Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4507 E. 2024/4001 K.

Konu: Ortaklığın Giderilmesi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4507
Karar No
2024/4001
Karar Tarihi
Konu
Ortaklığın Giderilmesi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2002/1692 E., 2011/1714 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre (davalı ... ... temyizi hariç), temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi, ... Mahallesi, 14 pafta, 398 parselde kayıtlı taşınmazda müvekkilleri ile davalılara ...’dan miras yoluyla intikal eden hisseye ait özel parsel üzerindeki binanın müşterek maliki olduklarını, davalıların, müvekkilleri dışındaki diğer mirasçıların intikal eden hisselerini devraldıklarını, taşınmazın satılarak şuyuun izalesine ve elde edilecek paranın ortaklar arasında paylaştırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ile ... vekili Avukat ... cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, bir kısım davalılar duruşmalara katılarak davanın reddini talep etmiş, diğer davalılar ise duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamışlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; bilirkişi raporlarında dava konusu binaların kaçak olduğu, ruhsat düzenlemelerinin mümkün olmadığının belirtildiği, ... İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 22.09.2011 tarihli yazısında parselin hisseli olduğu, imar uygulamasına alındığı, parselin üzerindeki yapıların meri imar planına uygun olmadığı ve ruhsat düzenlenmelerinin mümkün olmadığının bildirildiği, davaya konu olan parselin üzerinde betonarme karkas yapı tarzında inşa edilmiş 1-7 katlı pek çok bina bulunduğu, parselin üzerinde bulunan binanın bağımsız bölümleri ve aidiyetleri konusunda dosyasında herhangi bir mutabakatın olmadığı, maliklerin pay ve yüzde durumlarının hesaplanarak parsel üzerindeki en küçük hissenin % 0,65 olduğu, ifraz edilmesi durumunda müstakil olarak imar durumu alamayacağı ve yapılaşmaya müsait olamayacağı, mevcut ortaklığın parselin ve üzerindeki tüm binaların satışı suretiyle giderilebileceği kanaatine varılarak davanın kabulü ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ... ve ..., yasal süreden sonra ise davalı ... temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme tarafından verilen karar üzerinden hiçbir işlem yapılmadan 10 yıllık zaman geçtiğini, bu nedenle ilamın zamanaşımına uğradığını, davacının kötü niyetli olduğunu, aynen taksimin mümkün olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalılar Adem ..., ... ve ...'nın birlikte verdikleri temyiz dilekçelerinde özetle; davanın haksız olarak açıldığını, bu nedenle kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 156/2 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 (1) fıkrası hükmüne göre; "Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." Aynı maddenin (2) fıkrası gereğince de; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce karar verilmiş, aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacaktır ve 1086 sayılı HUMK'un 437 nci maddesinde sulh hukuk mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi 8 gündür. 2. Somut olayda; Mahkeme tarafından verilen karar, davalı ... ...'na 11.05.2022 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesinin ise gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 8 günlük yasal süre geçirildikten sonra 23.05.2022 tarihinde verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davalı ... ...'nın temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmesi gerekmektedir. 3. Davalılar ..., ... ve ...'nin temyiz incelemesine gelince; Mahkemece verilen 08.12.2011 tarih ve 2002/1692 Esas, 2011/1714 Karar sayılı karar, temyiz eden davalılar ... ve ...'e 16.05.2022 tarihinde, ...'e 18.05.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davalılar ... ve ... tarafından 23.05.2022 tarihinde, ... tarafından 24.05.2022 tarihinde temyiz edilmiştir. Davalılar temyiz başvurularında on yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle hükmün zamanaşımına uğradığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Temyize konu hüküm tarihi ile kararın taraflara tebliğ tarihi arasında on yıldan fazla süre geçmiştir. Zaman bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 156/2 nci maddesi gereğince hüküm, verildiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrar. Bu sürede zamanaşımını kesen sebeplerin varlığı kanıtlanamazsa alacağa ilişkin Mahkeme kararı zamanaşımına uğrar. 11.04.1940 tarih ve 1939/15 Esas, 1940/70 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca Mahkeme, verilen hükmü kendiliğinden değiştiremez. İlam zamanaşımına uğramış olsa bile temyiz edilip Yargıtay tarafından bozulmadıkça davayı tekrar ele alıp zamanaşımı nedeniyle reddedemez. Bu durumda Mahkemece davalıların ilam zamanaşımı itirazları gözetilerek yeniden hüküm kurulması için kararın bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... ...'nın temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE, 2. Davalı ..., ... ve ...'nın temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4507, K. 2024/4001, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4507-e-2024-4001-k-297319c2c3ff