Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5621 E. 2024/4439 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5621
Karar No
2024/4439
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2058 E., 2023/1465 K. DAVA TARİHİ : 01.09.2020 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/357 E., 2022/200 K. Taraflar arasındaki TMK.'nın 723 üncü maddesi gereğince tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince dava konusu binanın davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ağır hasarlı ve hakkında yıkım kararı bulunan binanın maddi bir değerinin bulunmayacağı, arazi sahibinin bina sahibi aleyhine zenginleşmiş sayılmayacağı gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Kocaeli İli... İlçesi, ...Mahallesi, 3604 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan, iki katlı binanın iyiniyetli maliki olduğunu, binanın bulunduğu taşınmazın da müvekkili davacıya dedes...'dan miras kaldığını, taşınmazın ifraz görmesi nedeni ile yapılan parselasyon işlemleri nedeni ile belediye tarafından başkalarına satılmış olduğunu, gelinen aşamada söz konusu taşınmaz üzerinde malik olarak davalı ...'in görünmekte olduğunu, 3604 ada 2 parsel üzerinde bulunan iki katlı binanın ifraz işleminden önce yapılmış olduğunu, Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/425 Esas, 2006/36 Karar sayılı ilamı ile de binanın müvekkile ait olduğu tespit ve tescil edildiğini ve tapuya da şerh edilmiş olduğunu, halihazırda söz konusu taşınmaz üzerinde zemin katı dükkan, üst katı ev olmak üzere 2 katlı bina mevcut olduğunu, Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/564 Esas sayılı dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporuna göre söz konusu binanın değeri 71.680,00 TL olmakla, bu hesaplamanın hatalı olduğunu, yapılacak yeni bir keşif ve alınacak yeni bir bilirkişi raporuna göre bu değerin tam olarak tespit edilebileceğini, gelinen aşamada, 3604 ada 2 parsel sayılı taşınmaz davalıya ait, üzerinde bulunan iki katlı bina da müvekkiline ait göründüğünü ve taraflar açısından sıkıntı oluşturduğunu ileri sürerek, davalının, iyiniyetli malik müvekkiline tazminat ödemesi ve söz konusu binanın mülkiyetini alması, müvekkilinin mağduriyetini gidermesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından bu yerin kendisine babasından kaldığı belirtilse bile babasından kaldığını ispatlamak ile yükümlü olup bunu ispatlayamadığını, davacının iyi niyetli olmadığını, arazinin başkasına ait olduğunu bilmekte olduğunu, arazisinde yapı meydana getirilmesinde arazi sahibinin açık veya zımni rızası olmadığını da geçmişte yaşanılan davalardan da bilmekte olduğunu ve davacının iyi niyetinden bahsedilemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıya ait 3604 ada 2 parsel sayılı taşınmazın üzerinde davalıya ait metruk bir evin bulunduğu, 1999 depreminde il genelinde oluşan yıkım nedeniyle insanların ayakta kalan binaları geçici olarak kullanmaya başladıkları, bu dönemde davacının da davalıya ait olan bu eve yerleşerek bir takım düzeltmeler yapmak suretiyle kullanmaya başladığı, o dönemin olağan akışı içerisinde davacının bu duruma ses çıkarmadığı, davalının burayı bir süreliğine kullanmasına müsade ettiği ancak, sonradan davalının rızasının ortadan kalkmasına rağmen davacının kötü niyetli olarak burayı kullanmaya devam ettiği, sonrasında buradan taşındığı, bu evin kullanılamaz halde olması, ağır hasarlı bulunması nedeniyle İzmit Belediyesi tarafından evin yıkılarak ortadan kaldırıldığı, yıkılarak ortadan kaldırılan binanın davacıya ait olmadığı, davalıya ait olduğu, dolayısıyla davacının kendisine ait olmayan bir binanın inşaat bedelini isteme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu binanın maliki olduğunu, binanın bulunduğu taşınmazın da müvekkili davacıya dedes...'dan miras kaldığını, Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/425 Esas, 2006/36 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın üzerindeki yapının muhtesatının davacıya ait olduğunun hüküm altına alındığını ve tanık beyanlarının çelişkili olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın davacı tarafından yaptırıldığı hususu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş ise de; bahse konu binanın davacı tarafından yaptırıldığı ve binanın kendisine ait olduğu hususunun Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/425 Esas, 2006/36 Karar sayılı kararı ile hüküm altına alındığı ve bu hususun kesinleştiği, akabinde bu durumun tapu sicilinde belirtildiği, tazminat istemine konu edilen binanın ve yapının yargılama sürerken 13.01.2021 tarihinde belediye ekiplerince yıkıldığı, yıkımın gerekçesinin ise bahse konu binanın 17.08.1999 tarihinde meydana gelen depremde ağır hasar alması ve 7269 s. Kanunun 13/a maddesi uyarınca hakkında yıkım kararı bulunması olduğunu, ağır hasarlı ve hakkında yıkım kararı bulunan bir binanın maddi bir değerinin bulunmayacağı, bu açıdan arazi sahibinin bina sahibi aleyhine sebepsiz olarak zenginleşmiş sayılmayacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, TMK'nın 723 üncü maddesi gereğince tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, TMK'nın 723 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5621, K. 2024/4439, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5621-e-2024-4439-k-42b097ea2559