Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/4101 E. 2022/7417 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4101
- Karar No
- 2022/7417
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17/12/2010 gününde verilen dilekçe ile kadastral parselin ihyası talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13/01/2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Dava, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral mülkiyetin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat isteklerine ilişkindir. Davacı Hazine vekili; dava konusu ... Köyü 1138 (166) parsel sayılı taşınmaz Hazine adına kayıtlı iken; önce Seyhan Belediyesi, sonra da Adana Büyükşehir Belediyesince imar uygulamasına tâbi tutulduğunu, 1138 (166) sayılı parselin kadastral sınırları içerisinde kalan kısmında Kabasakal Köyü 5557 ada 11, 12, 13, 14, 15, 16 ve 17 No'lu imar parsellerinin oluşturulduğunu, bir kısmının ise park alanı olarak terk edildiğini, ancak gerek Seyhan Belediyesince yapılan 37 No'lu imar düzenlemesinin ve gerekse aynı bölgede Adana Büyükşehir Belediyesince yapılan imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edildiklerini ileri sürerek; imar öncesi duruma dönülmek suretiyle kök parselin adına tescilini istemiştir. Mahkemece; davalı ... Belediyesi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne dair verilen ilk karar, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 13/02/2018 tarih, 2017/1142 Esas 2018/1015 Karar sayılı ilamı ile; “… 5557 ada 15 parsel sayılı taşınmaz maliklerinden olan ...’un 05.01.2005 tarihinde vefat ettiği, 5557 ada 17 parsel sayılı taşınmaz maliki ...'ın 05.06.1979 tarihinde; mirasçısı Kamer ... ...'in ise 08.07.2010 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. 04.05.1978 tarihli ve 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ölü kişinin taraf ehliyeti yoktur. Ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gibi, mirasçıları davaya dahil edilemez ve bu yolda dava ıslah olunamaz. Mirasçılar aleyhine yeni bir dava açılması gerekir. Mahkemece, 5557 ada 15 ve 17 parsel sayılı taşınmaz malikleri ... ve ... mirasçıları aleyhine dava açmak üzere davacı vekiline uygun bir mehil verilmesi, açılırsa eldeki dava dosyası ile birleştirilerek taraf teşkilindeki eksiklik tamamlandıktan sonra çekişmenin esasının incelenmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı olduğu üzere işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir. " şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiş, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 01.06.2020 tarih, 2019/3778 Esas- 2020/3158 Karar sayılı ilamıyla; ''...dava konusu uyuşmazlık, eklenen bu hüküm uyarınca idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden, imar parselinin kadastral parsele ihyasına yönelik talebin dava konusu talebin, kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesi için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.'' şeklindeki gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava konusu taşınmaz davalı ... Belediyesi ve davalı ... Belediyesi tarafından imar uygulamalarına tabi tutulmuş, ancak davalı belediyeler tarafından yapılan imar uygulamaları İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Böylece, davacının maliki olduğu kadastral parsel üzerinde imar uygulaması ile oluşan imar parsellerinin dayanağı idari işlemin iptal edilmesi nedeniyle sicil dayanaksız kalmış ve TMK'nın 1025. maddesi hükmü uyarınca imar parselleri yolsuz tescil durumuna düşmüşlerdir. Bu nedenle davacının, dava açma tarihinde kadastral parselin ihyasını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece dava tarihinden sonra gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; dava, davalı ... Belediyesi ile davalı ... Belediyesi'nin yapmış olduğu idari işlem nedeniyle açılmış olup, davanın açıldığı tarihte kadastral parselin ihyasını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi gereği davacının davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden ve davacının dava açma tarihinde haklı olduğu göz önüne alındığında, yapılan yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden davanın açılmasına sebebiyet veren davalılar Adana Büyükşehir Belediyesi ile dava konusu taşınmazın belediye sınırlarında meydana gelen değişiklik ile davalı ... Belediyesi sınırlarına dahil olan davalı ... Belediyesi sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki; anılan bu hususlar kararın bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nun 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının; 1) Üçüncü bendinin çıkarılarak yerine "davacı tarafından yapılan TL yargılama giderlerinin davalılar Adana Büyükşehir Belediyesi ile davalı ... Belediyesi'nden alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin eklenmesine, 2) Dördüncü bendinin çıkarılarak yerine "Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 5.100.00 TL vekalet ücretinin davalı ... Belediyesi ile davalı ... Belediyesi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" ibaresinin eklenmesine, hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.