Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5867 E. 2024/4760 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5867
Karar No
2024/4760
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/785 E., 2023/2019 K. DAVA TARİHİ : 17.12.2020 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/642 E., 2023/106 K. Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'ndan kaynaklanan yasal ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 182 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yarı hissesinin maliki olduğunu, taşınmazın diğer yarı hissesinin 11.09.2020 tarihinde trampa yoluyla davalıya devredildiğini, müvekkilinin bu işlemden yeni haberinin olduğunu, müvekkiline bu konuda önceden yazılı bildirimin yapılmadığını, önceki hissedar ile davalı arasında yapılan trampa işleminin gerçekte satış niteliğinde olup, trampanın muvazaa sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürerek taşınmazın davalı adına kayıtlı olan ½’sinin iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kiraladığı taşınmazlarda çiftçilik yaparak geçinmekte olduğunu, müvekkili ile önceki malik... arasında yapılan 28.04.2020 tarihli adi yazılı sözleşme ile müvekkiline ait olan 146 ada 8 parsel sayılı taşınmaza 215.000,00 TL, önceki hissedar...’ın 182 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki ½ hissesine de 400.000,00 TL değer biçildiğini, söz konusu sözleşmede aradaki bedel farkı olan 185.000,00 TL’nin...’a sonradan ödeneceğinin kararlaştırıldığını, her iki taşınmaz üzerinde bulunan ürünün hasat zamanının gelmemesi sebebiyle tarladaki ürünlerin ekimi yapan kişiye ait olduğunun kararlaştırıldığını, tapu devirlerinin de 182 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki ayçiçeğinin hasat edilmesinden sonra yapılacağını, tapu masraflarının da bu şekilde karşılanacağını, sözleşmenin imzalanmasından sonra toplamda 185.000,00 TL olan bedelin 29.04.2020 tarihinde 85.000,00 TL ve 02.06.2020 tarihinde 100.000,00 TL şekilde kademeli olarak ödenmiş olduğunu, bedelin...’ın banka hesabına gönderildiğini, davacının iddialarının bu nedenle gerçeği yansıtmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, öte yandan aralarında yapılan resmi sözleşmesinin amacının da trampa olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.02.2023 tarihli ve 2020/642 Esas, 2023/106 Karar sayılı kararında belirtilen "...dinlenen tanık beyanlarının trampa işleminin muvazaalı olduğuna ve asıl işlemin satış olduğuna ilişkin görgüye dayalı herhangi bir açıklamalarının bulunmadığı, trampa edilen taşınmazların trampa tarihindeki değerleri arasındaki aşırı nispetsizlik bulunmasının tek başına işlemin trampa olmadığının ispatı için yeterli bir delil olmadığı, davacı tarafından işlemin muvazaalı olduğunun ispat edilemediği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davanın reddine dair verilen kararın gerekçesiz olduğunu, 2. Delillerin tartışılmadığını, 3. Dosyadaki delillerle yapılan işlemin muvazaalı olduğunun ortaya çıktığını, 4. Önceki malik...’ın yarı hissesini satmayı müvekkili haricinde herkese teklif etmiş olduğunu, 5. Dinlenen davalı tanıklarının işleme dair bilgisi ve görgüsünün bulunmadığını, 6. Dosyada bulunan tarla sözleşmesi başlıklı olan sözleşmenin adi yazılı olarak düzenlenmiş olduğunu, 7. Böyle bir sözleşmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 8. Yapılan ödemelerde ödemenin ne amaçla yapıldığına ilişkin bir ibarenin bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 27.09.2023 tarihli ve 2023/785 Esas, 2023/2019 Karar sayılı kararında belirtilen "...146 ada 8 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın tamamının ... adına kayıtlı olduğu, önalıma konu payın bulunduğu 182 ada 3 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın 1/2 hissesi... adına kayıtlı iken 11/09/2020 tarihli resmi senetle 146 ada 8 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın tamamı...'a, 182 ada 3 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın 1/2 hissesi ...'a ait olmak üzere bedel farkı gözetmeksizin karşılıklı olarak trampa ettiklerinin anlaşıldığı, satış dışındaki temliklerde önalım hakkının kullanılmasının mümkün olmadığı, tapudaki işlemin tarafı olmayan davacının tapudaki işlemin gerçekte trampa olmadığını tanık dahil her türlü delille ispatlamasının mümkün olduğu, işlemde muvazaanın kabul edilebilmesi için trampaya tabi taşınmazlar arasında aşırı bir bedel farkının olması ve tanıkların da tapudaki işlemin gerçekte satış olmasına rağmen salt önalım hakkının engellenmesi için tapuda trampa gösterildiğine dair beyanda bulunmalarının gerektiği, yapılan keşif sonrası alınan rapora göre dava konusu 182 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesinin trampa tarihindeki değerinin 571.745,23 TL, 146 ada 8 parsel sayılı taşınmazın trampa tarihideki değerinin ise 313.014,80 TL olarak belirlendiği, davalının cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu 28.04.2020 tarihli sözleşme ve trampa edilen taşınmazlardaki 185.000,00 TL bedel farkının 02.06.2020 ve 29.04.2020 tarihlerinde 2 parça halinde tarla alımı açıklamasıyla davalı tarafından banka kanalıyla dava dışı hissedara gönderilmiş olması dikkate alındığında trampa edilen taşınmazlar arasında nispetsizlik bulunmadığı, muvazaaya ilişkin davacı tarafça bildirilen delilin de bulunmadığı, trampaya konu edilen taşınmazlar arasında değer farkı olmasının tek başına işlemin trampa olmadığını ispatlamaya yeterli olmayıp bu hususun diğer delillerle de ispatlanmasının gerektiği, davacının dinletmiş olduğu tanıkların işlemin trampa değil satış olduğuna dair görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davanın reddine dair verilen kararın gerekçesiz olduğunu, 2. Delillerin tartışılmadığını, 3. Dosyadaki delillerle yapılan işlemin muvazaalı olduğunun ortaya çıktığını, 4. Önceki malik...’ın yarı hissesini satmayı kendisi haricinde herkese teklif etmiş olduğunu, 5. Dinlenen davalı tanıklarının işleme dair bilgisi ve görgüsünün bulunmadığını, 6. Dosyada bulunan tarla sözleşmesi başlıklı olan sözleşmenin adi yazılı olarak düzenlenmiş olduğunu, 7. Böyle bir sözleşmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 8. Yapılan ödemelerde ödeminin ne amaçla yapıldığına ilişkin bir ibarenin bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'ndan kaynaklanan yasal ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 732 vd. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5867, K. 2024/4760, T. 23.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5867-e-2024-4760-k-04e472cb3b17