Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5271 E. 2024/5090 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5271
- Karar No
- 2024/5090
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3381 E., 2023/797 K. DAVA TARİHİ : 17.02.2011 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/150 E., 2020/77 K. Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacı ile davalılardan ... arasında yapılan, ... 41. Noterliğinin 23.08.2005 tarih ve 30573 yevmiye No.lu düzenleme şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesi ile 15 No.lu bağımsız bölümün satışının taahhüt edildiğini, satış bedelinin ödendiğini ileri sürerek; dava konusu taşınmazın davacı adına hükmen tesciline, olmadığı taktirde davacının uğradığı zararının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu taşınmazda kat mülkiyetinin kurulu bulunmadığı, taşınmazın mevcut hali ile kat mülkiyetinin mümkün olmadığı” gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine; “terditli bedel talebi yönünden davaya konu, davalı ... ile davacı ... arasında yapılan satış vaadi sözleşmesinin ifa imkanı bulunmasa da geçerli bir sözleşme olduğundan davacının bu sözleşmeye dayanarak elde etmiş olduğu şahsi imkanın satıcı...’ye karşı ileri sürebileceği ve davanın açılış tarihi itibariyle satışa konu dairenin bedelini talep edebileceği” gerekçesiyle bilirkişice tespit edilen 225.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı ...’den alınarak davacıya verilmesine; diğer davalıların satış vaadi sözleşmesinde yer almaması, sözleşme kapsamında ödenen bedelin bu davalılardan talep edilemeyecek olması nedeniyle diğer davalılar ...mirasçıları, ... mirasçıları yönünden davanın reddine; davacı taraf, davalı İBB yönünden açılmış olunan davadan vazgeçtiklerini beyan etmişse de davalı İBB'nin vazgeçmeye ilişkin HMK’nın 123 üncü maddesi kapsamında açık rızası bulunmadığından vazgeçmeye itibar edilmeyerek satış vaadi sözleşmesinde yer almaması, sözleşmenin ifa imkanının bulunmaması, sözleşme kapsamında ödenen bedelin bu davalılardan talep edilemeyecek olması nedeniyle İBB yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda kat mülkiyeti kurulu olmasa da fiilen kat irtifakı kurulmuş olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken tapu iptali ve tescil davası yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, bedelin eksik hesaplandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile: “dava konusu taşınmaz için inşaat ruhsatına rastlanmadığı, binanın ruhsatsız, yani tamamen kaçak olarak yapılmış olduğu, davacıya satış yapan yüklenicinin bir kısım arsa sahipleri ile KKİS yaptığı ancak arsa sahibi olan İBB ile bir sözleşmesi olmadan onun payına da inşaat yaptığı, bu hali ile binanın ruhsata bağlanamayacağı, davacı yan bağımsız bölümün tescili mümkün olmasa da arsa payının verilmesi hususunda istinaf itirazında bulunmuş ise de ancak yapımına bir ruhsat ile bağlanan taşınmazda bu mümkün olup davacının bağımsız bölüm satışına ilişkin sözleşmesinin arsa payı da içermemesi nedeni ile bu itirazlarının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince tüm delillerin toplandığı, dosya kapsamına ve yerleşik uygulamaya, yasal mevzuata uygun karar verildiği” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1 inci bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki, istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ve Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.