Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4468 E. 2024/3772 K. – Muhdesat Şerhini
Konu: Muhdesat Şerhinin Terkini
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4468
- Karar No
- 2024/3772
- Karar Tarihi
- Konu
- Muhdesat Şerhinin Terkini
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1133 E., 2022/881 K. DAVA TARİHİ : 23.02.2018 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Cide Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/54 E., 2020/436 K. Taraflar arasındaki muhdesat şerhinin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 105 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tarafların murisinden intikal ettiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde 3 katlı ev bulunduğunu, bu evin yapımına murisin başladığını, evin yapımında davacı da dahil olmak üzere murisin tüm çocuklarının katkısı bulunduğunu, kadastro tespiti sırasında kadastro tutanağına geçen " taşınmaz üzerindeki kargir 3 katlı ev ... evlatları ..., ... ve ...'ye aittir" şeklindeki muhdesat şerhinin oluşa uygun olmadığını belirterek anılan muhdesat şerhinin terkinine karar verilmesini talep etmiş, 11.12.2020 tarihli dilekçesi ile talebinin dava konusu yapının ... ve ... tarafından yapıldığına dair muhdesat şerhinin terkini olduğunu beyan etmiş, 31.12.2020 tarihli oturumdaki beyanında yapının 3. katının davalı ... tarafından yapıldığını belirterek diğer davalılar lehine olan muhdesat şerhinin terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yapının tarafların murisi tarafından yapılmadığını, 1. ve 2. katın müvekkili ile davalı ... tarafından yapıldığını, 3. katın ise davalı ... tarafından yapıldığını, bu duruma şimdiye kadar itiraz edilmediğini, davacının dava konusu evin yapıldığı sırada İstanbul'da ev aldığını, dava konusu muhdesat için maddi katkıda bulunamayacağını söylediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ..., dava konusu evin 1. ve 2. katını tarafların ortak murisi ..., davalı ... ve ben birlikte yaptırdık, 3. katı ben tek başıma yaptırdım dedi. 3. Davalı ..., muhdesat şerhinin doğru olduğunu beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davacı taraf dava konusu evin muris tarafından yapıldığını iddia etmiş ise de; iddiasını destekler mahiyette muris tarafından inşa edildiğine dair her türlü şüpheden uzak yeterli ve kesin delil bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların yapım giderlerini karşıladığı konusunda net bir beyan ve bilgi bulunmadığı halde soyut ve çelişkili beyanlara itibar edilmesinin hatalı olduğunu, evin birinci katının natamam olup ... tarafından da kullanılmadığını, davalı ...’nin bir işi ve gelirinin bulunmadığının sabit olduğunu, davalı ...'ın evin ilk iki katının babasının sağlığında baba ve tüm kardeşlerin katılımı ile yapıldığını, ancak 3. katın kendisi tarafından yapıldığını beyan ettiğini, davayı da bu şekilde kabul ettiğini belirtmesine rağmen bu beyanının dikkate alınmadığını, tarafların halası ...'ın beyanına neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını, mahalli bilirkişi ve tanıkların evin davalılar tarafından yapıldığına dair her türlü tereddütten uzak ispata yarar ifadelerinin bulunmadığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu evin 1.ve 2. katını babası ve ... ile birlikte yaptıklarını, 3. katı ise kendisinin yaptırdığını, davalı ...’nin evin yapımına hiçbir katkısının bulunmadığını, ancak müşterek olan iki kattan kendisine hak vermediklerini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosyada toplanan delillere ve özellikle de hukuki menfaati etkilenecek olan mirasçı ...'ın beyanı ve ...'ın beyanı ile uyuşan çoğunluk beyanları göz önüne alındığında, dava konusu evin yapımı sırasında davalılar ... ve ... ...ın gerek maddi gerekse bedenen çalışarak evin yapımına bizzat katıldıkları, evin birinci katının davalı ..., 2. katının ise davalı ... için yaptırıldığı, evin yapımı sırasında murisin yaşlı olup emekli aylığının olduğu ve bu aylığın tek başına ev yapımı için yeterli olmayacağı, murisin başka bir gelirinin de bulunmadığı, ev yapıldıktan sonra da davalılar tarafından kullanılmaya başlandığı, evin 3. katının davalı ... tarafından yapıldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalı ... tarafından evin diğer katından kendisine pay verilmediği ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulmuş ise de adı geçenin bu konuda bir davasının ve açılan davaya müdahalesinin bulunmadığı, verilen hükümle de aleyhine bir durum yaratılmadığı, böylece mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı ...'ın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanık beyanlarının hatalı olarak değerlendirildiğini, mahalli bilirkişilerin yetersiz ve muğlak beyanlarına itibar edildiğini, tanık beyanlarında dava konusu evin davalılarca yapıldığına dair yeterli beyan bulunmadığını, evin 1. katının tamamlanmamış olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini, bu durumda lehine muhdesat şerhi verilen davalı ...'nin bu katı kullanmasının mümkün olmadığının belirlendiğini, istinaf incelemesinde teknik tespitlere değinilmediğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesat şerhinin terkini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684 üncü maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718 inci maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır. Genel kuralı oluşturan bu hükümler dikkate alındığında taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların mülkiyetinin kural olarak arzın mukadderatına tabi olacağı, muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceği, aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça muhdesatların mülkiyetinin taşınmazın malik veya maliklerinden başka birisine veya maliklerden bir veya birkaçına ait olduğunun tespitinin dava edilemeyeceği, mahkemelerce de bu sonucu doğuracak şekilde hüküm verilemeyeceği kuşkusuzdur. Kural bu olmakla birlikte, ana taşınmazın değerinde artışa neden olan bina, ağaç ve saire gibi bütünleyici parça niteliğinde muhdesat bulunan taşınmazların ortaklığının satış yolu ile giderilmesinin istenilmesi halinde, muhdesatların kime ait olduğu hususunda tapu kaydında şerh bulunmaması veya tüm paydaşların bu konuda ittifak etmemesi nedeniyle tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğu kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.