Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/3782 E. 2024/4177 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3782
- Karar No
- 2024/4177
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3372 E., 2023/791 K. DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ...,...Yer Kaplamaları Mobilya Ve Tekstil Ürünleri Pazarlama A.Ş. vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 27.09.2019 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/633 E., 2022/245 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden taraflardan gelen olmadı. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava konusu 228 ada 9 parsel 7 No.lu bağımsız bölümü 30.12.2013 tarihli sözleşme ile satın aldığını, bedelin bir kısmının ödenmesi amacıyla konut kredisine müracaat ettiğini ancak davacı ve ailesine konut kredisi çıkmaması üzerine birlikte çalıştığı ve haricen ortak olduğu davalılardan akrabası... adına konut kredisinin kullanıldığını, taşınmazın 07.01.2014 tarihinde... adına tapuda devir ve teslim edildiğini, konut kredisinin tüm taksitlerin davacı tarafından ödendiği halde dava konusu taşınmazın davalı ...'ya, ... tarafından da diğer davalı ...'ne devredildiğini ileri sürerek dava konusu 228 ada 9 parsel 7 No.lu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tescili, mümkün olmaması halinde taşınmazın güncel değerinin davalılar Kazım ve Abdullah'tan tahsili ile davacıya verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davalı Kazım ile iş ilişkileri olduğunu, aralarında yapılan protokol gereğince Kazım'ın davalıya olan borçları nedeniyle dava konusu taşınmazın devredilmesinin kararlaştırıldığı, dava konusu olayda iyiniyetli 3. Kişi konumunda olduklarını belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. 2. Davalılar... ve ... vekili cevap dilekçesinde, davacının dava konusu taşınmazda kiracı sıfatıyla bulunduğu, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verildiğini ileri sürerek hükmün kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki nedenleri tekrar ederek tüm delillerin değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. 2. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. 3. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 inci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.12.2015 tarih ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 01.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.