Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2734 E. 2024/4568 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2734
- Karar No
- 2024/4568
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/520 E., 2024/932 K. DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 30.12.2015 KARAR : İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/990 E., 2019/998 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ecrimisil davasından dolayı yapılan temyiz incelemesi sonunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; muristen intikal eden 2660 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 1, 2 ve 12 No.lu bağımsız bölümler ile 3 adet garajın davalı tarafından haksız şekilde tasarruf edildiğini, ihtarnameye rağmen müdahalenin sonlandırılmadığını ileri sürerek; el atmanın önlenmesine, (ihtarnamede verilen sürenin son günü olan) 14.06.2015 tarihinden başlayacak şekilde ecrimisil ve işletmeden kaynaklı kâr payına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davalının 18 yaşından itibaren sürekli murisin yanında bulunduğunu, işçi gibi çalıştığını, 1 ve 2 numaralı taşınmazdaki işletmeyi tek başına işletmesinin söz konusu olmadığını, işletmeye para harcadığını, haksız kullanımın söz konusu olmadığını, cevabi ihtarnamede kâr payını ödemeye hazır olduğunu belirttiğini, ecrimisil koşullarının oluşmadığını, adi ortaklık olarak işletmede faaliyette oldukları için Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu ve hem ecrimisil hem gelirden pay istenmesinin doğru olmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, “davanın kabulüne” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesince; “çekişme konusu 2660 ada, 17 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2 ve 12 numaralı bağımsız bölümlerin mirasbırakan ... adına kayıtlı olduğu, ...'in 09.04.2015 tarihinde ölümüyle geriye mirasçı olarak davacılar ve davalının kaldığı, davacıların muris adına kayıtlı üç adet taşınmaz ve murise ait kafe işletmesinin davalı tarafından kullanıldığını ileri sürerek el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebiyle görülmekte olan davayı açtıkları, mahallinde yapılan keşif sonucunda taşınmazların ve işletmenin niteliği belirlenerek ecrimisil hesabı yapıldığı, davalı tarafça 27.11.2019 tarihli duruşmada teklif edilen yeminin davacılar tarafından 19.12.2019 tarihinde eda edildiği, dosya kapsamına göre çekişme konusu taşınmazlar ve işletmenin davalı tarafından tasarruf edildiği saptanarak davacıların payına vaki müdahalenin önlenmesine ve hüküm altına alınan dönemde ecrimisil koşullarının da oluştuğu belirlenerek gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli bilirkişi raporu ve ek rapor esas alınarak yazılı şekilde ecrimisile karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafından teklif edilen yeminin davacı tarafça eda edildiği, yeminin kesin delil niteliğinde olduğu gözetildiğinde davalının bir kısım tanıklarının dinlenmediği ve delillerin toplanmadığı yönündeki istinaf gerekçelerinin de yerinde olmadığı, ne var ki davalı tarafından kullanıldığı anlaşılan çekişme konusu taşınmazlar yönünden davacıların miras paylarına vaki müdahalenin önlenmesine karar vermekle yetinilmesi gerekirken taşınmazların davacıların 3/4 miras payları oranında boş olarak davacılara teslimine şeklinde hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı, ayrıca el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemli davanın birlikte açılarak yürütüldüğü ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16 ncı maddesi hükmü gözetildiğinde davada vekille temsil edilen davacılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının isabetsiz bulunduğu” gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce; “...davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle, ecrimisilin en düşüğü elde edilebilecek kira parası, en yükseği de yoksun kalınan kâr kaybı olduğu, hem ecrimisil hem de yoksun kalınan kârın birlikte talep edilmesinin mümkün olmadığı, dava konusu işyerine yönelik ecrimisil ve işletme kâr payı toplamı üzerinden karar verildiği, davalı ödeme yaparak yoksun kalınan kâr hususunu benimsediğine göre tespit edilen işletme kâr payı miktarı baz alınarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde ecrimisile de karar verilmesinin doğru görülmediği…” gerekçesiyle karar bozulmuştur
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “çekişme konusu taşınmazlar ve işletmenin davalı tarafından kullanıldığı anlaşıldığından davacıların payına vaki müdahalenin önlenmesine; dava konusu bağımsız bölümlerden 2 no.lu bağımsız bölümü davalının ikamet amaçlı kullandığı, diğer 2 adet bağımsız bölümün ise davalı tarafından play station işletmesi olarak kullanıldığı, 17.06.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre işletmeden talep edilebilecek yoksun kalınan karın 78.441,68 TL olduğu, uyulan bozma ilamında da belirtildiği gibi bu bağımsız bölümlerin ecrimisil değerinin yoksun kalınan kara eklenemeyeceği, davalının ikamet ederek kullandığı 2 No.lu bağımsız bölümün ise talebe konu dönemdeki ecrimisil tutarının 6.533,33 TL olduğu, toplam 84.975,01 TL için 1/4 oranında pay sahibi olan her bir davacının talep edebileceği tazminat miktarının 21.243,75 TL olduğu” gerekçesiyle davanın kısmen kabul-kısmen reddine karar verilmiştir
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.