Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/1727 E. 2021/4019 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1727
Karar No
2021/4019
Karar Tarihi

7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.09.2018 tarihinde verilen dilekçeyle önalım hakkına dayanan tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın kabulüne dair verilen 03.12.2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından talep edilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR Dava, önalım hakkına dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacının paydaşı olduğu 13323 ada 224 parsel sayılı taşınmazda dava dışı eski paydaş ...’in taşınmazda bulunan 33/4480 oranındaki payını 23.01.2018 tarihli satış işlemi ile 75.000,00 TL bedelle davalıya sattığını, bildirimde bulunulmadığını ileri sürerek; dava konusu taşınmazda davalıya ait payın önalım hakkı nedeniyle tapusunun iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu taşınmazdaki fiilen kullandığı yerin karşılığı olan hisseyi, payını satan ...den harici satış sözleşmesiyle 03.02.2002 tarihinde satın aldığını ve kendisine satılan kısma ev yaptığını dile getirerek, taşınmazda eylemli paylaşım bulunduğundan bahisle davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince istinaf talebinde bulunulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK'nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşları tarafından fiilen kullanılan bölümlerin olması gerekmez. Davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler var ise, satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı nedeni ile önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı kabul edilmektedir. Somut olayda; mahkemece mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanıkların dava konusu taşınmazda davacının ve harici satış sözleşmesi ile 2002 yılında pay satın alan davalının kullandığı yerlerin bulunduğunu beyan ettikleri, bilirkişilerin de davacı ve davalının bina yapmak suretiyle kullandıkları yerleri krokide gösterdiği, dava konusu taşınmazın 2004 yılından bu yana belirlenen şekilde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Fiili taksimin kabul edilebilmesi için, davalıya pay satan satıcının ve önalım hakkını kullanan davacının ayrı ayrı kullandıkları yerlerin bulunması gerekir. Dava konusu taşınmazda davalının zilyetliği, harici satış sözleşmesi ile pay satın aldığı mülkiyet hakkı sahibi ...in mülkiyet hakkına dayandığından, payını satan satıcının davalı eliyle fiilen kullandığı yer bulunduğu gibi, davacının da dava konusu taşınmazda fiilen kullandığı yer mevcut olup fiili taksim olgusu gerçekleşmiştir. Açıklanan nedenlerle, yasal olmayan gerekçeyle fiili taksim olgusunun gerçekleşmediği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HMK 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 30/06/2020 gün ve 2020/262 Esas 2020/475 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/12/2019 gün ve 2018/405 Esas 2019/342 Karar sayılı hükmünün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, karardan bir örneğin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 16.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/1727, K. 2021/4019, T. 16.12.2021, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2021-1727-e-2021-4019-k-2bf6d3b7d038