Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4253 E. 2024/4041 K. – Sükna (Oturma)

Konu: Sükna (Oturma) Hakkının Kaldırılması Ve Tahliye

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4253
Karar No
2024/4041
Karar Tarihi
Konu
Sükna (Oturma) Hakkının Kaldırılması Ve Tahliye

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1672 E., 2023/1175 K. KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkeme kararının düzeltilmesine, davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/179 E., 2022/6 K. Taraflar arasındaki sükna (oturma) hakkının kaldırılması ve tahliye davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır Amerika'da yaşadığını, bu sebeple kardeşi olan davalı ...'ye kendisine bir ev satın alması isteğini ilettiğini, aile bağlarının vermiş olduğu güven sebebiyle kardeşine para gönderdiğini, davalıya gönderilen para ile müvekkili adına ev alması gerekirken davalının evi kendisi adına aldığını, taşınmazın devredilebilmesi için vekaletname gerektiğini söyleyen davalılarca müvekkilinin notere götürüldüğünü, müvekkilinin Türk hukukuna ilişkin bilgisizliğinden faydalanılarak taşınmaz üzerinde sükna hakkı tesisi için yetkinin yer aldığı 11.07.2005 tarihli vekaletnamenin davalılarca müvekkiline imzalattırıldığını, davalı ... ve ...'nin müşterek çocuğu olan ... tarafından ve müvekkilinden talimat almaksızın 29.03.2011 tarihinde ve 20.000,00 TL karşılığı sükna hakkı tesis ediliğini, müvekkilinin yapılan bu işlemlerle açıkça yanıltıldığını ileri sürerek, taşınmaz tapu kaydında bulunan sükna hakkının hükmen terkini ile davalıların taşınmazdan tahliyelerine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; tahliye davasının nisbi harca tabi olduğunu, dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının satın alma işlemleri için 40.000,00 TL gönderdiğini, konutun geri kalan tüm taksit borçlarının müvekkili ... tarafından ödendiğini ve taşınmazdaki iyileştirmelerin müvekkilince yaptırıldığını, bu nedenlerle müvekkilleri tarafından taşınmazda sükna hakkı tesisinin talep edildiğini ve davacının vekaletname verdiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli ve 2021/179 Esas, 2022/6 Karar sayılı kararı ile "...sükna hakkını sona erdiren nedenlerin yasada ayrıca düzenlenmediği, bu sebeple TMK'nın 796 ıncı ve devam maddelerinde düzenlenen intifa hakkının sona erme sebeplerinin somut olayda uygulanması gerektiği, yasada tahdidi sayılan nedenler arasında malikin istediği zaman sükna hakkını sona erdirebileceği yönünde bir nedenin sayılmadığı, vekil aracılığı ile kurulan sükna hakkı işleminin iptalini gerektirecek bir durumun varlığının, davacı tarafından ispatlanamadığı ..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde dayanılan sebeplere dayanarak ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı vekili ise istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın tahliyesi talebinin reddine yönelik gerekçenin kararda daha detaylı yazılmış olması gerektiğini, hükümde müvekkilleri lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti takdir edildiğini ileri sürerek, hükmün bu yönlerden düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 23.06.2023 tarihli ve 2022/1672 Esas, 2023/1175 Karar sayılı kararı ile "...tanık beyanına göre... sükna hakkının tapuda şerh edildiği tarihten dava tarihine kadar geçen süreçte davalılar lehine kurulan sükna hakkının davacının iradesine uygun olduğu... vekalet görevinin kötüye kullanıldığından bahsetme olanağı olmadığı...bu yönlerden İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı... davacının intifa hakkının kaldırılması talebi yanında davalıların taşınmaza el atmasının önlenmesini (tahliye) de talep ettiği, keşfen belirlenen 562.000,00 TL ve tapuda intifa hakkı tesisi için belirlenen 20.000 TL'nin toplamından oluşan 582.000,00 TL üzerinden davalılar lehine vekalet ücreti takdiri gerektiği..." gerekçesiyle "...davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün düzletilmesine... yeni hüküm tesisi ile davanın reddine...karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T ne göre hesaplanan 46.1500TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalılara verilmesine..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV.C) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 20.000,00 TL bedel karşılığında da davalılara ömür boyu sükna hakkı tesis edildiği düşünüldüğünde, bedel ile edim arasında çok büyük bir farkın oluştuğunu, davalı ...'nın diğer davalılardan olan babası lehine hak tahsis etmesinin geçerli kabul edilemeyeceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.11.2008 tarihli ve 2008/7-699 Esas, 2008/714 Karar sayılı kararında, vekilin temsil yetkisini kasten, vekillik verenin zararına, kendisinin veya elbirliği ile hareket ettiği başka birinin yararına kullanması halinde, yapılan işin....geçerli olduğundan söz edilemeyeceğine hükmedildiğini, vekaletnamenin verildiği tarih ile sükna hakkı tesisi arasında altı yıl süre bulunduğunu, tanıklardan birisinin ölmüş olmasına rağmen yeni tanık dinletme taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sükna (oturma) hakkı şerhinin tapu sicilinden terkini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 495,794 üncü ve devamı maddeleri ile 823 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4253, K. 2024/4041, T. 23.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4253-e-2024-4041-k-ef72ac8bb552