmadığı anlaşılmakla mahkemenin tespitinin yerinde olmadığı, senedin düzenlendiği tarihte tapuya kayıtlı dava konusu taşınmaza ilişkin yapılan bağış senedinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 288/2 ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan buna dayalı olarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamayacağı, tescil talebinin bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin gerektiği, somut olayda davacı tarafından davaya konu sözleşme nedeniyle verilen herhangi bir şeyin bulumadığı, bu nedenle taşınmaza ilişkin bedel talebinin de reddinin gerektiği, ayrıca muhdesat bedeline yönelik talebinde ise davacı tarafından söz konusu muhdesatın tespiti için açılan davada davanın reddine kesin şekilde karar verildiği, bu yöndeki talebin de reddi gerektiği, davanın esastan reddine karar verildiği durumda vekâlet ücretinin, taşınmazın dava tarihindeki ve tamamlanan değeri üzerinden nispi oranda belirleneceği, maktu vekâlet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine, davalı lehine nispi vekâlet ücretine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; sözleşme tarihinde taşınmazın tapusuz olduğunu, taşınırlar gibi hüküm ifade edeceğini, muris tarafından vefat tarihine kadar kullanıma karşı çıkılmadığını, sözleşme tarihinden bu yana nizasız fazılasız kullanıldığını, taşınmazın terditli talepler yönünden muhdesat bedelleri yönünden karar verilmediğini, vekâlet ücretinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, harici bağış sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, terditli alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti olan 40.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılardan ..., ..., ..., ..., ...'ya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1947, K. 2026/1016, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-1947-e-2026-1016-k-e07a516a0fb2