Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4018 E. 2024/5678 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4018
Karar No
2024/5678
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1462 E., 2022/1494 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/249 E., 2022/72 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkillerine ait taşınmaz ve çevresinde yapılan inşaat çalışmaları sırasında gerekli koruyucu ve önleyici tedbirler alınmadığını, hafriyat çalışmaları nedeniyle arazi üzerinde ve çevresinde derin gerilme ve çatlaklar oluştuğunu, kaymalar olduğunu, taşınmazda şevler ve göçükler oluştuğunu, şevler nedeniyle meydana gelen heyelanda çay bahçelerinin zarar gördüğünü, buna ilişkin tespit yapıldığını, ancak hesaplanan zararın düşük olduğunu belirterek 804 parsel sayılı taşınmazın öncelikle eski hale iadesine karar verilmesini, eski hale iade bedeli için şimdilik 20.000,00 TL’nin ödenmesini, eski hale iadenin mümkün olmaması durumunda davacıların uğramış olduğu zararın karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 89.000,00 TL bedelin ve ecrimisil olarak da 1.000,00 TL bedelin dava tarihi itibariyle işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu arazinin niteliği gereği su sızan bir yapıda olduğunu, arazi sahiplerinin davalının dava konusu taşınmaz üzerinde önlem almasına izin vermediklerini, bu nedenle kooperatifin önlem olarak duvarları yaptırdığını, zarar gördüğü iddia edilen alanın imar yolu olup zaten belediye yolu olacağını, bu nedenle arazinin tümünün değerini düşürmesinin beklenemeyeceğini, tespit dosyasındaki hesabın hakkaniyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş; 25.07.2019 havale tarihli dilekçesinde ise, zarar gören kısmın ifrazı ile bedeli karşılığında davalı adına tescilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar tarafından davalı aleyhine terditli olarak maddi tazminat ve ecrimisil istemleriyle açılan davanın kabulü ile, dava konusu 1734 ada 74 parsel sayılı taşınmazda 169.077,99 TL eski hale getirme bedeli, 406,33 TL ecrimisil bedeli, 2.167,20 TL zarar gören çay ocaklarının bedeli olmak üzere toplamda 171.651,52 TL tazminatın dava tarihi olan 20.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara tapu kaydındaki hisseleri oranında ödenmesine, eski hale iade istemli ilk talebin ise reddine, yine davalının tescile yönelik talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde: a.Mahkemenin davanın kabulü yönünde verdiği kararın yerinde olduğunu ancak dava konusu taşınmazın 667,58 m²'lik alan dışındaki kısmının zarar görmediği ve herhangi bir değer azalışı olmadığı yönünde yapmış olduğu değerlendirmeye katılmadıklarını, b.Davalı tarafın haksız fiil nedeniyle müvekkillerine ait taşınmazda meydana getirilen şevin çok yüksek oluşu ve şevin üst kısımlarının desteksiz bırakılması nedeniyle taşınmazdaki kaymalar ve çatlamaların devam ettiğini, yargılama süresince keşif yapıldığı tarihten beri taşınmazda meydana gelen zararın giderek büyüdüğünü, dava konusu taşınmaz sınırında inşa edilen duvarın, davalı tarafın haksız eylemleri nedeniyle taşınmazda meydana gelen toprak hareketini önlemek için hiçbir şekilde yeterli olmadığını, toprak hareketini engellemek için zeminin güçlendirilmesi, fore kazık ve beton imalatları yapılması gerektiğini, aksi taktirde taşınmazın geri kalan kısmının da kullanılamaz hale geleceğini, bu nedenle de davalı kooperatifin haksız eylemleri nedeniyle müvekkillerine ait taşınmazın yalnızca 667,58 m²'lik kısmının zarar gördüğü, diğer kısımların bundan etkilenmediği ve herhangi bir değer azalışı olmadığının kabulüyle hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, c.Her ne kadar mahkeme kararında eski hale getirme bedelinin taşınmazın gerçek değerinden daha fazla olduğu, bu nedenle daha az olan bedele hükmedilmesi gerektiği belirtilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan bu değerlendirmenin de hatalı olduğunu, taşınmazın eski hale getirme bedelinin taşınmazın rayiç değerini aşıp aşmadığı yönünde inceleme yapılırken yalnızca zarar gören 667.38 m²'lik kısmının değil, taşınmazın geri kalan kısmının da devam eden kayma ve çatlamalar dikkate alınarak taşınmazın tamamının değeri ile eski hale getirme bedeli arasında bir kıyaslama yapılması gerektiğini, davalı kooperatifin haksız eylemleriyle sebebiyet verdiği zararın tamamını karşılamak zorunda olduğunu, yalnızca taşınmazda kullanılamaz hale gelen kısmın bedeli değil, geri kalan kısımda sebebiyet verdiği zararı değer azalışını karşılamak ve meydana gelen riski de ortadan kaldırmak zorunda olduğunu, d.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 253,27 TL/m² olarak tespit edilen birim bedelinin çok düşük olduğunu, taşınmazın belediye hudutları içerisinde, imar planı dahilinde bulunan, belediyenin her türlü hizmetinden faydalanan bir konumda olduğunu, ayrıca arsa vasfında olması ve bu sebeple getireceği kira gelirine göre ecrimisil hesaplaması yapılması gerekirken tarımsal metoda göre hesaplama yapılarak çok az miktarda ecrimisile hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, bedele ilişkin itirazlarının dikkate alınmamasının hatalı olduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde: a.Dava konusu arazinin zarara uğramasına hem toprağın yapısı hem de davacıların izin vermemesi sebebi ile yapılamayan basamaklandırmanın sebep olduğunu, sorumluluğunu yerine getiren davalı kooperatifin tek başına bu zarardan sorumlu olmadığını, zarar tespiti yapıldığını ancak kusur tespitinin yapılmadığını, b.Tanık dinleme ve keşif usulüne, bilirkişi raporlarına, faizin başlangıç tarihine, yargılama giderlerine ilişkin tespitlere itiraz etkilerini, c.Bilirkişilerin taşınmazın m² değerini yüksek hesapladıklarını, ayrıca zarar gören arazi delil tespit dosyasında 288,35 m² iken eldeki raporda 667,58 m²'ye yükseltildiğini, bu artışın nedeninin anlaşılamadığını, davacı tarafın dahi dava dilekçesinde 288,35 m² alanın zarar gördüğünü beyan ettiğini, d.İmar düzenleme ve ortaklık payının düşülmediğini, 667,58m²'nin imar planında yol olarak gözüktüğünü, bu hususun hiç değerlendirmeye alınmadığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eski hale iade ve eski hale iade bedelinin ödenmesi, terdiden zararın tazmini ve ecrimisil, savunma yoluyla ise temliken tescil istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4018, K. 2024/5678, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-4018-e-2024-5678-k-59245466d2e8