Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2618 E. 2024/3833 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2618
Karar No
2024/3833
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/92 E., 2023/524 K. DAVA TARİHİ : 24.03.2015 KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında görülen miras payının devri sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde, dava konusu 6, 13 ve 17 parsel sayılı taşınmazların tarafların kök murisi ... adına kayıtlı olduğunu, murisin 25.11.1945 tarihinde ölümü ile mirasçılarına intikal ettiğini, mirasçılardan ..., ... ve ...’ın, muristen kalan miras paylarını 07.04.1966 tarihli sözleşme ile müvekkillerinin murisi Mustafa Küçük’e sattığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazlardaki davalı paylarının iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.04.2016 tarihli ve 2015/142 Esas 2016/193 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulüne, tarafların kök murisin mirasçıları olduğu, sözleşmeyi tanzim eden taraf murislerinin de mirasa konu mal hakkında yazılı satış sözleşmesi yaptıkları nazara alınarak, 743 sayılı Medeni Kanunu'nun 612 nci ve TMK'nun 677 nci maddeleri hükmü uyarınca davanın kabulü ile kayıt malikinden davalılar murislerine intikal eden hisse oranında, kayıt maliki adına olan tapu kaydının iptali ile miras hisseleri oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.5.2021 tarihli ve 2020/4562 Esas, 2021/4124 Karar sayılı kararı ile; "... dava konusu taşınmazların toplulaştırma sonucu oluştuğu ve toplulaştırmaya esas parsellerin kadastro tespitlerinin 1965 ve 1966’lı yıllarda yapıldığı anlaşılmakta olup, mahkeme tarafından Kadastro Kanunu 12 nci maddesinde belirtilen şekilde hak düşürücü süre ile ilgili herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığı, Mahkemece, Kadastro Kanunu 12 nci maddesine istinaden, dava konusu miras payı devir sözleşmesinin taşınmazların kadastro tespitinden önce yapılıp yapılmadığı, kadastro tespitlerinin kesinleşme tarihleri ile dava tarihi arasında on yıllık süresinin geçip geçmediği hususlarında araştırma yapılarak, ondan sonra toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği" belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin 1968 ve 1969 yıllarında kesinleştiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesi uyarınca, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağı, hak düşürücü sürenin re'sen ele alınması gereken dava şartlarından olduğu, davanın kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, her ne kadar davalı ... dışındaki diğer davalılar önceki kararı temyiz etmemiş ise de, hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkin olduğundan ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 17.10.2019 tarih ve 2019/2325 Esas, 2019/4710 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere kamu düzenine aykırılık hali usuli kazanılmış hakkın istisnası olduğundan, temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmadığı, davanın hak düşürücü süre usulden reddi gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz başvurusunda, mirasçılar arasında hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığını ve bu nedenle davalı ...’in temyizinden diğer davalıların faydalanamayacağını, temyiz etmeyen davalılar yönünden davacılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, yalnızca kendi payının değeri üzerinden hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, miras payı devri sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 677 nci maddesi. 3. 03.09.2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 nci maddesinin 2 nci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda, dava 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesine göre, hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmiştir. Hak düşürücü süre dava şartlarından sayıldığına göre, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilen davada davalı ... lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı tarafın yukarıda 3.1.2 nci paragraflarda belirtilen nedenlerle temyiz itirazının kabulü ile kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan “14.068,47 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “9.200 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2618, K. 2024/3833, T. 16.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-2618-e-2024-3833-k-c3a2d9ad0998