Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/6069 E. 2023/6500 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6069
Karar No
2023/6500
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/802 E., 2022/1252 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/433 E., 2021/671 K. Taraflar arasındaki ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil, intifa hakkının terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 879 ada 97 parseldeki taşınmazın müvekkilinin ve dava dışı kardeşi ... adına 1/2'şer hisseyle kayıtlı iken müvekkilinin haberi olmaksızın kardeşi ... 'ın 1/2 payını oğlu ...'a 21.08.2017 tarihinde bağış yoluyla tapuda devredip aynı taşınmaz üzerinde boşandığı eşi ... lehine de intifa ... tesis ettiğini, dava konusu pay devrinin müvekkiline noter aracılığıyla ya da başka bir suretle bildirilmediğini, davalının ve dava dışı babasının kötü niyetli olduğunu, intifa ... konusu taşınmaz hisseli olmasına rağmen gayrimenkulün tamamının intifa hakkına dayanılarak kullanılmaya çalışıldığını ileri sürerek; bağış yoluyla yapılan tescilin iptali ile taşınmazın diğer 1/2 hissesinin davacı adına tescilini ve şuf'a hakkının kullanılabilmesi için intifa hakkının terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; müvekkili ... ile dava dışı ... 'ın Kadıköy 1. Aile Mahkemesinin 31/10/2012 tarih 2012/871 Esas - 2012/844 Karar sayılı ilamıyla boşandıklarını, dava dışı ... tarafından İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 879 ada 97 parselde kayıtlı 4. kat, 5 numaralı bağımsız bölümün 1/2 hissesinin çıplak mülkiyetinin davalı ...'a, intifa hakkının ise davalı ...'e devirlerinin davacıya bildirilmeden yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, şöyle ki (Kapatılan) 1. Aile Mahkemesinin 2012/871 Esas - 2012/844 Karar sayılı ilamının yerine getirilmemesi neticesinde İstanbul Anadolu 19. Aile Mahkemesinin 2015/753 Esas - 2016/988 Karar sayılı dosyasında verilen hükmen tescil kararı üzerine eldeki davaya konu tescillerin yapıldığını, kötü niyet bulunmadığını, öte yandan intifa ... tesislerinde ön alım hakkının kullanımı söz konusu olmadığından ... yönünden davanın usulden reddi gerektiğini belirterek, müvekkilleri aleyhine açılan davaların reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Dava dışı ... tarafından, dava konusu bağımsız bölümün 1/2 hissesinin çıplak mülkiyetinin davalı ...'a, intifa hakkının ise davalı ...'e devirleri davacıya bildirilmeden yapılmış ise de söz konusu tescillerin; Kadıköy (Kapatılan) 1. Aile Mahkemesinin 2012/871 Esas - 2012/844 Karar sayılı ilamının yerine getirilmemesi neticesinde İstanbul Anadolu 19. Aile Mahkemesi'nin 2015/753 Esas - 2016/988 Karar sayılı dosyasında hükmen tescil kararı verilmesi üzerine yapıldığı, kötü niyet iddiasının bu sebeple yerinde olmadığı, davacının aksini ispat edemediği, davacı ile dava dışı ... 'ın 879 ada 97 parselde kayıtlı taşınmazda dört farklı bağımsız bölümün de paydaşı oldukları, tüm hisselerin davalılara devredilmediği, taşınmazın kullanımının davalılarca fiilen ve hukuken engellenmediği, aksinin de ispat edilemediği, intifa hakkının terkini talebi yönünden davanın reddi gerektiği; öte yandan dava dışı ... 'ın taşınmazdaki hissesini oğluna devretmesinin 27.03.1957 günlü ve 1956/12 Esas - 1957/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kurulu Kararında yer alan "...Ancak, paydaş payını karı ve kocaya, çocuklarına yahut akrabaya temlik ederse görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile miras hukuku ile ilgili amaçların yada bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda önalım hakkının kullanılmayacağı..." yönündeki içtihadına göre önalım hakkının kullanılmasını mümkün kılmadığı, tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın reddi gerektiği..." gerekçesiyle; tapu iptali ve tescil ve intifa hakkının terkini talepleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; yerel mahkemenin ret kararının hukuka aykırı olduğunu, dava dışı önceki malikin gayrimenkulün yarı hissesinin çıplak mülkiyetini oğluna devretmesi ve intifa hakkını ise boşandığı eski eşine vermesi görünürde hukuki olsa da gerçekte müvekkilinin mülkiyet hakkına kötüniyetle, muvazaalı olarak zarar verme amacı taşıdığını, intifa ... sonraki malikleri de bağlayacağından % 50 oranda gayrimenkulün değerinin azalmasına sebep olacağını, davalılar yararına yapılan tescillerin hukuken korunmaması gerektiğini, işlemlerdeki asıl amacın eski eşe hisse devretmek olup ancak önalım hakkını bertaraf etmek için intifanın eski eşe, çıplak mülkiyetin ise altsoya bağış yoluyla devredildiğini, gerekçeye esas alınan içtihadı birleştirme kararının dava konusu uyuşmazlıkta uygulanamayacağını, anlaşmalı boşanma davasının kesinleşmesinin 5 yıl sürdüğü iddiasının gerçek olmadığını, müvekkilinin mülkiyet hakkının dolaylı olarak yok edildiğini belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Ön alım ... paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazda, paydaşlardan birisinin payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyetin oluşması ile doğar ve satışla kullanılabilir hale gelir. Yasadan doğan bu hak bazı istisnai hallerde kullanılamaz. Örneğin, taksim, bağışlama ve fiili taksim durumunun gerçekleşmesi halinde cereyan etmez... Madde lafzında açıkça belirtildiği gibi ön alım ... ancak payın üçüncü kişiye satılması halinde kullanılabilecek bir haktır. Pay satışının paydaşlardan birine yapılması halinde bu hak kullanılamaz. Öte yandan Türk Medeni Kanununun 794 üncü maddesinin 2. fıkrasında intifa hakkına ilişkin olarak; "Aksine düzenleme olmadıkça bu hak sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlar.” hükmüne yer verilmiştir. Kuşkusuz intifa ... ayakta bulunduğu sürece üzerine yüklendiği mülkiyet hakkını içi boşalmış bir duruma sokar. Bu hak kurulurken hakka konu mal üzerindeki hak sahibinin yetkisi tamdır. İntifaya konu mal üzerinde intifa ... sahibinin kullanma ve faydalanma yetkileri de daraltılamaz. İntifa ... herkese karşı ileri sürülebilir. İntifa ... kurulurken mülkiyet ... sahibinin kullanma ve yararlanma bakımından var olan yetkileri ne ise intifa ... sahibi de o yetkileri kazanır... Somut olaya gelince; davacı taraf, intifa hakkının ön alımı güçleştirmek için muvazaalı olarak kurulduğunu, yine satışın da mahkeme protokolüne dayalı gösterilmesinin muvazaalı olduğunu, ortaklığın giderilmesi davasında ileri sürülen hakların kullanılmasının ve davanın güçleştirilmesi için aile mahkemesi kararından uzun zaman sonra bu yola gidildiğini ileri sürmüş ise de; dosyadaki resmi akit tablosunun incelenmesinde, ön alıma konu edilen payın ilk aile mahkemesi kararına dayanılarak hükmen tescil edildiği, yine aynı dayanak ilamda intifa hakkının hükmen tesis edildiği görülmüştür. Ön alım hakkının kullanılması için payın satışının söz konusu olması gerekir. Ne var ki somut uyuşmazlıkta; bedeli ödenerek yapılmış bir satış bulunmamaktadır. Davacı taraf, satışın muvazaalı olarak hükmen tescil gösterildiği ve bedel karşılığı yapıldığı yönündeki iddialarını kanıtlayamamıştır. İntifa hakkının muvazaalı tesis edildiği ileri sürülmüş ise de; intifa hakkının Kadıköy 1. Asliye Mahkemesinin 31.10.2012 tarihli kararına dayandığı, o tarih itibariyle açılmış ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, intifanın muvazaalı tesis edildiği iddiasının yerinde görülmediği, açıklayıcı nitelikteki tescilin sonradan yapılmasının muvazaaya delalet etmediği (TMK. 705-706 maddeleri uyarınca mahkeme kararıyla mülkiyetin geçmiş olduğu) değerlendirilmiş, itirazların reddi gerekmiştir..." gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü aynı nedenlerle temyiz isteminde bulunarak, hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil ve intifa hakkının tekini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, 732 nci maddesi şöyledir: “Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilirler.” Aynı Kanunun 734 üncü maddesinde, “Önalım ..., alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Önalım ... sahibi, adına payın tesciline karar verilmeden önce, satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini, hakim tarafından belirlenen süre içinde hakimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 794/2 maddesinde ise intifa hakkına ilişkin olarak, "Aksine düzenleme olmadıkça bu hak sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlar.” 3. Değerlendirme 27.03.1957 günlü ve 1956/12 E. - 1957/2 K. sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kurulu Kararında "...Ancak, paydaş payını karı ve kocaya, çocuklarına yahut akrabaya temlik ederse görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile miras hukuku ile ilgili amaçların yada bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda önalım hakkının kullanılmayacağı..." içtihat edilmiştir. O halde paylı mülkiyet halindeki bir taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya, evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu aktin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım ... ileri sürülemez. Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Yukarıda açıklanan içtihadı birleştirme kararına göre; tapudaki satış işleminin yakın akrabalar arasında olması halinde miras hukukuna dayalı bağış işlemi olabileceği içtihat edilmiş olup dava konusu temlikte ise baştan beri, "bağış" işlemi ile taşınmaz devredilmiş olduğundan anılan içtihadı birleştirme kararının bu davada uygulanması mümkün değildir. O halde; davaya konu temlik işlemi tapuda "bağış" suretiyle gerçekleşmiş olmakla, yukarıda anılan içtihadı birleştirme kararı ise yapılan temlikin tapuda "satış" olarak gösterildiği ancak gerçekte bağışlama niyetinin bulunduğu hallerde taraflar arasındaki işlemin gerçekte "bağış" olarak yorumlanmasını gerektireceğinden bahisle ön alım hakkının kullanılamayacağını içtihat etmekte olup, eldeki uyuşmazlıkta içtihadı birleştirme kararının gerekçesinin uygulanamayacağından yola çıkarak; mahkemece tapuda "bağış" suretiyle gerçekleşmiş temlik işlemi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, içtihadı birleştirme kararı esas alınarak yazılı gerekçeyle ret kararı verilmesi bozmayı gerektirmekte ise de; bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibariyle doğru olan hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca, ilk derece mahkeme kararın gerekçesinin değiştirilip düzeltilerek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bu şekliyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı vekilinin kararın gerekçesine yönelik temyiz itirazının kabulü ile sonucu itibariyle doğru olan İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2021 tarihli kararın gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bu şekliyle ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6069, K. 2023/6500, T. 21.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-6069-e-2023-6500-k-ea202e5efdbd