Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5417 E. 2024/4704 K.

Konu: Su Rejimi Kurulması

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5417
Karar No
2024/4704
Karar Tarihi
Konu
Su Rejimi Kurulması

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2460 E., 2023/2723 K. DAVA TARİHİ : 14.07.2020 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/124 E., 2023/118 K. Taraflar arasındaki su rejimi kurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ve davalı köyün dava konusu doğal kaynak suyunu ezelden beri ortak olarak kullandıklarını, bu suyun davalı köyün üst kısmında bulunan...mevki olarak bilinen dağlık ve ormanlık alandan çıktığını, suyun hiç kimsenin özel mülkünde olmadığını, suyun paylaşımı konusunda tarafların anlaşamadıklarını, dava konusu suyun akıtılması için İl Özel İdaresi tarafından yapılan sulama göletinin hazır şekilde beklediğini belirterek, dava konusu suyun müvekkili olan köy tüzel kişiliğine 12 saatlik kullanım olacak şekilde akıtılması yönünde su rejimi kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen suyun davacı ile ortak kullanımın söz konusu olmadığını, kadim kullanım haklarının müvekkil köye ait olduğunu, suyun bulunduğu bölgede kış mevsimindeki yağışlar fazla olduğunda suyun miktarının artarak normal yatağının dışına taştığını, Ocak-Mart ayları arasında suyun bu şekilde fazla akması durumunda, davacı köy mensuplarının küçük ve ilkel arklarla suyu kendi arazilerine akıtılmasına izin verdiklerini, yağışın olmaması halinde ise suyun müvekkil köye yetmediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli ve 2020/124 Esas, 2023/118 Karar sayılı kararında "... yağış miktarının nüfusa aylara ve yıllara göre değişiklik gösterdiği... bu haliyle davacı vekilinin talebi gibi taşan suya yönelik su rejimi kurulmasının ve taşan suyun miktarının tespitinin olanaklı olmadığı... ek bilirkişi (jeololji) raporunda da açıklandığı üzere davaya konu su kaynağının normal şartlarda davalı köyün arazilerini dahi sulamaya yetmediği..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesindeki nedenleri tekrar ederek; taleplerinin mahkemece yanlış değerlendirildiğini, bu sebeple yanlış karar verildiğini, kararda davacı köyün sadece fazla suyu talep ettiğine ilişkin değerlendirme yapıldığını ancak dava konusu suyun eşit bir şekilde paylaşılmasını talep ettiklerini, sonradan da bu eşit paylaşım taleplerini tüm yıl için değil suyun fazla olduğu aylara ilişkin olarak güncellediklerini, Çorum İl Özel İdaresi tarafından gölet inşaatının bitirildiğini fakat gölete su taşıyacak kanallar yapılamadığını, bunun gerekçesi olarak da davalı köyün müvekkil köye suyu vermek istememesinin gösterildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2023 tarihli ve 2023/2460 Esas, 2023/2723 Karar sayılı kararı ile "...dosya içeriğine, toplanan delillere... göre ve.. suyun fazla olduğu dönemlerde davacıların suyu kullandıkları, suyun azaldığı yaz dönemi için davacıların su taleplerinin olmadığı, davacıların suyun fazla aktığı dönemdeki kullanımlarını davalıların engellemediği ...depolamasına engel bir durum olduğunun davacılarca ispatlanamadığı... İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durumun bulunmadığı..." gerekçesiyle "...davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV.C) bendinde belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlere dayanarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, su rejimi kurulması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1. Türk Medeni Kanunu'nun 718. maddesi gereğince; Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. 2. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanunu'nun 756. maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır." 3. Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718. maddesi, gerekse 756/2. maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır. 4. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su, kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/ Eren/ Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tabidir. 5. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman vb.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir. 6. Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tabi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa el atma varsa el atmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5417, K. 2024/4704, T. 21.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5417-e-2024-4704-k-6dd217d9a353