Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/1876 E. 2026/1015 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1876
- Karar No
- 2026/1015
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1977 E., 2024/2128 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/636 E., 2023/249 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı talep eden davacı vekili Av. .............. geldi. Diğer taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirketin eski ortağı olduğunu, ortaklık devam ederken şirketle davacı arasındaki borç ilişkisi nedeni ile davacının alacağına karşılık davaya konu taşınmazın satın alınması amacıyla şirket tarafından kredi çekildiğini, kredi şirket tarafından çekildiği için taşınmazın şirket adına tescil edildiğini, davacının şirket ortakları ile samimi olması nedeni ile kendi adına tescili hususunda aceleci olmadığını, fakat daha sonra davacının alacaklarını tahsil edemeden şirketten çıkarıldığını, akabinde taşınmazın diğer davalıya muvazaalı bir şekilde satıldığını, davalının işlemi vekaleten gerçekleştiren ..................kız kardeşi olduğunu, davalı ...'ın taşınmazı hiç görmediğini, aslında satış değil bağış yapıldığını, işlemin muvazaa nedeni ile iptalinin gerektiğini ileri sürerek taşınmazın davalı ...'a yapılan devrin muvazaa nedeni ile iptalini ve taşınmazın bedelini ödeyen davacı adına tescil edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın 25.01.2021 tarihinde 1.000.000 TL bedelle satın alındığını, davacının taşınmazda kiracı olduğunun belirtildiğini, şirketle davacı arasındaki iç ilişkinin davalıyı ilgilendirmediğini, taşınmazı kullanamadığını, ödenen bedellerle taşınmazın değeri arasındaki bir farkın da olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin dolduğunu, taşınmazda malik olmadığını, davanın şirkete yöneltilemeyeceğini, pasif husumetten reddi gerektiğini, davacı ile şirket arasında inanç sözleşmesi veya satış vaadi sözleşmesi bulunmadığını, evin davacıya ait olmadığını, davacı tarafından şirketteki %5' lik payın 16.10.2018 tarihinde noterde yapılan pay devri sözleşmesi ile dava dışı ....... devredildiğini, devredilirken taşınmaza ilişkin ihtirazi kayıt konulmadığını, hiçbir borcu ve alacağı kalmaksızın devredildiğini, bunun ibra niteliğinde olduğunu, o dönemde davacının pek çok kişiye borcu olduğunu, zaten taşınmazı satın almasının mümkün olmadığını, davacı tarafından şirkete yapılan ödemelerin, şirketin davacıya vermiş olduğu borçtan kaynaklandığını, halen davacının 259.000 TL borcunun olduğunu, bu ödemelerin taşınmazın bedeli olmadığını, davacının taşınmazda sadece kiracı olduğunu, haksız işgalci olduğunu, mülkiyet hakkı olmadığını, inanç ilişkisinin sadece yazılı delille ispatlanabileceğini, davacının şirket ortaklarını dolandırdığını, davacı aleyhinde dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı kamu davası açıldığını, Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/184 Esas dosyasında yargılamanın devam ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacı tarafça yazılı inanç sözleşmesi ve yahut yazılı delil başlangıcı nitelinde bir belge sunulmadığı, yazılı delil başlangıcı niteliğinde herhangi bir belge bulunmadığından davacı tanık beyanlarının hükme esas alınmadığı, davacı tarafından dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı ve bedelin ödendiğine dair herhangi bir ödeme belgesinin ibraz edilemediği, davacı tarafından şirkette bulunan payının tüm hak ve borçları ile dava dışı ......... devredildiği ve ilgili sözleşmede davaya konu taşınmazın kendisine ait olduğuna dair herhangi bir ihtirazi kaydın konulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, tapu iptal ve tescil davasının ancak tapu maliki aleyhine açılması gerektiğinden diğer davalı ......... İnşaat Sanayi ve Tic. A.Ş. hakkında açılan davanın husumetten reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından inanç sözleşmesinin varlığına dair yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir delil sunulmadığı, ileri sürülen abonelik kayıtları, ortak gider ve kredi taksit ödeme belgelerinin yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olmadığından İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; ipotek, sigorta, aidat ödemelerine ait belgelerin mahkemece yazılı delil olup olmadığının değerlendirilmediğini, taşınmazın alımına dair ödemenin davalı ... adına ............. tarafından yapıldığını gösterir belgenin de incelenmediğini, davalı ...'a yapılan satışın muvazaalı olduğunu, bunun her türlü delille ispatın mümkün olduğunu, mahkemece hem şirketin hem de davalı ...'ın iyiniyetli kabul edilmesinin sunulan vakıa ve belgelerle uyumlu olmadığını, davalı ...'ın hiç görmediği bir daireyi satın almasının olağan kabul edildiğini, mahkemece kararın gerekçelendirilmediğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık inançlı işlemden kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.