Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1295 E. 2024/2106 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1295
- Karar No
- 2024/2106
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/324 E., 2023/324 K. DAVA TARİHİ : 22.01.2016 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen imar mevzuatından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin maliki olduğu İstanbul ili, Kartal ilçesi, ... Mahallesinde kain 386 m² alanlı, 1063 ada 296 parsel sayılı taşınmazı üzerinde inşaat yapabilmek amacıyla 1986 yılında davalı idareye müracaatta bulunduğunu, davalı Belediyece 1/1000 ölçekli planlar gereği taşınmazın 107 m²’lik kısmının yolda kaldığının ve inşaat ruhsatı alabilmesi için bu kısmın yola terk zorunluluğu bulunduğunun bildirildiğini, bunun üzerine Belediye Encümenince alınan 25.03.1986 tarihli ve 584 sayılı karar gereği taşınmazın 107 m²’lik kısmının müvekkilince yol olarak bilabedel bağışlandığını ve bu kısmın tapudan yol olarak terkin edildiğini, 2. Davalı Belediyece 2006 yılında imar değişikliğine gidildiğini ve yeni imar planına göre müvekkiline ait taşınmazdan terkin edilen kısmın yol olmaktan çıkarılarak, belediyenin uhdesinde özel mülkiyete konu edilebilir konut alanına dönüştürüldüğünü, müvekkilinin taşınmaz üzerindeki inşaatını yıkıp yeniden inşaat yapmak için müracaat ettiğinde ise davalı idarece, bilabedel yol olarak bağışladığı kısma ilişkin mevcut imar planında tevhit şartı olduğunun ve bağışlanan 107 m²’lik kısım içerisinde kalan 84,71 m²’lik kısmı satın almadan yeni inşaat yapamayacağının bildirildiğini, davalının müvekkilince bağışlanan kısmı 05.07.2012 tarihli ve 700 sayılı Encümen kararı uyarınca fahiş bir bedelle müvekkiline satmak istediğini, ancak bedelsiz olarak aldığı taşınmazı yine bedelsiz olarak iade etmesi yükümlülüğü olduğunu ileri sürerek, dava konusu 10239 (eski 1063) ada 296 parsel sayılı taşınmaza tevhit şartı bulunan 84,71 m²’lik kısmın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusunun idari bir işlem olması nedeniyle idari yargının görevli olduğunu, davacının 16.12.2010 tarihli dilekçesi ile dava konusu taşınmaza ilişkin yeni bir imar belgesi talep ettiğini, bunun üzerine 04.05.2006 tasdik tarihli ve 1/1000 ölçekli Kartal E-5 Kuzeyi Uygulama Planı kararlarına uygun olarak 2010/15289 sayılı imar belgesinin düzenlendiğini, bu belgede değişen imar planları uyarınca yoldan ihdas yapılması gerektiğinin belirtildiğini, 14.01.2011 tarihli Belediye Encümen teklif belgesinde 52,48 m²’nin yola terk edilmesi gereken alan, 84,71 m²’nin yoldan satın alınması gereken alan olarak görüldüğünü, 2. Belediye Encümeninin 05.07.2012 tarihli ve 700 sayılı kararı ile taşınmazın yola terk ve ihdas işleminin kabul edildiğini, davacı tarafından Encümen kararı ile tespit edilen bedele itiraz edilmiş ise de itirazın reddedildiğini, Encümen kararına karşı süresi içerisinde idari yargıda dava açılmaması nedeniyle kararın kesinleştiğini, Kamulaştırma Kanunu'nun 35 inci maddesi uyarınca davacının tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının yola terk işlemini bedelsiz yapmış ise de işlem yapılırken herhangi bir şart ya da kayıt koymadığı, rızaya dayalı terk işleminden sonra imar planı tadilatı nedeniyle söz konusu yerin konut alanında kaldığından bahisle, eski malikin mülkiyet iddiasında bulunmasının ve taşınmazın adına tescilini ya da mevcut taşınmazına eklenmesini istemesinin Kamulaştırma Kanunu'nun 35 inci maddesi ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uyarınca mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2019/1349 Esas, 2021/739 Karar sayılı kararıyla; davacının yola terk nedeniyle davalı idareye devrettiği taşınmazın amaç dışı kullanıldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteminde bulunduğu, yapılan keşif ve bilirkişi raporu ile 296 parsel sayılı taşınmazın imar planında konut alanında kaldığının ve tevhit şartı bulunan davaya konu ihdas alanının 97,25 m² olduğunun belirlendiği, davacının imzaladığı 10.04.1986 tarihli tescil istem belgesi ve yola terk beyanı incelendiğinde, yola terk edilen 107,00 m²'lik kısımla ilgili davacının koşullu bağışı bulunmadığı ve yola terkin kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olduğu, 2. Davalı Belediyenin değişen şartları gözeterek "yol" için ayırdığı alanı özel mülke konu etmesinin ve zeminde amacına uygun kullanmamasının belediye çalışması kapsamında tasarruf işlemi olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 21.02.2023 tarihli ve 2021/5545 Esas, 2023/1029 Karar sayılı ilamında; "davacı, yol şartıyla bağışlanan taşınmazın konut alanına dönüştürülerek bundan elde edilecek ekonomik menfaatin Belediyeye ait olması devlete güven ilkesini zedeleyici sonuçlar doğurduğu, yol şartıyla Belediyeye terk edildikten sonra imar planında değişiklik yapılarak konut alanına dönüştürülen taşınmazın iadesi yolunda meşru beklenti sahibi olan önceki malikine iade edilmemesi mülkiyet hakkına müdahale niteliğinde olduğu gerekçesiyle mahkemece, davanın kabulü ile tapu iptali ve tescile karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına" karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile 05/07/2012 tarihli ve 700 sayılı encümen kararı ile davacıya satılmak istenen kısma ilişkin olarak dava konusu 1063 ada 296 parsel nolu taşınmaza tevhit şartı bulunan 97,25 m²'lik artık parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Kamulaştırma Kanunu 35 inci maddeye göre malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış olan yerler hakkında eski malikin mülkiyet iddiasında bulunamayacağını, idarenin imar planında değişiklik yaparak tahsis amacını değiştirebileceğini, bedel alınmaksızın taşınmazın iade edilemeyeceğini ve taşınmazın yola terk işleminin şartlı bağış şeklinde yapıldığına ilişkin herhangi bir belge olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, imar hukukundan kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "imar mevzuatı uygulanan veya özel parselasyon yapılan yerler" kenar başlıklı 35 inci maddesine göre; “İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakati ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez.” 2. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “parselasyon planlarının düzenlenmesi” kenar başlıklı 18 inci maddesinin ilgili kısımları ise şöyledir: “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri, malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın, birbirleriyle veya yol fazlaları ile kamu kurumlarına ya da belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler, belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüz ölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüz ölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez. Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak, her türlü imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45’e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir.” 3. 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 244 üncü maddesinin ilgili kısımları ise şöyledir: “Vahip, aşağıdaki hallerden biri vukuunda elden yaptığı hibeden veya tenfiz ettiği taahhüdünden rücu ve mevhubunlehin elinde halen ne kalmış ise onun iadesini dava edebilir. 3- Mevhubunleh, hibeyi takyit eden mükellefiyeti haklı bir sebep olmaksızın icra etmezse.” 4. Anayasa'nın 35 inci maddesinin birinci fıkrasında da "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır. 5. Anayasa Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli ve 2014/11994 Başvuru sayılı kararı, 6. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 15.01.2008 tarihli ve 6489/03 Başvuru sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.