Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4887 E. 2024/3982 K.

Konu: Muhdesatın Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4887
Karar No
2024/3982
Karar Tarihi
Konu
Muhdesatın Tespiti

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/774 E., 2023/882 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/76 E., 2021/512 K. Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu Bursa İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 5985 ada 19 parsel sayılı taşınmazda tarafların birlikte malik olduklarını, taşınmaz üzerinde 1980 senesinde eski bir ahşap evin bulunduğunu, eski evin yıkılarak, kendi emek ve parasıyla yeni 3 katlı evin yapıldığını, dava konusu taşınmaz hakkında Bursa 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/210 Esas sayılı dosyası üzerinden ortaklığın giderilmesi davası açıldığını ileri sürerek, müvekkilin de hissedarı olduğu dava konusu taşınmazdaki binanın müvekkile ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesinde; evin babalarından miras olarak kaldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen davacı tanıkların bir kısmının yapının tamamının davacının parasıyla yapılıp yapılmadığını bilmediklerini, davalıların ve murisin katkısının bulunup bulunmadığını bilemediklerini beyan ettikleri, bir kısım tanıkların ise davada davacı ve kardeşlerinin bir süre beraber oturduklarını, yapının tamamının davacının emek ve mesaisinde yapıldığına ilişkin bilgileri olmadığını beyan ettiği, her ne kadar davacı tarafça yapının kendi emek ve parası ile yapıldığı iddia edilmiş ise de; taşınmazların kardeş olan taraflar ve muris babaları tarafından birlikte yapıldığı, köyde yaşayan murisin ve davalıların yapının inşaatı sırasında katkıda bulunduğu, daha sonra bazı davalıların konut olarak kullanılan yapıda ikamet ettiği, davacı tarafça yapının tamamen kendi emek ve parası ile yapıldığının somut delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle dava konusu taşınmazdaki yapıların muris ve davalıların ortak inşa ettiğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalıların beyanlarının dahi evin, muris ile davacı tarafından birlikte yapıldığı şeklinde olduğunu, davacının evi yaptırmaya mali imkanının bulunduğunu, murisin ise inşaat yaptıracak mali gücünün olmadığını, davalıların da herhangi bir işlerinin, gelirlerinin olmadığını ve tanık beyanlarının binayı kendisinin yaptırdığını gösterdiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.) 3. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4887, K. 2024/3982, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4887-e-2024-3982-k-b52175e92d5d