Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/1746 E. 2024/2093 K. – Suya El Atmanın

Konu: Suya El Atmanın Önlenmesi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1746
Karar No
2024/2093
Karar Tarihi
Konu
Suya El Atmanın Önlenmesi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/257 E., 2023/344 K. DAVA TARİHİ : 24.09.2020 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/348 E., 2022/813 K. Taraflar arasındaki suya el atmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, içme suyu ihtiyaçlarını ileri sürerek davalının suya el atmasının önlenmesini istemiş; cevaba cevap dilekçesinde ise, dava konusu suyun müvekkilinin öncelikli olan içme suyu ihtiyacına ancak yeteceğini ve suyu tahsise yetkili kurumun DSİ olduğunu ileri sürerek kaymakamlığın arabuluculuğunda yapılan 18.05.2007 tarihli suyun taksimine ilişkin anlaşma tutanağının geçersiz olduğunu savunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; suyun yarı oranda taksimine ilişkin taraflar arasında imzalanan 18.05.2007 tarihli anlaşma tutanağına uyarak hayvan sulama ihtiyacı için suyu kullanan müvekkilinin suya bir müdahalesinin olmadığını, ayrıca müvekkilinin suya davacıdan daha çok ihtiyaç duyduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 18.05.2007 tarihli anlaşma tutanağı ile bilirkişi raporlarını gerekçe göstererek davanın kabulü ile; ... Kaymakamlığının 18.05.2007 tarihli anlaşma tutanağına uygun olarak dava konusu su kaynağının toplandığı kaputajın açılması, yerinde ölçülü kaplar vasıtasıyla su debisinin ölçülmesi, gerekiyorsa boru hatlarında uygun tadilatların yapılması, toplam suyun eşit çaplı borular vasıtası ile her iki köye de iletilmesi suretiyle davalının suya vaki el atmasının önlenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili, müvekkilinin içme suyu ihtiyacının davalının hayvan sulama ihtiyacından öncelikli olduğunu, müvekkiline ancak yetecek suyun eşit paylaştırılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı vekili, tarafların suyu 18/05/2007 tarihli anlaşma tutanağında yarı yarıya paylaştıklarını, müvekkilinin suya müdahalesinin olmadığının bilirkişi raporu ile saptandığını, bu durumda davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, ayrıca davanın açılmasına neden olmayan müvekkili aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili, istinaf başvurusundaki gerekçeleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili, istinaf başvurusundaki gerekçeleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 2. Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. 3. Türk Medeni Kanunu'nun 756 ncı maddesinde ise; "kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır" hükmü yer almaktadır. 4. Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gerekse 756/2 nci maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır. 5. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabî ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan, özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (.../ .../ ... Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması hâlinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tâbidir. 6. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak miktarda ise, ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa, genel su kabul edilir ve bu sudan komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman v.b.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir. 7. Türk Medeni Kanunu'nun 756/2 ve 837 nci maddesinde belirtilen kaynak irtifakına konu olabilecek su özel su olup, genel su niteliğindeki yeraltı suyu bu düzenlemelerin dışındadır. Nitekim genel sular taşınmaz mülkiyetinin kapsamı içinde kabul edilemez. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak miktarda ise, ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa, genel su kabul edilir ve bu sudan komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman v.b.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir. Nitekim dava konusu su, orman parselinden çıkarak kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak miktarda olduğundan genel su niteliğindedir. 3. Somut olayda, 18.05.2007 tarihli anlaşma tutanağında: "5-Çıkarılan su, her iki köyün ihtiyar heyeti nezaretinde teknik elemanlarca paylaştırılacak, içme suyu depoya, sulama suyu da havuza bağlanacaktır...7-Paylaşımdan sonra göze komisyon huzurunda kapatılacak ve iki köyün bilgisi dışında Kaymakamlık bilgisi dışında açılmayacaktır." maddeleri yer almaktadır. Davacı ve davalı Köy Tüzel Kişilikleri arasında dava konusu su kaynağı ve buradan gelecek su ile ilgili anılan anlaşma metni yazılmış ve köy tüzel kişiliklerinin temsilcileri tarafından imzalanmıştır. Anlaşma metninin taraflardan biri için çekilmez hale geldiği iddia ve ispat edilmediğinden anlaşma her iki tarafı da bağlayıcı hükümler içermektedir. 18.05.2007 tarihli anlaşmada suyun taksimine ilişkin bir paylaşım oranı belirlenmediğinden kaynaktan çıkan suyun her iki köy tarafından eşit şekilde (yarı yarıya) paylaşıldığının kabulü gerekmektedir. 4. Bu itibarla, suyun en az olduğu Eylül/Ekim aylarında suyun kaynadığı taşınmaz başında jeoloji mühendisi refakatinde keşif yapılarak suyun debisi ölçülmek suretiyle davalı Köy Tüzel kişiliğinin hakkına düşen yarı nispetinden fazla suyu kullanıp kullanmadığı ve buna ilişkin su kaynağına müdahale edip etmediğinin tespiti ile hüküm kurulması gerekirken; infazda da tereddüt oluşturacak şekilde ve tahkikat aşamasında yapılması gereken hususlar hükme yazılmak suretiyle hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1746, K. 2024/2093, T. 18.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-1746-e-2024-2093-k-0b4606cbbec5