Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5251 E. 2024/4176 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5251
Karar No
2024/4176
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1802 E., 2022/1369 K. DAVA TARİHİ : 02.04.2019 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/220 E., 2021/139 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 2011 yılından 2017 yılı Ağustos ayına kadar sosyal arkadaşlıkları (birliktelikleri) olduğunu, müvekkilinin 2013 yılında işleri bozulduğunda haciz ve icra tehditinden kurtulmak için adına kayıtlı 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 13 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölümü yeğeni dava dışı ...'a 2013 tarihinde anlaşmalı olarak devrettiğini, daha sonra dava dışı ...'ın da işlerinin bozulması nedeniyle haciz tehdidi ile karşılaştığından müvekkilinin taşınmazları başkasının üzerine aktarma çabasına girdiğini, davalı taşınmazları emaneten alabileceğini belirterek taşınmaz alım yetkisine haiz vekaletnamesi ile davacıyı vekil tayin ettiğini, davalı tarafından davacıya güven verilmek maksadıyla taşınmaz satım yetkisi de verildiğini, bunun üzerine dava konusu taşınmazların davalı adına dava dışı ...'tan temlik alındığını, davacının daha önce satın aldığı ancak tapularını devralmadığı 6649 ada 13 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümlerin ise davalı tarafından davacıya verilen taşınmaz alım yetkisi vekaletnamesi ile davalı adına temlik aldığını, bu taşınmazlarda başından beri davacının oturduğunu, taşınmazların vergi, elektrik ve su gibi ödemelerinin de davacı tarafından karşılandığını, bir süre sonra davalının evleneceğini belirterek taşınmazları müvekkiline devretmek istediğini, müvekkilinin tam olarak ekonomik özgürlüğe kavuşmadığı için davalının devir talebini ağırdan aldığını, davalının eşinin müvekkilini arayarak davacının emaneten verdiği taşınmazları kendisine geri vereceklerini söylediğini, sonraki süreçte ise davalının eşinin önceki beyanlarından vazgeçerek ve davalıyı baskılayarak davalının emaneten almış olduğu tapuları müvekkiline devretmesine engel olduğunu belirterek davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği gibi güven telkin etmesine ihtiyacının bulunmadığını, 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 13 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölümü emanet olarak kabul ettiğini, dava konusu 6649 ada 13 parsel üzerinde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümleri ise birikimlerini yatırıma dönüştürmek amacıyla davacı tarafından kendi adına satın alındığını, davacıya olan güveninden dolayı taşınmazların alım satımına ilişkin detay bilgisine sahip olmadığını, davacının iddia ettiği gibi eşinin hiçbir baskısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davalı tarafça davacının ekonomik durumunun kötü olması sebebiyle 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 13 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölümü devraldığını kabul ettiği, diğer taşınmazların bedelinin ise davacıya ödenerek vekaleten kendi adına satın aldığını belirtse de davacıya ödeme yaptığını gösterir bir delil sunamadığı, tüm satış işlemlerinin davacı tarafından yapıldığı ve güvene dayalı olarak vekaleten yapıldığı, çok sayıda taşınmazın bedelinin elden ödenmesi durumunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, devri yapılan taşınmazlarda davacının tasarrufunun devam ettiğinin keşif tutanağı ile de gözlem altına alındığı, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde davacının iş yerinin de olduğu, taşınmazların davalıya emaneten verildiğinin gerek satış bedellerinden gerekse taraf tanıklarının beyanlarından anlaşıldığı, davalının taşınmaz bedellerini davacıya ödediğini ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın kabulü ile 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm, 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 64, 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 23 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölüm için müvekkilinin cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında kabul beyanının bulunduğu bu taşınmazlara ilişkin müvekkili aleyhine masraf ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; dava konusu 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümler için ise mahkeme gerekçesinin yasal dayanağının bulunmadığını, vekaleten alım satım işlerinin yapılmış olmasının davanın kabulünde bir gerekçe olarak gösterilmemesi gerektiğini, satışların resmi şekilde gerçekleştirildiğini, tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmazların davacının yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle davalı adına tescil ettirildiği, taşınmazların gerçekte davacıya ait olduğu, davalı tarafından itiraza uğramayan yazışma içeriklerinden anlaşıldığı, HMK'nın 312. maddesi gereğince kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceği düzenlenmiş olup davalının davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermediğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir husus olmadığı" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 312/1 inci maddesinde; "Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir." 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "davadan feragat, davayı kabul veya sulh" başlıklı 22 nci maddesinde ise; "davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır." hükümleri yer almaktadır. 3. 6100 sayılı HMK’nın "İspat yükü" kenar başlıklı 190 ıncı maddesine göre; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." 4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" kenar başlıklı 6 ncı maddesine göre; "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." 5. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. 6. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. 7. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 inci maddesi vd.) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. 8. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı) 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Davalı tarafın dava konusu 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 23 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölüm için yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davalı cevap dilekçesinde 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 23 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölümleri emaneten aldığını, davacı ile aralarında söz konusu bu taşınmazlar için inanç ilişkisi bulunduğunu kabul etmektedir. Davalı tarafın inanç ilişkisini kabul etmesi ve bu konuda uyuşmazlık çıkarmaması nedeniyle bu taşınmazların değeri çıkarıldıktan sonra bulunan dava değeri üzerinden yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece dava konusu taşınmazların tamamının değeri esas alınarak vekalet ücreti takdiri, Harçlar Kanunu’nun 22 nci maddesi gereğince davalının kabulü dikkate alınmadan harcın tamamına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 2. Davalı tarafın dava konusu 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1678 ada 23 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölüm ile 6649 ada 23 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölüm için davacı taraf ile inanç ilişkisinin kurulduğu davalının kabulünde ise de; 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 numaralı bağımsız bölümler ile ilgili inanç ilişkisinin varolduğuna ilişkin ispat yükü HMK’nın 190 ıncı maddesi gereğince iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran davacı tarafın üzerindedir. Dosya kapsamından dava konusu taşınmazların inanç ilişkisi nedeniyle tapu kayıtlarının davalı üzerine tescil edildiği, taşınmazların davacıya ait olduğuna dair yukarıda anlatılan ilkeler doğrultusunda yazılı delil ya da delil başlangıcı sayılabilecek bir belge bulunmamaktadır. Davacı ve davalının whatsapp yazışmalarına ilişkin kayıt ise davalı tarafından inkar edilmemiş olsa da mesaj içeriklerinden 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 bağımsız bölümlerin davacıya ait olduğuna dair açık bir ikrar bulunmamaktadır. Mahkemece dava konusu taşınmazların satış bedellerinin davalı tarafından ödendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi ispat yükünün tersine çevrilmesi olup, davacının dava açarken dava konusu taşınmazların kendi parasıyla alındığının ancak davalı tarafla arasındaki inanç ilişkisi gereği davalı adına tescil edildiğini yukarıda anlatılan ilkeler doğrultusunda yazılı delil ya da delil başlangıcı sayılabilecek bir belge ile kanıtlanması gerekmektedir. Dava konusu 6649 ada 23 numaralı parselde bulunan 104, 105, 106, 107, 108, 110 ve 111 bağımsız bölümlerin inanç ilişkisi nedeni ile davacıya ait olduğu halde davalı adına tapuya tescil edildiği davacı tarafından ispatlanamadığından mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5251, K. 2024/4176, T. 30.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-5251-e-2024-4176-k-9a72df85df8a