Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2850 E. 2024/3722 K.
Konu: El Atmanın Önlenmesi, Kal Ve Ecrimisil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2850
- Karar No
- 2024/3722
- Karar Tarihi
- Konu
- El Atmanın Önlenmesi, Kal Ve Ecrimisil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/340 E., 2022/68 K. DAVA TARİHİ : 24.06.2008 Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; 21,33 metrekare olarak gösterilen kısımda davalının müdahalesinin önlenmesine, bu kısma isabet eden binanın yıkılmasına, ecrimisil olarak 273,00 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; kayden vakıf adına olan 2 parsel sayılı taşınmaza davalının taşkın inşaat yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı ..., davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1.Hukuk Dairesince: ‘...zorunlu dava arkadaşlığının varlığı gözetilerek 1 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarının davada yer almasının sağlanması...’ gerektiğine değinilerek karar bozulmuştur. Mahkemece Bozma Kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay 1.Hukuk Dairesince: ‘...çekişme konusu 2 parsel sayılı taşınmazın ... Vakfı adına, komşu 1 parsel sayılı taşınmazın ise davalılar adına kayıtlı olduğu, 1 parsel üzerinde bulunan bodrum-zemin ve 1 normal kattan oluşan betonarme binanın, 2 parsel sayılı taşınmazın 21.33 m²'lik kısmına taşkın olduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmadığı, davalı tarafın bilirkişi raporuna itirazda bulunmasına rağmen ölçümün nasıl yapıldığı, hangi poligon noktalarından yararlanıldığının denetime olanak verecek şekilde açıklığa kavuşturulmadığı, davacı idarece yaptırılan idari tahkikat sonucu çizilen kroki de değerlendirilerek uzman bilirkişilerden rapor alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, kabule göre de el atılan yerin değeri ile hüküm altına alınan ecrimisilin toplam değeri üzerinden nispi harç ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince davacı yararına tek avukatlık ücreti verilmesi gerekirken, ayrı ayrı tayin ve takdir edilmesinin de isabetli olmadığı...’ gerekçeleriyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıların maliki olunan taşınmaz üzerindeki yapının, davacı taşınmazının, 21.33 m²'lik kısmına tecavüzlü olduğu, davalı taşınmazının, davacı taşınmazına tecavüz miktarının 21,33 metrekare olduğunun teknik ölçümler ile belirlenmesi ve ayrıca davalılardan ... mirasçıları aleyhine dava konumuz ile aynı taşınmaza yönelik açılan ve temyiz edilmeksizin kesinleşen İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/503 E., 2015/48 K. sayılı dosyası kapsamında da tecavüzlü alanın 21,33 metrekare olarak belirlendiği, bu sebeplerle davacı taşınmazının 21,33m2'lik kısmına tecavüzlü olduğunun kabulü gerektiği, bu kapsamda müdahalenin men’i ve kal talebinin kabulü gerektiği, dosya kapsamına göre ecrimisil miktarı ve ödenmesi hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, nitekim davalı vekilinin duruşma tutanağına geçen beyanında ecrimisil yönünden uyuşmazlık bulunmadığını ve ödendiğini belirttiği, tecavüzlü yerin keşfen belirlenen değeri 5.332,50 TL, yıkım değeri 15.183,60 TL ve ecrimisil bedeli 273,00 TL olmak üzere dava değerinin 20.789,10 TL olduğu, dosyanın geçirdiği safahat nedeniyle harç ikmali yönündeki bozma gerekçesinin sehven yerine getirilemediği gerekçesiyle 21,33 metrekare olarak gösterilen kısımda davalının müdahalesinin önlenmesine, bu kısma isabet eden binanın yıkılmasına, ecrimisil olarak 273,00 TL’nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; harç ikmalinin yapılmadığını, kal’in fahiş zarara neden olacağını, iyi niyetli olduğunu murisleri Dursun’un, ecrimisil ödemelerinin yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; paydaşı olduğu taşınmazın fiilen taksim edildiğini, dava konusu binayla ilgilerinin bulunmadığını, kal halinde tüm binanın yıkılacağını, bunun da fahiş zarar doğuracağını, temliken tescil hakkı bulunduğu gözetilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nin geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Karara karşı karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.