Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5525 E. 2024/59 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5525
- Karar No
- 2024/59
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/196 E., 2023/141 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu taşınmazı kayıt maliklerinden ... hissesine tekabül eden 1/2 hissenin yarısını 13 yıl önce satın aldığını, fiilen teslim alıp ekip biçtiğini açıklayarak taşınmazın ... adına olan 1/2 hissesinin yarısı olan 5000 m²'nin iptali ile davacı adına tescilini, mümkün olmaması halinde taşınmazın dava tarihindeki değerinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar vekili, müvekkillerinin murisi ...'in dava konusu taşınmazı davacıya satmadığını, kiraladığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.05.2003 tarihli ve 1998/649 Esas, 2003/281 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.03.2004 tarihli ve 2003/9040 Esas, 2004/1331 Karar sayılı kararı ile; tapulu taşınmazın harici satışı geçersiz olduğundan iptal ve tescil isteğinin reddine karar verilmesi kanuna uygun ise de kademeli olarak satış parasının da hüküm altına alınması talep edildiğinden, harici satış yönünden iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanılmadan belge ibraz edilmemesi gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının doğru görülmediği, aynı taşınmaz hakkında Milas Sulh Hukuk Mahkemesine açılan ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyasının da getirtilerek harici satış bakımından taraf delillerinin toplanıp birlikte değerlendirilmesi, harici satış kanıtlandığı takdirde istek de göz önünde tutularak dava tarihindeki sürüm değerinin usulüne belirlenip hüküm altına alınması gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 22.12.2011 tarihli ve 2004/504 Esas, 2011/829 Karar sayılı kararı ile munzam zarar talebinin reddine, alacak davasının kısmen kabulü ile 2,90 TL’nin (2.895.450 Lira) dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, tapu iptali ve tescil davasının reddine dair karar kesinleştiğinden bu talep hakkında yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 4. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 5. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 14.03.2018 tarih ve 2016/4263 Esas, 2018/9342 Karar sayılı kararı ile Mahkemece verilen kısa kararda; “2.895,45 TL'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine” denildiği halde, gerekçeli kararda; “2,90 TL (2.895.450 Lira) nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurularak kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur. 6. Mahkemenin 17.07.2018 tarihli ve 2018/434 Esas, 2018/451 Karar sayılı kararı ile davanın üçüncü kez takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 23.06.2020 tarih ve 2020/1454 Esas, 2020/3805 Karar sayılı ilamı ile karar onanmıştır. 9. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur. 10. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 13.10. 2020 tarih ve 2020/3545 Esas 2020/6139 Karar sayılı kararı ile davacılara yapılan tebligatın usulsüz olduğu, bu nedenle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi yerine maddi hataya dayalı olarak onanmasına karar verildiği gerekçesiyle onama kararının kaldırılarak hüküm bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, tapu iptali ve tescil talebi yönünden verilen kararın daha evvel kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığı, davacı munzam zarar talebini sadece enflasyonist ortama dayandırdığı, oysa ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar (enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki devamlı düşüş) dikkate alınarak Yasa hükmüyle geçmiş günler faizine ilişkin düzenleme yapılmış iken, aynı olguların Borçlar Kanunu'nun 105 inci maddesinde öngörülen munzam zararın bilinen kanıtları olarak gösterilip bunların doğurduğu olumsuzluklar, gerçek zarar olarak gösterilemeyeceğinden sübut bulmayan bu yöndeki davanın reddine karar verilmiş ancak davacı tarafından yapılan ödeme, ödeme tarihinden dava tarihine bilirkişi marifetiyle uyarlanmış, tazminat talebi bakımından davanın kısmen kabulüne, 2.796,78 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı mirasçıları vekili, davalı ... ve diğerleri vekili ile davalı ... ve diğerleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; tapu iptali ve tescil talebi hakkında verilen kararın ve satış için ödenen para verilinceye kadar müvekkillerinin kullanım hakkı olduğundan tedbir kararının kaldırılmasının hatalı olduğunu, paranın 1986 yılında ödendiğini, davanın ise 1998 yılında açıldığını bu nedenle altı sıfır atılarak yapılan hesaplamanın yanlış olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, munzam zarar talebinin kabul edilmesi gerektiğini, zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan davalılar lehine tek vekalet ücreti verilmesi gerekirken iki defa verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; senetle ispat kuralında sınıra riayet edilmediğini, tanık beyanlarının çelişki olduğunu, ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 3. Davalı ... ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı itirazında bulunulmasına rağmen mahkemece dikkate alınmadığını, tanıkla ispatı mümkün olmamasına rağmen davacı iddiasının kabul edildiğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, alacak talebinin reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 6100 sayılı Kanun’un 111 inci maddesi. 3. Değerlendirme Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 ve 432 nci maddeleri uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 2.796,78 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 12.950,00 TL’nin altında kaldığından davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin değerden reddine karar verilmiştir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Somut olayda, davacı taraf tapu iptali ve tescili olmadığı takdirde tazminat talep etmiş, mahkemece tapu iptal ve tescil talebi reddedilerek davacının ikinci kademedeki tazminat talebi kısmen kabul edilmiştir. Reddedilen talep yönünden her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Davacı tarafın Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 9 ve 10 numaralı bendinde yer alan “9-Davalılar ..., ... ve ... vekille temsil edildiğinden tazminat talebi yönünden AAÜT uyarınca 83.692,35-TL avukatlık ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davalılara ödenmesine, 10- Davalılar ..., ... ve ... vekille temsil edildiğinden tazminat talebi yönünden AAÜT. uyarınca 83.692,35-TL avukatlık ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davalılara ödenmesine” ibaresinin çıkartılarak, yerine “Davalılar vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 83.692,35 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara ödenmesine” ibaresinin yazılması suretiyle kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı vekilinin vekâlet ücreti hariç sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı Kanunu'nun 440 ıncı maddesinin 3 inci fıkrasının 1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.