Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2993 E. 2025/2206 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2993
- Karar No
- 2025/2206
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1146 E., 2024/1332 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/48 E., 2024/15 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazına komşu parsel maliki davalıların, dava konusu taşınmaza zarar verdiklerini ileri sürerek; zararın tazminiyle zarara sebebiyet veren fiili durumun kaldırılmasına ve zarar tehlikesinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini svunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''davacı taşınmazı içerisinde fındık ve şeftali ağaçlarının bulunduğu, davalıların taşınmazı ile davacı taşınmazı arasından kot farkı bulunduğu, keşif tarihi itibariyle davalı parselde çeltik ekimi yapılmadığı, muhtelif sebzeler bulunduğu, bu nedenle davalı parselde keşif tarihinde herhangi bir olumsuz durum (davacı parsele su sızması vb.) olmadığının anlaşıldığı, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporunda davacı parselde yapılacak drenaj hendeği çalışmaları ile soruna çözüm olabileceği ya da çeltik ürününün ekilmemesi gerektiğinin açıklandığı ancak kaldırma kararında çeltik ekiminin engellenmesinin mülkiyet hakkını kısıtladığı, zararın engellenmesi için çalışma yapılması gerektiği, kaldırma kararı öncesi alınan raporda belirtilen drenaj hendeği çalışmalarının heyetçe de uygulanabilir ve ekonomik olan yöntem olduğu kanaatine varıldığı ancak belirtilen kesitin davalıların değil, davacı taşınmazında yapılması gerektiği göz önüne alınırsa (çeltik ekilmesi durumunda) davalı ve davacı parsel arasında yer alan bölüme (davacı tarafta) yaklaşık 4 metre yükseklikte ve 120 metre uzunlukta betonarme istinat duvarı yapısı için imalat değerinin ise serbest piyasa rayiçleri ile keşif tarihinde (5.118.000,00 TL) ve dava tarihinde (1.329.000,00 TL) olduklarının hesaplandığı, ancak söz konusu istinat yapısının değerinin taşınmazın değeri göz önüne alındığında ekonomik olmayacağı, keşif tarihinde herhangi bir olumsuz durum( davacı parsele su sızması vb.) olmadığının belirlendiği, maddi tazminata ilişkin olarak bilirkişi raporları ve tanık beyanları doğrultusunda davacıya ait 103 ada 27 parseldeki bir takım ekiliş ve dikilişlerde oluşan zararların davalılara ait parsellerde çeltik tarımı yapılması neticesi zirai ilaç içeren suyun zemin itibariyle daha düşük kotta yer alan davacı parseline sızmasından kaynaklandığı” gerekçesiyle davacının el atmanın önlenmesi istemi yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı” gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı taşınmazlarda çeltik tarımı dışında başkaca tarıma başlanmış olmasının zarar tehlikesinin bertaraf edildiği anlamına gelmediğini, el atmanın önlenmesi ve zarar tehlikesinin ortadan kaldırılması talepleri yönünden de kabul kararı verilmesi gerektiğini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin de buna göre belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.