Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2613 E. 2024/4067 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2613
- Karar No
- 2024/4067
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/411 E., 2023/442 K. DAVA TARİHİ : 12.10.2012 KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında el atmanın önlenmesi ve kâl davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde imar düzenlemesi yapıldığını, dava konusu 1804 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davacıya, 1807 No.lu parselin ise davalıya ait olduğunu ileri sürerek; davalının 6 No.lu parsele 7 metrekarelik tecavüzüne ilişkin olarak müdahalesinin men’i ile duvarın kal’ine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin 03.05.2012 tarihli imar uygulamasına itiraz ettiğini belirterek; Balıkesir İdare Mahkemesinde görülmekte olan 2012/934 Esas sayılı davanın bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “Bandırma Belediye Başkanlığı’na yazılan yazı cevabında duvar tecavüzünün giderildiğinin bildirildiği” gerekçesiyle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; "…toplanan deliller ve UYAP üzerinden yapılan incelemelerden davalı tarafından açılan ve Balıkesir İdare Mahkemesinin 14.06.2013 tarihli ve 2012/934 Esas, 2013/790 Karar sayılı ilamı ile 22.12.2009 tarih ve 1248 sayılı Bandırma Belediye Encümen kararının iptaline karar verildiği, Danıştay 6. Dairesinin 23.11.2015 tarih 2013/7467 Esas 2015/6821 Karar sayılı ilamında imar planı ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapılan parselasyon işlemine karşı açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu; davalı tarafından açılan ve Balıkesir İdare Mahkemesinin 24.12.2014 tarihli ve 2013/1818 Esas, 2014/1769 Karar sayılı ilamı ile aynı parsele ilişkin 03.09.2013 tarihli ve 1183 sayılı encümen kararının iptaline karar verildiği, Danıştay 6. Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/828 Esas, 2015/6823 Karar sayılı ilamı ile '...Uyuşmazlığa konu 03.09.2013 tarihli, 1183 sayılı belediye encümen kararı ile yapılan parselasyon işlemi ise; 22.12.2009 tarihli, 1248 sayılı belediye encümen kararı ile yapılan ilk parselasyon işleminin Balıkesir İdare Mahkemesinin 14.06.2013 tarihli ve 2012/934 Esas, 2013/790 Karar sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine yapılmış olup, ilk yapılan uygulamaya karşı açılan davada verilen iptal kararının Danıştay 6. Dairesinin 23.11.2015 tarih ve 2013/7467 Esas, 2015/6821 Karar sayılı kararı ile bozulmasına ilişkin karar da dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.' gerekçesiyle kararın bozulduğu; 27.01.2014 tarihli belediye cevabında: iptal kararı neticesinde 09.07.2013 tarihli encümen kararı ile uygulamanın tekrar yapılmasına karar verildiği, 27.08.2013 tarihli kararın askıya çıktığı, davacının parselinin 1948 ada 8 parsel olarak tescil edildiği, duvar tecavüzünün giderilerek parselin hisseli olarak verildiği ancak Balıkesir İdare Mahkemesinin 24.12.2014 tarihli ve 2013/1818 Esas, 2014/1769 Karar sayılı ilamı ile uygulamanın tekrar iptal edildiği, Mahkeme kararının belediye encümenine iletildiği ve karar beklendiğinin bildirildiği; davalı tarafından Balıkesir İdare Mahkemesinde açılan her iki davanın da derdest olduğu, belirtilen dosyaların bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken 27.01.2014 tarihli belediye cevabına göre davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin doğru görülmediği…" gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama soncunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “yapılan keşif, dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile müdahalenin imar uygulaması ile oluştuğunun ve davalının imar öncesi bir hakkının bulunduğunun belirlendiği, yapının haksız veya taşkın durum yaratması kamusal bir tasarruf sonucu olup tecavüzlü durumun yapıyı yapan kişinin iradesi dışında meydana gelmesi nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermediğinin kabulü gerektiği, taşkın yapıyı kullananın kötü niyetli sayılamayacağı ve kendisine kusur izafe edilemeyeceği gözetildiğinde davanın kabulü ile davalının yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; lehlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, el atmanın önlenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, el atmanın önlenmesi ve kâl taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nin geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Onama harcı davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.