Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/9755 E. 2013/16549 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/9755
Karar No
2013/16549
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... Genel Müdürlüğü ve davalı ... vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine. 2-Davacı, davalı işverenin Afşin ilçesi ve çevresinde sondaj faaliyetlerini yerine getiren şantiyesinde güvenlik görevlisi sıfatı ile 27.07.2005 tarihinde işe başladığını, işine haksız olarak son verilen 30.11.2008 tarihine kadar çalıştığını, davalıya ait işyerinde 00:00 ile 08:00 arası çalıştığını, tek güvenlikçi olması nedeniyle hafta sonları ve genel tatillerde de aynı şekilde çalıştığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile hafta tatili, genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı ..., asıl işverenin ... olduğunu, davacının belirli süreli sözleşme ile işyerinde çalıştığını, senelik yapılan ihaleleri davalının 05/10/2007 tarihinden sonra alamadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... Genel Müdürlüğü, davacı ile idare arasında herhangi bir hizmet sözleşmesinin bulunmadığını, diğer davalının işçisi olduğunu, davacının iş akdinin haksız olarak feshedilmediğini, belirli süreli iş sözleşmesinin bitişinde hizmet sözleşmesinin sona erdiğini, davacının belirli süreli hizmet akdiyle çalıştığından ihbar öneli ve kıdem tazminatı hakkı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin belirsiz süreli iş akdi haline geldiği, iş akdinin davalı tarafından haklı sebep olmaksızın sonlandırıldığı, davalıların İş Kanunu'nun 2 nci maddesi uyarınca birlikte sorumlu oldukları kabul edilerek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatili çalışmaları karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 47 nci maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ise, resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 46 ncı maddesinde ise, Kanunun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme hakkının verileceği düzenlenmiştir. Ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatili günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir. Ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatili günlerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışmalarının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması imkân dahilindedir. Somut olayda davacının ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatil günlerinde çalıştığını iddia ettiği, davalıların ise davacı iddiasını kabul etmediği anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının tek güvenlikçi olduğu için hafta tatilleri ve genel tatillerde çalışmaya devam ettiğini iddia ettiği ve davalı işverenin talebe ilişkin aksi yönde bilgi ve belge sunmadığı gerekçesiyle ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili alacakları hesaplanmıştır. Mahkeme ise, davalıların hak edilen ödemelere ilişkin puantaj kaydı vb delil sunmadıkları gerekçesiyle ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili taleplerinin kabulüne karar vermiştir. Ancak ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili günlerinde çalıştığını iddia eden davacı işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Davacının, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatili günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilmesi mümkündür. Davacı, dosya kapsamında tanık dinletmemiş ve başkaca bir delil ile de ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili günlerinde çalıştığını ispatlayamamıştır. Bu nedenle ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatil ücreti alacakları talebinin reddedilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulünün uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 nci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir. Somut olayda, davacı taraf davasını ıslah etmiş ise de, ıslah dikçesinin davalı ... Genel Müdürlüğü'ne tebliğ edildiğine dair bir belgeye dosyada rastlanmadığı gibi duruşma zabıtlarında da buna dair bir açıklamada bulunulmadığı görülmüştür. Islah dilekçesi davalı ... Genel Müdürlüğüne tebliğ edilmeden karar verilmiş olması hatalı olup, hüküm bu yönüyle bozulmalıdır. 4-Kabule göre de; dava dilekçesi ile istenen 200,00 TL ulusal bayram genel tatil ücretinin 180,99 TL'lık kısmının kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kabulüne göre ulusal bayram genel tatil ücretinin 19,01 TL'lık kısmı reddedildiği halde davanın kabulüne denmek suretiyle reddedilen bu miktarın yargılama giderleri ve avukatlık ücreti yönünden dikkate alınmamış olması hatalı olmuştur. O halde davalılar vekillerinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/9755, K. 2013/16549, T. 09.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-9755-e-2013-16549-k-fb726f495393