Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/3200 E. 2023/3828 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3200
Karar No
2023/3828
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/3 E., 2022/718 K. KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında görülen inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava konusu 942 ada 20 parsel sayılı taşınmazın 1989 yılında müvekkilinin babası ... ile müvekkili tarafından birlikte satın alındığını, satış bedelinin 14.000,00 TL olduğunu, 6.800,00 TL’sinin davacı tarafından ödendiğini ve bunun karşılığında arsadan veya üzerine bina yapılması hâlinde binadan davacıya hisse verileceğinin kararlaştırıldığını, davalıların dava konusu taşınmazda müvekkiline düşen hisseyi devretmediklerini beyan ederek dava konusu taşınmazda 1/2 hissenin müvekkili adına tesciline, mümkün olmaması hâlinde taşınmazın rayiç bedelinin yarısının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ..., davacının, 1987 yılı Ekim ayında sigortalı olarak yanında çalışmaya başladığını, akciğer ameliyatı olduğunu, taşınmazın 1989 yılında alındığını, bir işte çalışmayan, o tarihte 20 yaşında geliri olmayan davacının ödeme iddiasının doğru olmadığını, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2015 tarih ve 2013/381 Esas, 2015/319 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2015 tarih ve 2013/381 Esas, 2015/319 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 02.10.2018 tarih ve 2016/2759 Esas, 2018/6267 Karar sayılı ilâmında: davacının dava dilekçesinde diğer delillerin yanında yemin deliline de dayandığı, davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp, yemin verdirilmesi hâlinde 6100 sayılı HMK’nın 225 vd. maddeleri uyarınca yemin yaptırıldıktan sonra oluşacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesince, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; inanç sözleşmesi delili olarak "Beyan ve İkrar Zaptı" ve içeriğinin bizzat davalı ... tarafından yeminli beyan ile kabul edildiğini, zabıtta şahit olarak da imzası bulunan kişi olduğundan ...'nın yemin beyanının esas alınması gerektiğini, yapılan yargılamada tanık delilinin haksız gerekçe ile dikkate alınmadığını, Mahkemece hatalı karar verildiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davanın reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devanı olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. 3. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyannca inanç sözleşmesi "tanık" dahil her türlü delille ispat edilebilir. 4. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun'un 188 inci maddesi ile 225 inci maddesi vd.) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarih ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. 5. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı) 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve karann gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/3200, K. 2023/3828, T. 18.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-3200-e-2023-3828-k-5dbe9d83f0d5