Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/391 E. 2024/918 K.

Konu: Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/391
Karar No
2024/918
Karar Tarihi
Konu
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1480 E., 2023/1496 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/138 E., 2022/83 K. Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Mahallesi, 3241. Sokak, 1 numaralı adreste bulunan taşınmazın paydaşlarından olduğunu, müvekkilinin taşınmazda bulunan binanın üçüncü katında oturduğunu, taşınmazın tapuda iki katlı kargir ev olarak göründüğünü, 2002 yılında yapının üçüncü katının müvekkili tarafından yapıldığını ancak tapuya tescil edilmediğini, dava konusu taşınmazın babası muris ...'ün tarafından kendisi ve dava dışı kardeşlerine devredildiğini, davalının da müvekkilinin kız kardeşi olduğunu ve taşınmazdan pay satın almadığını, davalının satış ve devir işleminin muvazaalı olduğu iddiasıyla müvekkiline karşı tapu iptali ve tescil davası açtığını belirterek, dava konusu taşınmazın üçüncü katında yer alan bağımsız bölüm niteliğindeki muhdesatın müvekkili tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bu yönde bir dava açma hakkının bulunmadığını belirterek, davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.03.2022 tarihli ve 2021/138 Esas, 2022/83 Karar sayılı kararında "... hukuki yararın bulunması dava şartı olduğu... davalının davacı ve diğer mirasçılarına karşı İzmir 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/209 Esas sayılı dosyasında muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açıldığı, bu davanın derdest olduğu, davalının tapu maliki olmadığı..." gerekçeleri ile "...davanın pasif husumet yokluğundan reddine.." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın üçüncü katında bulunan bölüm için abonelik sözleşmesi ve diğer kayıtların dosyada bulunduğunu, bu kısmın müvekkil tarafından yapıldığının sabit olduğunu, davalının müvekkiline açtığı açtığı tapu iptali ve tescil davası nedeniyle müvekkilinin bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu, davanın niteliğinin tespit davası olduğunu ve dava açılmasındaki amacın müvekkil hakkının tereddüt içerisinde kalmasının önlenmesi olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2023 tarihli ve 2022/1480 Esas, 2023/1496 Karar sayılı kararı ile "...davalının dava tarihi itibariyle tespiti istenen muhtesatın üzerinde bulunduğu 30324 ada 19 parsel sayılı taşınmazın maliki olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vcrilmesinin isabetli olduğu..." gerekçesi ile "...davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV.C) bendinde belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek hükmü temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK. mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 3. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları, eda davalarının öncüsüdür. Bu nedenle eda davasının açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulen reddine karar verilmelidir. (HMK 114/1-h, 115 m.) 4.Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında; taşınmaz hakkında, derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/391, K. 2024/918, T. 19.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-391-e-2024-918-k-8cc251c24751