Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5481 E. 2022/6794 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5481
Karar No
2022/6794
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.05.2012 gününde verilen dilekçe ile el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.06.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Davacılar vekili, müvekkillerinden ...'in Ankara ili, ... ilçesi, 392 ada 14 ve 15 parsellerinin paydaşı olduğunu, diğer müvekkilinin ise tapu kayıt maliklerinden ...'ın mirasçısı sıfatıyla paydaş olduğunu, 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde dükkan bulunduğunu, davalıların bu dükkanda haksız işgalci olduğunu iddia ederek el atmanın önlenmesini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 22.05.2007 - 22.05.2012 tarihleri arasında 4.670,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..., taşınmazda kiracı olduğunu, kira bedellerini eksiksiz olarak yatırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalıların kiracı olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 15.04.2014 tarihli 2013/14462 Esas - 2014/4990 Karar sayılı ilamı ile özetle; ".... mülkiyet hakkına dayalı olarak açılmış olup davalı da haksız işgalci olarak nitelendirildiğine ve mahkemenin kabulü itibariyle taraflar arasında kira ilişkisi de bulunmadığına göre mahkemece uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hukuksal dayanağı olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir. Elbirliği halinde mülkiyet, yasa veya yasanın kabul ettiği sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin bir mala veya hakka birlikte malik olma durumunu ifade eder. Elbirliği mülkiyeti ortaklarının tüzel kişiliği yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak elbirliği ortaklarının tümüne aittir. Bu özelliğinden dolayı da elbirliği halinde mülkiyette ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Her ne kadar Türk Medeni Kanununun 702/2. maddesinde, kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oy birliği ile karar verme şartı aranmışsa da son fıkrada “ortaklardan her biri topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır” hükmü getirilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler. Aynı Kanun'un 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma ... ortadan kalkar. Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu nedenle de hâkim tarafından kesin süre verilirken; 1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması, 2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi, 3-Yapılması gereken iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi, 4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 702. maddesinin son fıkrasında "ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır" düzenlemesi yer almaktadır. Dava konusu 392 ada 14 parsel sayılı taşınmazda davacılar, 15 parsel sayılı taşınmazda ise davacı ... elbirliği paydaşlarındandır. Elbirliği paydaşlarından her biri elbirliği halindeki taşınmazın korunmasını isteyebileceğinden 392 ada 14 parsel sayılı taşınmazda davacılar, 15 parsel sayılı taşınmazda ise davacı ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bunun yanında; 30.03.2016 günlü 9. celse harç ikmali için davacılar vekiline kesin süre verilmiş ise de yapılması gereken işin masrafı miktarıyla birlikte açıkça gösterilmemiş, kesin sürenin sonuçları ilgili tarafa açıklanmamıştır. Bu gerekçeyle el atmanın önlenmesi isteminin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5481, K. 2022/6794, T. 10.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-5481-e-2022-6794-k-6fe94741d5ae