Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4338 E. 2024/5715 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4338
- Karar No
- 2024/5715
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1240 E., 2024/1783 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/410 E., 2019/525 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında 17.03.2009 tarihinde noterde yapılan düzenleme şeklinde miras hissesinin devri sözleşmesi ile davalının 443 ada 13 parsel, 445 ada 7 parsel ve 445 ada 8 parsel sayılı taşınmazlardaki hissesini 175.000,00 TL bedelle müvekkiline satmayı vadettiğini, taşınmazların tapu kaydı üzerine satış vaadi şerhi konulduğunu, satış bedelinin sözleşme tarihinde davalıya tamamen ödendiğini, bir kısım hissedarlar tarafından ...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/59 Esas ve İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/349 Esas sayılı dosyaları ile ortaklığın giderilmesi davaları açılması üzerine sonuçlarının beklenmeye başlandığını, bu süre zarfında satış vaadinin üzerinden beş yıl geçtiğini, davalının tapu üzerindeki şerhi kaldırttığını, akabinde... 5. Noterliğinin 22.04.2016 tarih ve... yevmiye numaralı fesih ihbarnamesi ile davaya konu satış vaadi sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini ancak, fesih işleminin hukuken geçersiz olduğunu ileri sürerek; 1. Öncelikle miras hissesinin devri sözleşmesi davalı tarafından tek taraflı olarak feshedildiğinden bu feshin geçersizliğinin tespitine, 2. ...2. Noterliğinin 17.03.2009 tarihli miras hissesinin devri sözleşmesinin geçerli olduğunun tespitine, 3. Sözleşmenin tapu kayıtlarının beyanlar hanesine işlenilerek aleniyetin sağlanmasına, 4. Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bir mirasçının, miras hissesinin devri için ilk ve en önemli şartın mirası devir alan kişinin veya kişilerin de miras ortaklığında miras hissesini devreden gibi mirasçı olmasının gerektiğini, kanun koyucunun iştirak hali bozulmadan miras payının iştirake dâhil olmayan üçüncü kişilere devrini yasakladığını, bu şarta uyulmadığını, bu nedenle yapılan düzenleme şeklinde miras hissesinin devri sözleşmesinin geçersizliğinin sabit olduğunu, müvekkilinin haklı nedenle vaatten cayma hakkını kullandığını ve kötüniyetli olmadığını, açılan ortaklığın giderilmesi davalarının henüz kesinleşmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 23.05.2019 tarihli ve 2017/410 Esas, 2019/525 Karar sayılı kararıyla; "...taraflar arasındaki sözleşme ve protokol hükümlerinde taraflara tek taraflı fesih hakkı veren bir hüküm bulunmadığı, fesih ihbarının bu nedenle hukuken geçersiz olduğu, sözleşmenin halen ayakta olduğu ve davacının hukuki yararı bulunmadığı...." gerekçesiyle "...dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2022 tarihli, 2020/1189 Esas, 2022/452 Karar sayılı kararı ile "...dava aynı zamanda eda davası niteliği taşıdığından, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulünün gerektiği...dava konusu taşınmazların, davalı murisi... ve diğer malikler adına elbirliği mülkiyeti hükümleri gereğince kayıtlı olduğu, elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete çevrilmediğinden, bir başka anlatımla davacının tapu kaydındaki payı belirli olmadığından sözleşmenin ifa olanağı ve sözleşmenin tapuya şerhi olanağı olmadığı..." gerekçesiyle "...davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2019 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın reddine..." karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte yer alan 04.03.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 201.11.2023 tarihli, 2022/3035 Esas ve 2023/5220 Karar sayılı kararı ile "...Bölge Adliye Mahkemesince sözleşmenin tapu kaydına şerhine ilişkin dayanak belgeler ile birlikte şerhe ilişkin tüm belgeler getirilmek suretiyle davacının taleplerinin her biri hakkında ayrı ayrı değerlendirme yapılarak HMK'nın 26 ncı ve 297 inci maddeleri gereğince hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, yukarıda karar başlığında yer alan 12.09.2024 tarihli kararı ile "...taraflar arasındaki miras hissesinin devri sözleşmesinin noterde düzenleme şeklinde yapıldığı ve TMK'nın 677/2. maddesi gereği geçerli bir sözleşme olduğu... sözleşmenin iki taraflı ve bağlayıcı olduğu, bu tür sözleşmelerin tek taraflı bir beyan veya ihbar ile sona erdirilmelerinin mümkün bulunmadığı ancak, davacının sözleşmenin geçerliliğinin tespiti ve sözleşmenin tek taraflı feshinin geçersizliğinin tespiti taleplerini açılacak olan sözleşmenin feshi davası ya da sözleşmeye dayalı tapu iptal ve tescil davası içinde değerlendirilebileceği, bağlı olarak sözleşmenin geçerliliğinin tespiti ve sözleşmenin tek taraflı feshinin geçersizliğinin tespiti yönündeki muarazanın giderilmesi isteği bakımından davada hukuki yararın bulunmadığı, bu nedenle davacı istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği... sözleşmenin tescili isteğinin eda davası niteliği de taşıdığı, davacının bu talebi yönünden ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, tarafların sözleşmede tarafların sözleşmeyi tapu siciline tek taraflı beyan ile şerh ettirilmesine muvafakat verdikleri, gelen müzekkere cevaplarına göre, sözleşmenin daha önce tapu siciline şerh edilmediğinin anlaşıldığı, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı..." gerekçesiyle "...1.Davacının düzenleme şeklinde miras hissesinin devri sözleşmesinin tapunun beyanlar hanesine tescili talebinin kabulü ile talep konusu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının beyanlar hanesine şerhine...2.Davacının sözleşmenin geçerliliğinin tespiti ile sözleşmenin tek taraflı feshinin geçersizliğinin tespiti ve muarazanın giderilmesi taleplerinin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine..." karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (V.2) numaralı bentte belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: a. Tek taraflı feshinin geçersizliğinin tespiti ile bu yönlerdeki muarazanın giderilmesi talepleri bakımından davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kararda belirtilmişken, sözleşmenin geçerli olup olmadığı hakkında değerlendirme yapılmaksızın sözleşmenin tapuya şerhine karar verilmesinin hatalı olduğunu, b. Miras hissesinin devri sözleşmesinin 17.03.2009 tarihli olduğunu ve miras hissesinin devri sözleşmesi bakımından özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacağını, c. Dava konusu tapu kayıtları incelendiğinde müvekkilinin adının kayıtlarda yer almadığını, malik olarak görünmeyen bir kişinin tarafı olduğu sözleşmenin tapu kaydına şerhinin hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek, kararının bozulmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; sözleşmesinin feshinin geçersizliğinin tespiti, sözleşmenin geçerli olduğunun tespiti ile sözleşmenin tapuya şerh edilmesi istemlerine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.