Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4152 E. 2024/3731 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4152
Karar No
2024/3731
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1322 E., 2023/1225 K. DAVA TARİHİ : 28.03.2017 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/125 E., 2021/406 K. Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 nci maddesi gereğince mirasın hükmen reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Vergi Dairesi Başkanlığı vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Vergi Dairesi Başkanlığı vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin babası ...'ın 19.04.2015 tarihinde öldüğünü, murisin aktif malvarlığının bulunmadığını, ancak çeşitli kurumlara borcunun bulunduğunu, terekesinin borca batık olduğunu ileri sürerek, terekenin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın derdestlik nedeniyle reddini, aksi takdirde murisin ölüm tarihi itibariyle malvarlığının ve mirasçıların mal varlığını kabul anlamına gelecek davranışlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Malatya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle husumet ve derdestlik yönünden usulden reddini, aksi takdirde şirket yetkilisi murisin şirketinden kaynaklı borcunun olduğunu, mahkemece terekenin borca batık olup olmadığının tereddütsüz tespit edilmesi gerektiğini beyanla, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi vekili cevap dilekçesinde; kurum alacaklarında İş Mahkemeleri yetkili olduğundan görev ve yetki itirazında bulunduklarını, murisin ölüm tarihi itibarıyla mal varlığının ve mirasçıların mal varlığını kabul anlamına gelecek davranışlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtip, davanın reddini talep etmiştir. 4. Davalı Vergi Dairesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; murisin yetkilisi olduğu şirketin kurumlarına 568.808,09 TL borcunun bulunduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 nci maddesi gereğince araştırma yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda terekenin borca batık olduğunun anlaşılması üzerine davanın kabulü ile davacıların murisi ...'ın terekesinin borca batık olması nedeniyle, davacıların mirası reddettiklerinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Vergi Dairesi vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı Vergi Dairesi vekili istinaf dilekçesinde; mirasın reddinin süresinde istenilmediğini, murisin ölüm tarihi itibariyle mal varlığının ve mirası kabul anlamına gelecek davranışlarda bulunulup bulunulmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; mirasın reddinin süresinde istenilmediğini, murisin ölüm tarihi itibarıyla mal varlığının ve mirası kabul anlamına gelecek davranışlarda bulunulup bulunulmadığının araştırılması gerektiğini, Mahkemece eksik araştırma yapıldığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Vergi Dairesi vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Vergi Dairesi Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını aynen tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını aynen tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 nci maddesi gereğince mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. TMK'nın 605/2 nci maddesine dayanan mirasın reddi istemi süreye tâbi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibarıyla, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). 2. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak Bankalar, Trafik Tescil Müdürlüğü, Vergi Daireleri, Belediyeler ve Tapu Müdürlüğü vb. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. 3. Değerlendirme 1. Borcun, miras bırakanın şahsi vergi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu limited şirketin vergi borcu olduğunun anlaşılması halinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 22.7.1998 tarihli 4369 sayılı Kanunla değişik 35 inci maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun gereğince takibe tâbi tutulurlar. Aynı Kanuna 25.5.1995 tarihli 4108 sayılı Kanunla ilave edilen Mükerrer 35 inci madde hükmüne göre de; tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasal hükümler gereğince, miras bırakanın; “ortağı” ve “temsilcisi” olduğu limitet şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak “koyduğu sermaye hissesi oranında” doğrudan doğruya; “temsilcisi” olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur. Miras bırakanın yasal mirasçısı olan davacılar hakkında, amme alacaklısı tarafından henüz takibe geçilmemiş olması, yasal mirasçıların borç tehdidi altında olmadıkları anlamına gelmez. Öyleyse, bu işten anlayan bilirkişi veya bilirkişiler eliyle; mirasbırakanın, “ortağı” ve “yasal temsilcisi” olduğu limited şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve miras bırakanın şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise; bu halde davacıların borca batıklığın tespiti istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteğin reddedilmesi; değil ise, miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesi aktifinin, borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesi gerekir. 2. Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca somut olaya gelince; temyize konu dosya ile murisin ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerin, limited şirket ile kolektif şirket olduğu, ilgili şirketlerin vergi borcunun bulunduğu bildirilmesine karşın, mahkemece miras bırakanın ortağı ve temsilcisi olduğu şirketler hakkında araştırma yapılmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, terekenin aktifinin belirlenmesi amacıyla miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla muris ile murisin ortağı ve müdürü olduğu şirketler araştırılarak, bu şirketler adına kayıtlı taşınmaz, araç, tüm bankalarda mevduat ve kredi kaydı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla ilgili tapu müdürlüklerine, emniyet müdürlüğüne ve banka şubelerine yazı yazılmalı; şirketlerin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak, aktif ve pasifinin saptanması ve miras bırakanın şirketlerin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsilinin mümkün olup olmadığı ile şirketlerin terekeye aktif değer katıp katmayacağı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. 3. Ayrıca murisin ölüm tarihi itibarıyla; adına kayıtlı araç bulunup bulunmadığı ve borç miktarı araştırılmamıştır. Mahkemece, bu hususlarında ilgili kurumlardan sorularak, murisin aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. 4. Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4152, K. 2024/3731, T. 11.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4152-e-2024-3731-k-e23b91d3ddfe