Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/4302 E. 2022/6013 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/4302
- Karar No
- 2022/6013
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.09.2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 30.06.2020 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.10.2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ..., diğer taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklaması dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karar bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, dava konusu 189 ada 15 parsel sayılı taşınmazın malikinin davalıların murisi ... olduğunu, vekil edeninin eklemeli zilyetlik ile dava konusu taşınmazı 1960 yılından itibaren malik sıfatıyla nizasız fasılasız kullandığını belirterek, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davaya konu taşınmazın tapulu olduğunu, tapulu taşınmazların olağanüstü zamanaşımı ile kazanılmasının mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinde sadece 54 yıldır iyi niyetli olarak malik sıfatıyla zilyet olduğunu belirttiğini, başka herhangi bir açıklama yapmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece (ilk kararda), davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27/03/2018 tarih ve 2015/21539 Esas, 2018/10070 Karar sayılı ilamında belirtilen "... mahkemece, dava konusu taşınmazın son tapu kaydı dosya arasına alınmamış, taşınmazın satış ve devrinin gerçekleşip gerçekleşmediği gözönünde bulundurulmaksızın, yargılamaya devamla hüküm kurulmuştur. O halde; uyuşmazlık konusu parsel davalılar tarafından dava dışı ...'a satış suretiyle devredilmiş ise, TMK'nın 713/2. maddesinde yazılı ölüm sebebine göre açılan davada; mahkemece yapılacak iş, davacı yana 6100 sayılı HMK'nın 125 ve devamı maddeleri gereğince seçimlik hakkının hatırlatılması, davaya yeni malike karşı iptal ve tescil davası olarak devam edildiği takdirde, taşınmazı devralan yeni malike davalı sıfatıyla tebligat yapılıp delil gösterdiği takdirde delillerinin toplanıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, gerçekleşecek sonuca göre, işin esası hakkında bir hüküm verilmesi gerekir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına karşı davalılar vekilince karar düzletme isteminde bulunulmuş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.09.2019 tarihli ve 2018/12605 Esas, 2019/7496 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar vermiştir. Bozma ilamına uyulduktan sonra mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz etmiştir. Dava, haricen satın alma ile TMK'nın 713/2. fıkrasında yer alan; "… maliki 20 yıl önce ölmüş…" hukuki sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu, 189 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tapulama yolu ile 18.10.1957 tarihinde davalıların murisi ... adına tescil edildiği, Afyon 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.05.2015 tarihli veraset ilamına göre ...'in 10.10.1978 tarihinde vefat ettiği, 03.11.2014 tarihinde ise ... mirasçıları olan davalıların tapuda intikal işlemini gerçekleştirerek elbirliği halinde dava konusu taşınmazda malik oldukları, taşınmazın (yargılama aşamasında) 13.11.2014 tarihinde dahili davalı ...’a satış yolu ile devir edildiği anlaşılmaktadır. HMK'nın 297/2. maddesi; "Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir " hükmünü içermektedir. Somut olayda, davacı vekili, TMK'nın 713/2. fıkrasında yer alan; "… maliki 20 yıl önce ölmüş…" hukuki sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Ancak, mahkemece TMK'nın 713/2. fıkrasında yer alan; "…maliki 20 yıl önce ölmüş…" hukuki sebebi yönünden bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bundan ayrı davacı, tapuda kayıtlı olan nizalı taşınmazı devralan yeni malike karşı da davayı devam ettirmiştir. Taşınmazı tapuda satın alan davalı TMK’nın 1023 maddesi hükmünden yararlanabilir. TMK’nın 1023. maddesine göre, tapu sicilindeki tescile iyi niyete dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. Bununla birlikte, 28.07.1941 tarih 4/21 sayılı YİBK ile Kanun'un iyiniyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda iyiniyetin varlığının asıl olduğu, ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı kabul edilmiştir. Yine, 08.11.1991 tarih 4/3 sayılı YİBK ile iyi ve kötü niyeti belirmiş olan bir kişinin kötü niyetli bulunduğunun ayrıca ispatlanmasının gerekmediği, vakıa ve karinelerden olayda kanunen iyiniyet iddiasında bulunmayacak durumu belirmiş olan kimsenin kötü niyetinin diğer tarafa ispat ettirilmesine sebep ve vecih kalmayacağından dava hakkının doğumunu sağlayan ve bertaraf eden iyi veya kötü niyetinin bu durumda mahkemece re'sen nazara alınacağını belirtmiştir. Mahkemece 08.11.1991 gün ve 3/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen ilkeler göz önünde tutularak karşı tarafın kazanımında iyi niyetli olup olmadıkları hususunda da araştırma yapılmamıştır. O halde mahkemece; öncelikle davada TMK’nın 713/2. maddesinde yer alan “ölüm” sebebine dayanıldığına göre, dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nın 259 ve 290/2. maddeleri gereğince keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, davacının zilyetliğinin başlangıcı ve sürdürülüş şeklinin yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı olarak sorularak (bu talebin) açıklığa kavuşturulması, yine davacı davaya konu taşınmazı satın alan dahili davalının kötü niyetli olduğu iddiasında bulunduğundan, az yukarıda açıklandığı üzere 08.11.1991 gün ve 3/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen ilkeler gereği, mahalli bilirkişi ve tanıklardan, tapuda satın alan yeni malikin dava konusu taşınmazın davacının zilyet ve tasarrufunda olup olmadığını bilip bilmediği, aynı köy ya da yerleşim alanında oturup oturmadığı, akraba olup olmadığı, bu kişinin dava konusu taşınmaza bitişik ya da yakınlarında taşınmazının bulunup bulunmadığının ayrıntılarıyla sorularak, satın alan davalının iyi niyetli olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.