Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4303 E. 2024/4159 K. – Suya Müdahalenin
Konu: Suya Müdahalenin Men’i
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4303
- Karar No
- 2024/4159
- Karar Tarihi
- Konu
- Suya Müdahalenin Men’i
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/566 E., 2023/488 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Arapgir Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/115 E., 2020/8 K. Taraflar arasındaki suya müdahalenin men’i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mahallesi, ... deresi ile ... mevkinde bulunan kısmen tapulu, kısmen de devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan meradan çıkmakta olan 5-6 gözenin birleşerek aktığı dereden davacıların arazilerini ve ağaçlarını suladıklarını, bu suyun bir kısmının demirden yapılan yalak vasıtasıyla hayvanların sulamalarında kullanıldığını, söz konusu suyun kadimden beri bu şekilde kullanılmasına rağmen davalılar tarafından suların gözeleri ile bu güzergah üzerinde bulunan kavak ve söğüt ağaçlarının tahrip edilip borulara konularak götürülmesi için kazı çalışmaları yapıldığını, bunun yapılması halinde davacıların arazi ve ağaçları ile hayvanlarını sulama imkanlarının kalmayacağını, söz konusu suyun zaten sızıntı şeklinde aktığını, kaynak sularının kendiliğinden kaynadığı arazinin sınırlarını aşacak şekilde debisinin yüksek olması ve malikin ihtiyacından fazlası olan kısmının genel su kabul edilip komşuların da kadim ve öncelik hakkı nazara alınarak söz konusu genel sudan faydalanabileceğini, yer altı sularının kamu yararına ait sular olduğunu ileri sürerek söz konusu suya davalılar tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların söz konusu su ile herhangi bir ilgilerinin bulunmadığını, dolayısıyla davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu suyun tereddüte yer bırakmayacak şekilde kadimden beri davalıların ikamet ettiği ... Mahallesine ait olduğunun idari ve hukuki belgeler ile sabit olduğunu, davacılar tarafından suyun yatağına yapılan yalakın yakın tarihte dava konusu sudan hak elde edebilmek için yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davacıların kadim kullanım hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere davalıların ... deresinde akan suya borularla müdahale ettiklerini, raporlarda A ve B harfleri ile gösterilen noktaların genel su niteliğinde olduğunu, davalıların dava konusu suyu kendi mahallelerine plastik borularla taşımak suretiyle merayı tahrip edip suya müdahale ettiklerini, bu haliyle davacıların ikamet ettiği ... Mahallesi sakinlerinin sudan istifadesinin mümkün olmadığını, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin emsal kararında da yer aldığı üzere su rejimi kurulması gerektiğini, kararın eksik incelemeye dayalı verildiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, suya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gereğince; Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. 2. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanunu'nun 756 ncı maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır." 3. Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718. maddesi gerekse 756/2 nci maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır. 4. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su, kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/ Eren/ Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tabidir. 5. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman vb.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir. 6. Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tabi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa el atma varsa el atmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.