Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2636 E. 2024/4111 K. – Mirasın Hükmen

Konu: Mirasın Hükmen Reddi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2636
Karar No
2024/4111
Karar Tarihi
Konu
Mirasın Hükmen Reddi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1584 E., 2022/2039 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/353 E., 2022/153 K. Taraflar arasındaki mirasın hükmen reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris ...'nun 18.05.2016 tarihinde öldüğünü, aleyhine birden fazla icra takibi başlatıldığını, ölüm tarihi itibarıyla terekesinin borcu batık olduğunu, henüz takip başlatılmamış alacakların da mevcut olduğunu, muris aleyhine sağlığında başlatılan ve kesinleşen icra takipleri nedeniyle davacılara borç muhtıraları tebliğ edildiğini belirterek, murisin terekesinin borca batik olduğunun tespiti ile davacıların mirasçılıklarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılardan ..., ..., ..., ..., ... ve ... ayrı ayrı sunulan aynı içerikteki cevap dilekçelerinde; davayı kabul etmediklerini, süresinde açılmadığını, hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, muris hakkında icra takibi başlatıldığını, borçlunun bir takım taşınmazlarının satışa çıkarıldığını, ancak yine de alacağını alamadıklarını, murisin çocuklarının da haberdar olduğunu, davacıların mirası red etme ihtimallerine karşı dosyada 3 ay işlem yapılmadığını, bu süre geçtikten sonra veraset ilamı çıkarıp masraf da yaparak davacıların malvarlıklarına haklı olarak haciz koydurduklarını, aradan 6 -7 ay geçtikten sonra bu davayı açmalarının iyi niyetten uzak olduğunu, murisin borca batık olmadığını, tüm alacakları karşılayacak miktarda mal varlığının bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemişlerdir. 2. Davalılardan ..., ..., ..., ..., ... ayrı ayrı sunulan aynı içerikteki cevap dilekçelerinde; davanın süresinde açılmadığını, terekenin ölüm tarihinde borca batık olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. 3. Davalı ... Yönetim A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, mirasçıların terekeyi kabul etmiş sayılacaklarını, terekenin ölüm tarihi itibariyle araştırılması gerektiğini, yine benimseme fiillerinin araştırılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 4. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, şartların oluşmadığını, husumet, zamanaşımı, hukuki yarar itirazında bulunduklarını belirterek, davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin terekesinin borca batık olup olmadığına ilişkin ölüm tarihi itibarıyla aktif ve pasif tespitinin yapıldığını, bilirkişi tarafından hazırlanan 18.02.2022 tarihli ek raporda, aktif toplamının 906.842,25 TL, pasif toplamının ise 1.089,257,20 TL olduğunun rapor edildiğini, murisin şirkette % 53,30 oranında hisse sahibi olduğunu, bu oranın şirket vergi borcuna oranlanması halinde dahi terekenin murisin ölüm tarihi itibarıyla borca batık olduğunu, mirasçıların mirası kabul anlamına gelebilecek işlem tesis ettiklerine yönelik kayda rastlanılmadığını belirterek, davanın kabulüne muris ...'nun ölüm tarihi itibari ile terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile davacılar yönünden mirasın hükmen reddine, yasal mirasçıların tamamı tarafından miras reddedildiğinden karar kesinleştiğinde TMK'nın 612 nci maddesi gereğince mirasın sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili, davalı ...Ş. vekili ile davalı ... Yönetim A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; kararın dava sırasında tekrarladıkları itirazlarını karşılamadığı ve somut gerçeğe ulaşmadığını, kararın, idari başvuru hususunun değerlendirilmesi, taraf ehliyeti, hukuki nitelendirme, somut olayın nitelendirilmesi, kanunun uygulanması, tapu kayıtlarının ve idari yazışmaların değerlendirilmesi, bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi, dilekçelerinin değerlendirilmesi, yargılama giderleri ve davanın kabulü hususlarında hatalı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, raporların teknik ve bilimsel araştırmadan uzak, hukuka ve hakkaniyete aykırı hesaplamalar içerdiğini belirterek, yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde; mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen davranışlarda bulunduğunu, davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, murisin maaş hesabına yatan 1.262,48 TL’nin murisin maaş kartı ile ölüm tarihinden sonraki bir tarihte çekildiğinin bildirildiğini, mirasçıların terekeyi sahiplendiğini, davanın reddi gerektiğini, bilirkişi raporları arasında icra dosyalarındaki borç tutarları hakkında farklı miktarlar hesaplandığını, raporlar arasında açıkça çelişki bulunduğunu, murisin aktifinin hesaplanmasında malvarlığı değerlemelerinin eksik yapıldığını, aktif ile pasif arasındaki değer farkının cüz’i olması nedeniyle terekenin borca batık olduğunun söylenemeyeceğini, şirkete ait borçların şirket malvarlığından karşılanıp karşılanamayacağının araştırılmadığını, davalı davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. 3. Davalı ... Yönetim A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece terekenin aktif ve pasiflerinin araştırılması gerektiğini, davacılar tarafından murise ait maaşın murisin vefatından sonra çekilmiş olmakla terekenin borca batık olduğu iddialarının hukuken korunabilir nitelikte olmadığını, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları ile teknik bilirkişi raporlarının varsayıma dayalı olarak düzenlendiğini, dosyada bulunan raporlar arasında çelişkiler olduğunu, 01.02.2021 tarihli rapora göre müteveffanın aktifi ve pasifi arasındaki farkın 39.020,95 TL olduğunu, 18/02/2022 tarihli rapora göre ise farkın 182.414,95 TL olduğunu, raporlar arasındaki bariz çelişkinin giderilmesi gerektiğini, murisin ortağı olduğu şirketin vergi borcunun murisin şahsi borcu gibi hesaplanmasının da usule aykırı olduğunu, söz konusu vergi borcunun hesaplamaya dahil edilecek ise şirketin aktif ve pasifinin de ayrıca hesaplanması gerektiğini belirterek, yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin ölümünden sonra maaş hesabından ATM aracılığıyla çekilen 1.260,00 TL miktarı kimin çektiğinin belli olmadığını, az miktarda çekilen bu paranın terekenin kabulü anlamına gelmeyeceğini, alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğunu, murisin ölüm tarihindeki aktif ve pasif miktarı dikkate alındığında ortaklık hissesine düşen vergi borcunun 49.505,00 TL olduğunu, vergi borcu için murisin ortak olduğu şirket defterlerinin incelenmesine gerek olmadığını belirterek, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri İstinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlamıştır. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Türk Medeni Kanunu'nun 605 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 610 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2636, K. 2024/4111, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-2636-e-2024-4111-k-4d560b6f26b0