Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/2545 E. 2023/3698 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2545
Karar No
2023/3698
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/147 E., 2022/551 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 22.03.2011 tarihinde boşandıklarını, bu davanın ise boşanma davasında saklı tuttukları tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğunu; müvekkiline murisi annesinden intikal eden 1721 ada 2 parsel sayılı taşınmazın, farklı sebeplerle ilk önce dava dışı üçüncü kişi... adına tescil edildiğini, daha sonra taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca bina inşa edileceğinden, yapılacak işlerin kolay yürütülmesi için müvekkilinin o zamanki eşi olan davalı üzerine devralındığını, 2. İnşaatın tamamlanıp kat mülkiyetine geçilmesiyle de davaya konu 1 ve 9 No.lu bağımsız bölümlerin davalı adına tescil edildiğini, ancak taraflar arasındaki inanç sözleşmesi uyarınca bu bağımsız bölümlerin müvekkiline ait olduğunu, davalının ise tapuları devretmeye yanaşmadığını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı 1 ve 9 No.lu bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kazan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/124 Esas sayılı dosyasında yine aynı bağımsız bölümlere ilişkin mal paylaşım davası görüldüğünü belirterek derdestlik itirazında bulunmuş; müvekkilinin dava konusu ana taşınmazı bizzat bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, davacı ile aralarında inançlı işlem bulunmadığını, aksini davacının resmi senetle kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın esastan da reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 02.10.2017 tarihli ve 2017/298 Esas, 515 Karar sayılı kararıyla; davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 04.11.2020 tarihli ve 2020/3528 Esas, 6841 Karar sayılı ilamıyla özetle; “davacının, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil talebinde bulunduğu, davanın Kazan Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2011/124 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, anılan davada yapılan yargılama sonucu tapu iptali ve tescil talebinin reddine dair verilen kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.03.2016 tarihli ve 2014/23081 Esas, 2016/4043 Karar sayılı ilamı ile “yargılamanın görevsiz mahkemede yapılması sebebiyle” bozulmasına karar verildiği, dosyanın görevli Kazan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda ise davanın husumet nedeniyle reddine karar verildiğini, ancak mahkemece, inançlı işleme ilişkin açıklaması yapılan ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak, taraflar arasında inançlı işlem bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ve yasal dayanağı olmayan sebeple davanın husumetten reddine karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın inanç sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu, davacının dava dilekçesindeki iddialarına yönelik olarak yazılı bir belge sunamadığı, taraflarca tanzim edilmiş yazılı bir belge mevcut olmadığı gibi davalının elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge de bulunmadığı, somut olaydaki inançlı işlem iddiasının Yargıtay içtihatları uyarınca tanıkla ispatının da mümkün olmadığı, ayrıca davacının dava dilekçesi ve delil listesinde yemin deliline de açıkça dayanmamış olduğu ve davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tarafların evli oldukları dönemde aralarındaki inanç ilişkisine dayalı olarak davalı adına kayıtlandığını, bu durumun 6100 sayılı HMK’nın 203/1 inci maddesi uyarınca senetle ispat zorunluluğunun istisnasını teşkil ettiği, tanık beyanlarıyla iddialarını kanıtlamış olduklarını, tapu kayıtlarındaki satış bedelleri ile bilirkişi raporlarında tespit edilen bedellerin, davalının bu taşınmazı satın alabilecek gücünün bulunmadığını gösterdiğini, özellikle taşınmazın davalıya devrinden önce emanetçi olarak tapunun devredildiği...’nin tanık olarak anılan beyanında, arsayı devralırken ya da devrederken herhangi bir bedel ödemediğini ve almadığını belirttiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında var olduğu iddia edilen inanç ilişkisinin ispatlanıp ispatlanamadığı ve 6100 sayılı HMK’nın senetle ispat zorunluluğunun istisnalarını düzenleyen 203 üncü maddesinin birinci fıkrasının somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile; 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/2545, K. 2023/3698, T. 06.07.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-2545-e-2023-3698-k-1e0fddd8b637